Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Can Öztürk şube binasında düzenlediği basın açıklamasıyla yargı emekçilerinin biriken sorunlarının bir an önce çözülmesini istedi.

Kurul üyeleri ile birlikte toplantı düzenleyen Can Öztürk “Elbette yargıda gidilen liyakatsiz yapılanma, yargı çalışanları için başlı başına bir soruna dönüşmüş durumdadır. Artık yargı çalışanları üzerinde bir hizaya getirme, terbiye etme aracına dönüşen baskı/mobbing uygulamalarına bir son verilmelidir. Sendika olarak biz, adalet talebini, emek ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve yargı çalışanları dahil olmak üzere, bütün çalışanların/emekçilerin daha iyi özlük hakları ve daha sürdürülebilir bir ücret gibi temel haklarını talep etme mücadelesini vereceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz” dedi.

YARGI, YARGI EMEKÇİLERİNE ADİL DAVRANMIYOR!
YARGININ BAĞIMSIZLIĞINI, YARGI EMEKÇİLERİNİN HAKLARINI İSTİYORUZ!

Değerli Basın Emekçileri;
Biz, ülkemizde iktidarların evrensel hukukla arasının iyi olmadığını, iktidar ve iktidara güç verenlerin, hukukun üstünlüğüne değil, hak ve özgürlükleri içinde barındırmayan kanunların uygulanması tarafında yer aldığını elbette biliyoruz. Bu temelden hareketle, emek ve demokrasi mücadelesinin aynı zamanda bir hukuk mücadelesi olduğunun, etkin bir adalet talebini de kapsadığının, dolayısıyla hukuk mücadelesinin; emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındayız.

Bütün bu tarihsel sürekliliği bilmekle birlikte, günümüzün artık farklı olduğuna, artık hukuktan bağı koparılan kanun uygulamalarının ötesine geçildiğine, kötü kanunun da artık siyasi illiyet üzerinden uygulandığına ve kanunun şimdiye kadar hiç olmadığı kadar iktidarın açık aracı olarak kullandığına tanıklık etmekteyiz.

 

Her sıkıştığında, kendi tabanını konsolide etmek için ötekileştirme dilini kullanan iktidar, antidemokratik uygulamalarda her geçen gün el yükseltiyor. Her gün neredeyse 4 kadının öldürüldüğü bir ülkede, kadın katliamı boyutuna varan şiddeti önlemek yerine, koruyucu yasaları uygulamıyor, hatta tüm hukuk normlarını hiçe sayarak, bir geceyarısı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesini rafa kaldırıyor, ‘İstanbul Sözleşmesi Bizim Vazgeçmiyoruz’ yazan pankartlara el koyuyor, üniversitelerine sahip çıkan öğrencileri yerlerde sürüklüyor, tekmeliyor, boğazlarını sıkıyor, halkın iradesini yok sayıp belediyelere kayyımlar atıyor, seçilmiş vekillerin milletvekilliklerini düşürüyor, odalarından yaka paça gözaltına alıyor, bu da yetmiyor hastanelik ediyor, milyonlarca seçmeni olan partiye kapatma davası açıyor, emekçilerin, halkın ‘128 Milyar Dolar Nerede’ sorusunu yargılıyor. Erkin hukuksuzluğu hakim ve savcılar eliyle de sürdürülmekte. Polikliniklerde doktorlara, adliyelerde personele baskı, mobbing yapılmakta.

Ve biz yine biliyoruz ki; hukuk ve demokrasinin olmadığı bir yerde adil bir gelir dağılımı da olmaz. Zira hukuk ve demokrasiden uzaklaşıldığı ölçüde iktidarların hesap vermeme cüretinin baş verdiği ve zamanla arttığı, yolsuzluk ve çürümenin bir zenginleşme aracına dönüştüğü tartışılmaz bir olgudur.

Değerli Basın Emekçileri;
Şüphesiz hukuk ve demokrasinin olmadığı yerde, maalesef bugün olduğu gibi, geniş yığınların mağdur olduğu bir tabloya, yine bir suç işleme cinneti eşlik etmektedir. Yaşanan bu mağduriyet ve cinnet haline gelen suç artışı, yargı çalışanlarının iş yükünü artırmakta; yaşanan yoksulluk, yargıda icra dosyası olarak biriktiğinden adalet binaları içinde ayak basabilecek her yere yeni icra müdürlükleri açarak çözüm bulunmaya çalışılmaktadır.
Asgari bir yargı adaletini sağlamayan/sağlayamayan iktidar ve yargı erkleri, yargı hizmetinin verilmesinin ayrılmaz bir parçası olan yargı çalışanlarımızı da mağdur etmeye devam ediyor.

Elbette yargıda gidilen liyakatsiz yapılanma, yargı çalışanları için başlı başına bir soruna dönüşmüş durumdadır. Artık yargı çalışanları üzerinde bir hizaya getirme, terbiye etme aracına dönüşen baskı/mobbing uygulamalarına bir son verilmelidir.

Adalet Bakanlığı bünyesinde biriken ve yargı çalışanlarına dağıtılması gereken ancak uzun zamandır yargı çalışanlarına verilmeyen HAVUZ paraları, daha fazla geciktirilmeden yargı çalışanlarına ödenmelidir.

Yoğun iş yükünden dolayı mesai saatleri dışında yapılan fazla çalışmaların karşılığı olan “fazla mesai ücreti”, sınırlandırma yapılmaksızın, bütün yargı çalışanlarına ödenmelidir.
Yine mesai saatleri dışında çalışmak zorunda kalan yargı çalışanlarına, yol ücreti de ödenmelidir.

Kurum içi yükselme sınav hakkı, bütün yargı çalışanlarına tanınmalı, artık başlı başına hukuk dışı bir uygulamaya dönüşen ve kadrolaşmanın temel argümanı olan “mülakat” uygulamalarına bir an önce son verilmelidir.

Değerli Basın Emekçileri;
Sendika olarak biz, adalet talebini, emek ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve yargı çalışanları dahil olmak üzere, bütün çalışanların/emekçilerin daha iyi özlük hakları ve daha sürdürülebilir bir ücret gibi temel haklarını talep etme mücadelesini vereceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Yaşasın BES, Yaşasın KESK, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz

BES Antalya Şube Yürütmesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here