“……Bir kerre vakterişip / “Gayrık yeter” demesinler / Ve bir kerre dedier mi / “İsrafil sürunu urur / Mahlukat yerinden durur / Toprağın nabzı başlar / Onun nabızlarında atmaya / Ne kendi nefsini korur / Ne düşmanı kayırır / Dağları yırtıp ayırır / Kayalar kesip yol eyler / Abı hayat akıtmaya.” Nazım Hikmet

ABD’de siyahi genç Floyd’u beyaz bir polisin öldürmesinin ardından, yer yerinden oynadı, oynamaya da devam ediyor. Yüzlerce yıldır baş edilemeyen ırkçılık, yine görevdeydi.

 Bütün insanlık ırkçılığın ne kadar tehlikeli, hatta korkunç olduğunu bilir. İvedilikle ortadan kalkması gerektiğini de. Yine bilinir ki her insanın kanı kırmızıdır. Peki neden yüzlerce yıldan beri ırkçılıkla baş edilemez? Kimin suçudur bu? Politikacıların mı, sermayedarların mı, din görevlilerinin mi, görüp görmezden gelenin mi, tanık olup gizlenenin mi, Ya da hepsinin mi, hepimizin mi? F. Fenelon’un dediği gibi “Bütün savaşlar iç savaştır, çünkü bütün insanlar kardeştir. Her kişi insan ırkına , doğduğu ülkeye olan borcundan sonsuz daha fazla borçludur.”

Kimin işine yarar bu düşmanlık? Kim beslenir ölümden, kandan? Bu düşmanlıktan neden hep yoksul kesim etkilenir? Neden her zaman ölüm yoksula düşer? Ve neden yoksulluk sürekli üretilir? Varsıllar, neden yoksulların sırtından geçinir? Yoksul ezildikçe, yoksul öldükçe, varsılın cüzdanı neden şişer? Ve bizler neden sorgulamadan inanırız? Neden ağır uykulardan uyanamayız? Biz uyudukça, ölüm kapımızdan neden gitmez? Artık horozun sesine kulak versek mi? Uyanıp sorgulamaya başlasak mı? Yoksa Eyüboğlu haklı mıydı, “Uyandırsam da uyanası yok” derken?

 ABD’de de polis şefi, Trump’a “Yapıcı bir şey söylemeyeceksen çeneni kapat” dedi. Devlet başkanı, bundan dolayı ona dava açmadı, onu zindana atmadı, atamadı. Çünkü polisin görevi, huzuru sağlamaktı. O da görevini yapıyordu, görevini engelleyeni uyarmak da görevleri arasındaydı. Her lider gibi Trump, orduyu halkın üstüne sürmek istedi, o zaman da asker dişini gösterdi ve eylemcilerin üstüne gitmedi, Trump’u bu anlamda dinlemedi.

ABD halkı “Gayrık yeter” dedi. Bu ses Avrupa’da yankılandı. Umuyorum ki dünyaya yayılacak. Biz bu siyah öfkenin neresindeyiz? Eşitlik isteyen eylemcilere destek veriyor muyuz? Vermemiz gerekmez mi? Sadece seyirci kalırsak, tarih bizi suçlamaz mı? Buna benzer geçmişte ayıplarımızdan hala pişmanlık duymuyor muyuz? Örneğin Cezayir ve Filistin. Günü kurtarmak bize yeter mi? Geleceği de hesaplamak gerekmez mi?

ABD’de ünlü sanatçılar, eyleme tam destek veriyor. Sanat ve sanatçının her zaman muhalif olması gerektiğini unutmuyorlar. Eşitliği savunmanın sadece salonlarda olmadığını da biliyorlar.

Ünlü film yapımcısı J.J. Abrams, ırkçılıkla mücadele eden kuruluşlara 10 milyon dolar bağışlayacağını açıkladı.

Malcom X “Irkçılık, ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.” diyor. Her hastalığın bir tedavisi yok mudur? Bunun da olmalı ve insanlık elinden geleni yapmalı. Yoksa tarih kitapları kapkara bir utanç olarak yazılacak. Irkçı düşünce de ayrık otu gibi her yeri arsızca saracak. Ondan sonra mücadele çok daha zor olacak. Bunun da en kısa yolu, yapıcı bir şey söylemeyeceklerin susması, doğruları bilenlerin de hemen konuşması. En önemlisi de “Gayrık yeter” demenin tam zamanı.   

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here