Dünyayı anlamak yetmez,  onu değiştirmek gerekir

Napoli’de bir Antalyalı
Vedi Napoli, e poi muori

Napoli, sadece İtalya’nın değil, tüm Akdeniz’in en güzel yerlerinden birisidir. Burada dört mevsim yaşanmaz. Yazlar sıcak, kışlar yağmurlu geçer. Ama Napoli’ye damgasını vuran mevsim bahardır. Tıpkı Antalya gibi, iklimi dolayısıyla buraya binlerce yıldır yerleşen uygarlıklar olmuş ve Napoli bu uygarlıklardan oluşan bir sanat eserine dönüşmüştür. Siyah volkanik taşla döşenmiş caddeleri, kaldırımlarıyla fotoğrafçıların ilham perisini beklemelerine gerek duymadıkları ender yerlerden birisidir. Bu güney İtalya incisinde bahar boyunca güneş hemen hemen her zaman parlar, gökyüzü maviliğinde insan kendini kaybeder ve hava her zaman insan ruhunu sonsuzluğa taşıyan sakinliktedir. Portakal çiçeklerinin kokuları yasemin esintileriyle karışır ve sizi hiçbir yerde yaşayamayacağınız duygulara sürükler. Yiyecekler lezzetli ve buraya özgün, şarap çok iyi kalitede ve ucuzdur. Sokaklarda oynayan çocuklar, kapı önlerin çektikleri sandalyelerde oturup muhabbet eden kadınlar kente, en azından kentin önemli bir bölümüne, hayat vermektedir. Gürültü, kalabalık, hareket ve renk demektir benim için Napoli. Baharda daha başka ne istenir ki?

Mezzogiorno
Napoli’nin güney sahillerine Amalfi bölgesi denir. Romantik Amerikalılar, zengin Ruslar ve meraklı Avrupalıların tercih ettiği tatil bölgelerinin başında gelir. Capri adası dediğimde ne dediğimi anlatmış oluyorum diye düşünüyorum. 10 km² Bu tatil bölgesine İtalya’ya gelen turistlerin sadece %13’ü gitmektedir. Roma’nın güneyinde kalan, başta Napoli şehrinin bulunduğu Campania eyaleti olmak üzere olmak üzere bölge “Mezzogiorno” adıyla anılır. Mezzogiorno İtalyanca “gün ortası” veya “güney” demektir. Biraz da aşağılayıcı bir tonla söylenen bu kelime Napoli’yi ve Amalfi’yi çok iyi tanımlıyor. Güney insancıldır, sıcaktır ve yaşam kaynağıdır. Napoli’de öyle…

Kuzey İtalya’nın ukala “vatandaşları”, Napoli’den bahsederken “Görülecek hiçbir şey yok” derler. Oysa İtalya’nın geri kalan tüm bölgelerinden fazla görülecek şey vardır “Mezzogiorno”da. Napoli’de, Palermo’da ya da Calabria’da turistin az olması İtalya için bir kayıp, fakat bölgeyi seven ve sık sık gidenler için ise büyük bir avantajdır. Roma’nın, Frienze’nin, Venedik’in milonlarca turistten dolayı oluşan yoğun “turist havasından”, “Mezzogiorno” gerçek İtalya’yı anlatır gelenlere, gerçek İtalyan kültürünü ve doğal güzelliklerini…

Hızlı tren mi, Yavaş Yaşam mı?
Altyapı İtalyan siyasetçilerin dillerine doladıkları bir konudur burada. Sicilya’ya bir köprü ve denizin altından bir tünel Berlusconi gibi “kaşarlanmış” siyasetçilerin her seçim döneminde kullandıkları bir tezdir. İtalyan sağcılara göre “Mezzogiorno” halkı tembeldir, yavaştır. Otoyollar, hızlı tren yolları onları çalışmaya zorlayacaktır. İtalyan hızlı tren ağı Napoli’nin 300 Km kuzeyinde sona erer ve “mezzogiorno” da saatte 15 Km hız yapan trenler hala vardır. “Mezzogiorno” halkı trenleriyle mutludur. Güneyde Catanzara’dan Kuzeyde Venedik’e yaptığım bir tren yolculuğunda Roma’ya kadar ve Roma’dan sonra trenlerin nasıl değiştiğini görünce çok şaşırmıştım. Ben şahsen “Mezzogiorno”nun çevreye zarar vermeyen, çevreyle uyum içinde giden, yavaş ama emin trenlerini, saatte 300 km hızla, viyadükler üzerinde ve tünellerle delinmiş dağlarda giden hızlı trenlere tercih ederim.

Yeraltı Kiliseleri
Napoli’de dünyada hiçbir yerde sahip olmadığınız ayrıcalıklara sahipsiniz. Örneğin, antik manastırlarda konaklayabilir, konakladığınız odanın alt katındaki kiliseden gelen koro seslerini duyabilir veya iki kat aşağında, volkanik taşların oyulması ile yapılan bir mezarlıkta dik gömülmüş, daha doğrusu duvara kafatasları çakılmış antik mezarlığı ziyaret edebilirsiniz. Yüzlerce kilise, basilica, manastır ve katedral kente ruhsal bir hava vermekle kalmıyor fakat aynı zamanda kente gelen misafirlere seçme zorunluluğu da getiriyor. Napoli’nin tarihi şehir merkezi ve ünlü arkeoloji müzesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden… Daha önce bahsettiğim yeraltı kiliseleri ve mezarlıkları da mutlaka görülmeli. Santa Maria della Sanita kilisesinin altındaki yeraltı kilisesi en meşhurlarından biri. Kraliyet sarayı ve hemen önündeki Plazza del Plebiscito size Napoli’den unutulmaz görüntüler bırakacaktır. Güçlü bir Katolik kültüre sahip olan Napoli, doğal olarak “mucize” kültünü yaşamaktadır. Via Tribunali (Tribunali caddesi) boyunca sıralanan kiliselerde 1960’larda yasaklanana kadar insanlar iskeletlerle konuşuyormuş. O kadar ki lotoda hangi numaraların çıkabileceğini sorup, öğreniyorlarmış! Ben de sordum, Türkiye’nin işini biz bilmeyiz dediler! Napoli’nin yeraltı şehirlerini ziyaret etmeden dönmek olmaz. Yeraltında bir antik kent, Vezüv’ün külleriyle kaplanmış ve ilk günkü gibi duruyor. Kaçak kazı yapan bazı ev sahiplerinin evlerinden buralara girmek mümkün. Ben bir evin salonundaki halının alınarak, ortaya çıkan metal kapaktan merdivenle bir anfi tiyatroya indim. Fakat aynı zamanda yer altı şehrine biletle de girilebiliyor. İkinci dünya savaşında sığınak olarak kullanılan bu yeraltı şehri çok ilginizi çekecek…

Pompei
Napoli’yi ziyaret edenlerin mutlaka uğradıkları yerlerden birsi de Pompei. Ya da Pompei’yi ziyaret edenlerin mutlaka uğradıkları yerlerden birisi de Napoli. Kısa bir tren yolculuğuyla varılan Pompei antik kenti çok iyi korunmuş ve restore edilmiş bir turistik merkez. MS 79 yılında Vezüv yanardağının püskürmesiyle oluşan 6-7 metrelik külün kaldırılması ve yıkılan binaların restoresi dünyanın en çok ziyaret edilen antik kentlerinden birisini ortaya çıkarmış.

Napolitanlar
Napoli’nin dar sokaklarında açık bir kapının önüne atılmış sandalyelerde oturup muhabbet eden insanlar ve sokaklarda oynayan çocuklardan bahsetmiştim ya, işte önüne sandalye atılan o açık kapılar hemen hemen hiç kapanmazlar, çünkü bu evlerde dışarıya açılan kapı dışında evin ışık görebileceği ve havalandırılabileceği her hangi bir pencere yok. Napolililer bu evlere “o’ vascio” diyorlar, İtalyanlar ise “il basso”… Napolilere göre “il basso” bir müzik aletidir. Fakat her iki kelime de “alt”, “aşağı” anlamına gelir. “Vascio”lar, Napoli’nin farklı bir kent olmasının sebebidir. Sürekli sokaklarda yaşayan çocuklar, gençler, kadınlar, adamlar, yaşlılar birbirine çok bağlanmışlardır. Adeta bir “mahalle aile” gibidirler. Dört duvar onlar için bir anlam taşımamaktadır. Duyguları için de öyle… Sokaklarda bağıra çağıra konuşan, kavga eden, sevişen insanlar duygularını nasıl dört duvar arasında yaşayabilirler ki? Burada insanlar kendilerini “İtalyan” diye adlandırmazlar, onlar “Napolitan”dırlar. İşte bu “vascio”larda yaşayan “Napolitan”lar “vascio” kelimesinden abla anlamına gelen “vassioala”lar, bizim kaba tabirimizle “mahalle karıları” zaman zaman saç saça baş başa kavgalara tutuşurlar. Fakat çok geçmeden de aynı vascioala”lar dar sokağa boydan boya gerdikleri çamaşır ipine güle oynaya beraberce çamaşırlarını asarlar.

Maradona
Futbol burada bir yaşam şeklidir. İtalyanlar Napolililer için “Önce Maradona’ya, sonra Tanrıya taparlar” derler. Kiliselerde Maradona resimleri ile Che Guevra ikonlarını görmeniz mümkündür. Napolililer iki şeyden korkarlar. Birincisi Vezüv yanardağının patlaması, diğeri ise Napoli’nin küme düşmesidir. Şöyle devam ederler: “Ama Vezüv patlasa da, Napoli küme düşmeyecekse sorun yok!”

Pizza ye, şarap iç…
Napoli’de dikkat edilecek şeyler de var. Kap kaç, yankesicilik çok yaygın. Yabancıysanız, İtalyan bile olsanız çarpılabilirsiniz. Sırt çantalarını sırtta değil, göğüste taşımanın ve sıkıca sarılmanın faydası var. Küçük motorlara dikkat etmek gerekiyor. Dar sokaklarda hızla gelen motordan kaçarken motorcunun çantanızı çalması dünyanın diğer yerlerine nazaran daha büyük bir ihtimal… Sokaktan elektronik eşya almayın. Piyasa fiyatının çok altında aldığınız bir akıllı telefonun paketini açtığınızda bir parça tuğlaya dönüşmüş olduğu mucizesini! Yaşamak istemiyorsanız tabi… sakin olun, şehre akın, insanları dinleyin, sokaklara bakın. Pizza yiyin, makarna yiyin, şarap için… Napoli’yi yaşayın…

Vedi Napoli, e poi muori
Son olarak Napolilerin bir sözünü kullanalım: “ Vedi Napoli, e poi muori” Önce Napoli’yi gör sonra öl demektir. Bir başka deyişle Napoli’yi görmeden ölme. Napoli’yi görmeden öldüysen görülecek şeylerin çoğunu görmedin demektir…

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here