“İnsanlık çok ilerledi; artık görünmüyor.” Robin Sharma

“Birbirimize küsme lüksümüz yok.” dedi arkadaşım Kızbes. Son günlerde duyduğum en doğru sözdü. “Kucaklaşmak iyidir.” dedi Haşim Barış. Her zaman olduğu gibi ziyaretine gittiğimde, ay gülümsemesiyle, kollarını ta uzaktan açarak kucakladı. Sıkıntılıydım. Sıkıntılarım, benden gizledikleri kanatlarını açarak pırrr uçuverdi. Bir “Ohhh!” çektim ki ta derinden, bu dostun verdiği serinlikti. “Kucaklaşmak iyidir” diye içten söyledin, ben de “yazarım bak ha!” dedim Haşim Barış’a. “Yaz” dedi.

Dostlarıma dokunurum. Sıkıca tutarım ellerinden. Bir kere tuttuysam dost elini kolay kolay da bırakmam. O bana gül atsa da taş atsa da incinmem de bırakmam da. Tutuculuğum sadece dostlarımadır. Bazen duyarım beni inciten sözlerini uzaktan, gülümser geçerim. Üzüldüğümü, incindiğimi onlara söylemem. Bilirim ki gerçek düşünceleri bu değildir. Dostlarımı sadece insan oldukları için severim. İnsan olabilmek de insan kalabilmek de zordur bilirim.

Medyadan öğrendim Şair Ahmet Telli’ye saldırmışlar. Ölüm tehdidi savurmuşlar. Hacettepe Üniversitesi’nde gençlere “Cumhuriyet Döneminde Edebiyat” konusunu anlatıyormuş. Ne büyük suç işlemiş!!! Yazıya başlarken düşündüm, en son ne zaman kucaklaştık Ahmet Telli ile diye. Bir yıl önce Antalya Kitap Fuarı’nda olmalı. “Hüznün İsyan Olur” kitabını imzalamış bana 2001 yılının Haziran ayında. “Kamile arkadaşıma hüzünsüz bir yaşam dileğiyle” demiş. Hüzün bizden uzak olabilir mi? Alıştı koynumuzda yaşamaya. Öğrendi “Acıyı bal eylediğimizi.”

“Hüzünler ki şairlerin yüreğinden uçuşan / Sararmış çiçek tozlarıdır / Biraz da şairlere özgüdür hüzün” diyor Ahmet Telli. Ona saldıranlar okudu mu acaba bir dizesini? Nerden bilsinler karartılmış zavallı yürekleriyle şiirsiz yaşamın yavanlığını. Nereden bilsinler bir şair gözlerine baktığında içlerinin çiçekleneceğini. Onlar, gösterilen hedefe koşmaya, saldırmaya programlı.

Yine Ahmet Telli’ye kulak verelim.

“Biz ki hüznü sevda diye belleyip / Öylece almıştık şiirimizin kirmenine / Şimdi bir gündönümündeyiz artık / Ve elveda demenin zamanıdır hüzne.”

Yine medyadan öğrendim ki İhsan Eliaçık tutuklanmış. Doğruyu söyleyince insan kovulurmuş dokuz köyden. Ama kalmamış artık onuncu köyde yer. Tıklım tıklım doluymuş. O nedenle artık doğrucular kovulmuyormuş, doğrudan zindana atılıyormuş. Ya zindanlar da dolarsa!!!
“İbadet, seni iyi, güzel insan yapmak içindir. Sen iyi ve güzel insansan, ibadete ihtiyacın yok.” demişti İhsan Eliaçık. Çünkü bu işi onlardan daha iyi biliyordu.

Güzelin, doğrunun yolunda hep ejderhalar olur ya. Çünkü doğrunun yanında onların yanlışları daha çok sırıtır. Güzelin yanında onların çirkinlikleri daha çok göze batar. Yine şairlere verelim sözü. Nasıl olsa kalıcı olan onlar.

“Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm / Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan / Daima daha taze daima yeni baştan / Turnam bir gün bırakmayacağım peşini / Sen nereye, ben oraya, adım adım / İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.” Turgut Uyar.

Daha çok kucaklaşalım. Daha çok konuşalım ve daha az susalım. Daha çok gülümseyelim ki yenilmeyelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here