Eğitim-Sen Antalya Şubesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün içeriğine uygun kutlanması ve eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması için 23 Kasım’da Ankara’da düzenlenecek büyük mitinge katılım çağrısında bulundu

Eğitim-Sen Antalya Şubesi, 23 Kasım’da Ankara’da yapılacak olan mitinge çağrıda bulunarak, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün içeriğine uygun kutlanması ve eğitim emekçilerinin taleplerini açıklamak için İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan ve üzerinde “Öğretmenler sahte günlerinize doydu. Kadrolu iş, güvenceli gelecek, insanca yaşam istiyoruz. 23 Kasım’da Ankara’dayız “yazılı pankart açan grup adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Yine yeni bir 24 Kasım arifesindeyiz. 24 Kasım, öğretmenlerin de ülkemizin de tarihinde önemli bir yere sahip olmayan, adına tören düzenlenenlerin ve kutlama yapılanların bolca nutuk dinlediği bir gün. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve gelmesiyle başlayan, iyi niyetle hazırlandığını düşündüğümüz kişisel gelişim etkinliklerinin sınırları zorladığını, hatta öğretmeni hafifseyen bir noktaya geldiğini söylememiz lazım. Öğretmenlerin müzeleri, tarihi yerleri, farklı mekânları gezmesi; sanatsal ve kültürel etkinlikler içinde bulunması elbette güzel bir durumdur ama bu üstten emirlerle gerçekleştirilemez” ifadelerini kullandı. Tüm eğitim ve bilim emekçilerine yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Öztürk, eğitim emekçilerinin taleplerini sıralayarak 23 Kasım’da Ankara’da yapılacak olan mitinge çağrıda bulundu.

Değerli basın emekçileri,

Sevgili mücadele arkadaşlarım,

Yine yeni bir 24 Kasım arifesindeyiz. 24 Kasım, öğretmenlerin de ülkemizin de tarihinde önemli bir yere sahip olmayan, adına tören düzenlenenlerin ve kutlama yapılanların bolca nutuk dinlediği bir gün.

Vaatlerden, kutsal oluşumuzdan, değerimizden söz edilecek bolca… Bizim adımıza tören düzenleyenler bizi bir asker nizamıyla “Öğretmen Festivali(!)”ne, adımıza düzenlenen uçurtma şenliğine, doğa yürüyüşlerine, film izlemeye, gezmeye… çağıracak. Burada bir garabet yok mu? Öğretmenler bütün bu etkinlikleri kendi başına yapamıyor da bir emir komutaya mı ihtiyaç duyuyorlar?

Sayın Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve gelmesiyle başlayan, iyi niyetle hazırlandığını düşündüğümüz kişisel gelişim etkinliklerinin sınırları zorladığını, hatta öğretmeni hafifseyen bir noktaya geldiğini söylememiz lazım. Öğretmenlerin müzeleri, tarihi yerleri, farklı mekânları gezmesi; sanatsal ve kültürel etkinlikler içinde bulunması elbette güzel bir durumdur ama bu üstten emirlerle gerçekleştirilemez.

Burada istenen öğretmenin gelişimi ise onun olanaklarını sağlamaktır Bakanlığın görevidir. Balık tutacak oltası ya da hiçbir araç gereci olmayana araç-gereçle, oltayla balık tutmayı öğretemezsiniz. Bizim araç-gerece, oltaya ihtiyacımız var.

Yol arkadaşlarım, mücadelede etmekten vaz geçmeyen dostlar,

Bunun için de öncelikli olarak:

Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır…

Eğitim ve bilim emekçilerinin satın alma gücünde ve ücretlerinde yaşanan kaybın giderilmesi için ek zam yapılmalıdır.

Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır.

Vergi diliminden kaynaklı kayıplarımıza son verilerek, emekçiler için gelir vergisi oranı sabitlenmelidir.

Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, ek ders saat ücreti hesaplanırken bir öğretmenin aylık maaş tutarı esas alınmalı ve gelir vergisinden muaf tutulmalıdır.

Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmelidir.

Dostlarım, intihar girdabına sürüklenen atanamayan ve güvencesiz çalıştırılan eğitim emekçileri,

Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, sözleşmeli öğretmenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir.

2020 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır…

Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine yılda iki kez en az bir maaş tutarında ödenmelidir…

Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalıdır.

Değerli basın emekçileri,

MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına (%6) çıkarılmalıdır…

Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.

MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokoller iptal edilmelidir.

Taleplerimizi haykırmak, Bakanlık ve iktidar üzerinde bir baskı oluşturmak;

Haklarımız, Geleceğimiz ve Öğrencilerimizin Eğitim Hakkı İÇİN 23 Kasım’da tüm eğitim emekçilerini ve halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın sınıf dayanışması.

Kadir ÖZTÜRK                                                                 

EĞİTİM SEN ANTALYA ŞUBE BAŞKANI







CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here