“Hiç bir zaman gökten gül yağmaz. Daha çok gül istersek, daha çok fidan dikmeliyiz.”George  Eliot

Günlerdir hatta aylardır Corona Virüsü ile uğraşıyoruz. İnternette kirli bilgiler dağ gibi yığıldı. Demokrasinin olmadığı yerde doğru bilgi olur mu? Ancak bizim içimizdeki korkuyu daha da büyüten bilgiler sürümde. Herkes kendini doktor sanıyor. Kimisi sarımsak diyor kimisi süt vb…Anladığımız kadarıyla henüz elimize ulaşan bir ilacı yok. Gerçek olan bu.

Sokağa çıkma yasağının ayrımcılığı körüklemesinden tutun da, insanların hastalığı ciddiye almayıp sokakları doldurmaya devam etmesi, hatta virüsle dalga geçmesi, cahilliğin boyutlarını önümüze seriyor. Algıda zorlanan insanları gördüğümüzde, sandığımızdan daha da cahil olduğumuzu anlıyoruz. İnsanların gözüne atılan külün kör edici özelliğini şaşırarak görüyoruz.

Şimdi en çok merak ettiğim ve sabırla bir açıklama yapmalarını beklediğim kişiler var. “Biz cahili severiz, cahile güveniriz” diyerek, bilime düşman olanların ne diyeceğini merak ediyorum….Güvendikleri kesimin karantinadan kaçışını, hatta polisin yüzüne tüküreni, bir türlü onlara konunun önemini anlatamadıklarını görünce, yüzlerinde bir utanç görmeyi bekliyorum.  

Her fırsatta kötüledikleri sosyalist ülkeler, bu duruma çare arıyorlar. Küba, küçücük bir yoksul ülke. Ancak paylaşım eşit. Hal böyle olunca aç yok, açıkta kalan yok, muhtaç olan yok, dilencinin olmadığı tek ülke. Şimdi neredeyse dünyaya elini uzatmaya, gücünü katmaya çalışıyor. İtalya’ya hem ilaç hem de doktor gönderiyor, karşılıksız. Çünkü kapitalistler gibi para öncelikli değil. İnsan öncelikli. Oysa biz çoktan başlamışız fırsatçı testler yapmaya, büyük paralar karşılığında. Sağlıkta özelleştirmenin sonucu.

Öte yandan çalışanlarını işten ücretsiz izinli ayıran ayırana. Buna iktidarın bir cümle ettiği yok. Evde aç bilaç nasıl otursun? Bundan sonra sizin “Ey sevgili halkım her şey sizin mutluluğunuz için” diye başlayan cümlelere kim inanır? Yani size şimdiye dek inananlar inanır mı? Duanın bu virüsü öldürmediğini gördüler. Camiler kapatılınca gökten taşın düşmeyeceğini de anladılar. Şimdi halkın güvenini gerçekten bilimle birlikte bir şeyler yaparak kazanabilirsiniz. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” demiştiniz ya işte öyle. Hani “Maymun gözünü açtı da derler.” Şimdi KHK ile görevinden edilen sağlık görevlilerin çağrılma zamanı, hatta emekli doktor ve sağlıkçıların göreve çağrılma zamanıdır.

Sabahtan beri bir çok telefon aldım. “Bir ihtiyacın varsa beni, bizi ara” diyen. İşte şimdi bunun zamanı. Şimdi Ubuntu zamanı. Azı bölüşmek, birlikte gülüşmek zamanı. Her ne kadar evden çıkma yasağı olsa da insan sıcaklığı bir telefon uzağımızda.  Yarışma kakışma çekişme değil, dayanışma zamanı. Partiler de öyle. Madem hepiniz programınıza yazıyorsunuz, gösterin şimdi insan merkezli mi çabalarınız? Ben ubuntuyu hissettim. Örgütlü olmanın güvenini hissettim. Yalnız yaşadığım halde, hiç de yalnız olmadığımı anladım. Ne olursa olsun dayanışabiliriz. Paylaşabiliriz. Tam da bugünler Ubuntu zamanıdır.

“Gül yaprağı gibi düşer kimi  kez / Dal uykularının yüzüne gün ışığı /  Kuş cıvıltıları sarar bütün dünyayı /  Ve bir sevinç dolar yüreğine apansız / Uzanıp bütün pencereleri açmak /  Merhaba demek ister güneşe /  Merhaba yaşamak / Merhaba Dünya.”  Ahmet Telli

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here