İyice bozulan ekonomiyle birlikte, sürekli yükselen kitap fiyatlarından dolayı okurun kitaba daha az para ayırabilmesi, dolayısıyla kitabevlerinden okurun ayağının kesilmesi, gelenlerin önemli bir kısmının da internet satış sitelerinin yüksek indirimli kitap fiyatlarını cep telefonundaki görselle adeta bir tehdit gibi kitapçıya sunması yüzünden küçük kitapçılar şu sıralar gerçekten de sinir krizinin eşiğinde dolaşıyor. Kitapta KDV nin kaldırılması da bir çare olmadı. Çünkü son bir yılda birçok yayınevi kitap fiyatlarını %60 a varan bir oranda arttırdı ya da arttırmak zorunda kaldı.

Kitap Almak Sadece Kitap Almak Değildir
Kitap, yaşantımızdaki her şeyin inanılmaz bir hızla aktığı, takip etmeyi istediğimiz veya zorunda kaldığımız şeylere ulaşma çabası içerisindeyken nefes nefese kaldığımız bir dünyada insanın durup dinlenebildiği ve kendisini müşahede altına alabildiği en önemli araçtır. Bu nedenledir ki kitap almak sadece kitap almak, kitap okumak ise sadece kitap okumak değildir. Sürecin başlangıcı olan kitabı edinme eylemi kendi içerisinde birçok ayrıntı barındırır. Örneğin bir AVM zincir mağaza kitapçısından kitap alımınıza mağazadaki hediyelik eşyadan tutun çakmağa, çakıya, oyuncağa ve çikolataya kadar birçok nesne eşlik eder. Çünkü bu tür mağazalar yılsonu değerlendirmelerinde kaç metrekarede ne kadar ciro yaptıklarını esas alırlar. Alacağınız kitabın çevirmenini sorduğunuzda ise tatmin edici bir cevap alamazsınız. Ve çalışan size bilgi vermeye can atsa bile sık sık eleman değiştiği için o bilgiye haiz değildir. Hatta belki de çalışanın sizinle fazla konuşması bile yasaktır. Eğer ne istediğini bilen bir okur değilseniz onlarca rafta öne çıkarılan kolay tüketilir ve edebi değerden yoksun kitaplarca manipüle edilirsiniz. Bu durum özellikle genç okurlar için çok tehlikelidir. Bazen bir kitap okursunuz ve gerçekten de hayatınız değişir. Onun içindir ki seçiminiz çok önemlidir.

İşin diğer bir boyutu da zincir mağaza kitapçısından aldığınız her kitabın sektördeki tekelleşmeye hizmet ediyor olmasıdır. Bu tekellerin, yönetiminden son derece rahatsız olduğunuz hükümetlerle dirsek temasında olması veya organik bir bağ kurmuş olması da hiç şaşılacak şey değildir.

Kitap sektöründeki tekelleşmenin en üst boyutunu ise internet satış siteleri oluşturmaktadır. Ülkemizde internet satışındaki haksız rekabete dair herhangi bir düzenlemenin olmaması satış sitelerinin kampanya adı altında istediği gibi fiyat oynatabilmesine izin vermektedir. Bu durum başlangıçta okura ucuz kitap sunma açısından cazip görünebilir fakat ileriki zamanlarda tüm rakiplerini yok edebilecek bu tekeller okuru istediği gibi manipüle edebilir. Fiyatları da diğer tekellerle ya anlaşarak ya da onları ortadan kaldırarak arttırabilir. En önemlisi de elindeki kitabı satmak için aldığında küçük yayınevlerine ezici bir ekonomik sözleşme dayatabilir ki bu küçük ama önemli yayınevlerinin uzun vadede yok olması anlamına gelir. İstanbul’daki birçok butik kitabevinin rekabete dayanamayarak yerini şimdi kozmetik ve tekstil mağazalarına bıraktığı da herkesin bildiği bir gerçek.

İnternet satış sitelerinin Türkiye’deki işçi çalıştırma koşullarını tam bilmiyoruz ama çok iyi olmadığını tahmin edebiliyoruz. Bağımsız kitabevlerine göre daha ucuz kitap satmanın elbette işçiye de bir faturası olacaktır. Aynen ucuz tekstilin büyük bir emek sömürüsüyle tüketiciye ulaştığında olduğu gibi. Örneğin Amazon satış sitesinin deposunda çalışan işçilerin çişi geldiğinde, fazla tuvalete gitmesinler diye altlarına bez bağlattırıldığını işçilerin kendi beyanlarından biliyoruz. Bu durum haber olduğunda büyük tepki almasına rağmen şimdi unutuldu gitti.

Bağımsız Kitabevlerinin Varlığı Neden Önemli?
Kitap alma eylemi başka nesnelerin alışverişine oranla içinde çok önemli bir sosyallik barındırır. Pazardan, marketten bir şey aldığınızda satıcıyla fazlaca sohbet etmezsiniz gerçi eskilerde mahallenizdeki bakkallarla sohbet ederdiniz ama şimdi o da edilmez oldu. Fakat bir kitabevinden kitap aldığınızda çalışan da buna açıksa onunla hemhal olma şansınız çok yüksektir. Kitabın çevirmeni, şiir, edebiyat, felsefe, sosyoloji, ekoloji, kentin sorunları, çay, kahve derken zaman akıp gider. Kimi zaman bir yazarla, şairle, editörle, çevirmenle veya gazeteciyle veyahut düzenli gelen kıdemli okurlarla karşılaşıp arkadaş olma şansınız vardır. Karaladığınız birkaç satır şiirinizi ya da üzerinde çalıştığınız bir öyküyü paylaşırsınız onlarla. Eğer bir akademik çalışma yapıyorsanız kim bilir tıpkı Zweig’ın Sahaf Mendel’i gibi bir sahaftan kaynak desteği alırsınız. Emeğiniz ortaklaşır.

Evinizde, kitap satın alıp okuduğunuz için size kızan bir eşiniz varsa gelip dertleşirsiniz, rahat bir nefes alırsınız, kimi zaman da yalnızlığınızı paylaşırsınız kentinizin kitapçısıyla. Aldığınız kitap önerisiyle hayatınız değişmez belki ama bir şeyler canlanır içinizde. Hele de kitabevi sosyal sorumluluk sistemiyle raflarını oluşturmuşsa belki daha önce üzerine hiç düşünmediğiniz vegan-vejetaryenlik, toplumsal cinsiyet ve ekoloji politikalarıyla tanışıp meşgul olursunuz bundan sonra. Birçok yazarın sürekli gittiği sahaflar vardır ve orası onlar için bir maden gibidir. Her gittiğinde ikinci elden yeni gelen ve hiç karşılaşmadığı bir kitapla karşılaşma heyecanıyla giderler o sahaflara.

Çocuklar ve gençler, bir gecede yazılan edebi değerden yoksun ve berbat çevrilmiş kitaplar yerine ruhunu örselemeyecek birçok kitapla karşılaşır özenli ve nitelikli kitabevlerinde. Gittikleri kitapçı, okullarına çeviri-şiir-edebiyat-felsefe üzerinden söyleşiye geldiğinde ise başka bir bağ kurarlar onunla, okulun resmiyeti kırılır bir anda.

Bir ağ oluşur okur, yazar, şair, çevirmen, editör, mücellit* ve kitapçı arasında. Bu ağ kentin en önemli sosyal ağıdır. Buradaki etkileşim, sinema, tiyatro, konferans gibi kültürel etkinliklerden farklı olarak diyaloğa dayalı ve sürekliliği olan bir etkileşimdir.

Sevdiğiniz ve özel bir bağ kurduğunuz kitaplarla daha çok karşılaşma ihtimaliniz vardır butik kitabevlerinde. Onlar AVM kitapçısı gibi satıp satmama oranı üzerinden raf ömrü biçmez kitaba ve edebi, akademik değeri üzerinden yaklaşarak çoğu kitabı demirbaş listesine koyar. Okuyup çok etkilendiği başyapıt kitapları başkaları da okuyup etkilensin diye canhıraş bir çaba verir kitapçı.

Küçük kitabevlerini çok mu idealize ettik? Tabii ki birçok küçük kitabevinin söylediğimiz gibi derdi olmayıp sadece ticari yaklaşarak niteliksiz bir kitapçılık yapma ihtimali var ve bunun çok örneği olduğunu da biliyoruz. Ancak bu durum küçük kitabevlerinin varlığının önemini kesinlikle ortadan kaldırmaz. Zira zincir mağaza kitapçılığı ve internetten kitap satıcılığıyla kıyaslanamayacak ölçektedir bu durum.

Ne Yapmalı?
Özellikle bütçesi çok sınırlı ve kitaba erişimi zor yerlerde yaşayan insanlara internetten ucuza kitap almamayı salık vermek pek gerçekçi bir yaklaşım değil. Ancak farklı ülkelerdeki deneyimleri de göz önüne alarak uygulanabilir öneriler geliştirmemiz lazım.

Öncelikle yayınevleri, yayıncılar birliği ve devletin ilgili kurumları bir araya gelip kitap fiyatlarının aşağı çekilmesi için neler yapılabilir ciddi bir uğraş vermelidir. Kitap fiyatlarının ülkemizdeki insanların gelir düzeyiyle doğru orantılı olması gerekir. Gerekirse kitapçılık sektörüne pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır. Kitabın üretim maliyetleri düşürülmelidir.

Bundan sonraki adım butik kitabevlerini koruyacak ve haksız rekabetin önüne geçilecek önlemler olabilir. Örneğin Almanya’da bu nedenle sabit fiyat uygulaması var. Kitap satılan her yerde kitabın fiyatı aynı. O nedenle gittiğiniz herhangi bir ilçede bile orta ölçekli bir kitabeviyle karşılaşıyorsunuz. Fransa’da ise internet satışında %15 den fazla indirim yasak ve kargoyu her koşulda alıcı ödüyor. Bu da insanların kitabevlerini tercih etmesi için etkili oluyor.

Diyelim ki kısa vadede herhangi bir düzelme gerçekleşmedi siz yine de başka şeylerden kısma imkanınız varsa kitabevlerini tercih edin. Çünkü bunu yaparak hepimiz için önemli olan kamusal alanın niteliğine ve güçlenmesine ciddi bir katkı yapmış olacaksınız.

*Mücellit: Kitap tamir edip cilt yapan kişi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here