“Mücadele yoksa gelişim olmaz. Özgürlükten yana olup çalkantıya itiraz edenler toprağı sürmeden hasaat; yıldırım ve gökgürültüsü olmadan yağmur isteyenlerdir. Engin suların korkunç uğultusu olmadan okyanus isteyenlerdir. Bu mücadele ahlaki olabilir, fiziksel olabilir. Hem ahlaki, hem fiziksel olabilir; ama bir mücadele olmalıdır. Güç, siz talep etmedikçe hiçbir ödün vermez. Hiç vermemiş, hiç vermeyecektir.” (Fredrcih Gouglas- Ciddi Ciddi Sosyalizm- sayfa: 103)

        Toplumsal boyutu olan acı olayları anlatırken konuya böyle bir örnekle girmeye içim elvermiyor ama sanırım başka çare yok:

        “Adam karısına mesaj atmış:

        -Bugün ofisten çıkarken araba çarptı. Serpil beni hastaneye yetiştirdi. Tetkikler yapıldı, röntgen ve MR çekildi. Kafama aldığım darbeden dolayı geçici travma var. Üç kaburgam ve sol kolum kırık. Sol bacağımda ezik var. Öbür bacağım arabanın altında kaldığı için çok ezilmiş, sanırım kesecekler.

        Karısından yanıt gelmiş:

        -Serpil kim?

        Toplumun kara deliği haline gelmiş olan işsizliğe ve geçim sıkıntısına dayanamayan İstanbul Fatih’te ‘Yetişkin’ soyadlı dört kardeş ve Antalya Siteler’de ‘Şimşek’ soyadlı aile tümden yok oldu. Bir kısım ilgili ve yetkililer bu iki kendini öldürme olayının nedenleri üzerinde fazla durmadan, kullanılan madde üzerinde dolaşıyorlar. İntiharın kimyasal madde -örneğin siyanür- kullanılarak gerçekleştirilmiş olabileceği sanılıyor. Soruşturmada zehrin (siyanür) nereden alındığı araştırılıyor. Sanki polisiye bir olaymış gibi olayın oluş şekli üzerinde duruluyor. Nedeni üzerinde fazla konuşulmuyor. Herhalde orası işin fazla kurcalanmaması gereken tarafı. Akla ziyan zihniyet bunu görmek istemiyor. Oysa sorunu her boyutuyla görmek ve çözümlerini araştırmak, bulmak ve uygulamak gerekir.

         Toplumun duyarlı kesimi bir yandan şok yaşarken diğer yandan da sistemi sorgulamaya başladı yeniden. Bilim insanları ise “kendini öldürme” olayının sosyo-ekonomik ve psikolojik nedenlerini anlamak ve anlatmakla uğraşıyorlar. Psikiyatrist Cemal Dindar, meslektaşı Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu ile aynı görüşleri paylaşarak bu tip trajedileri şöyle açıklıyor:

        “Hayatta kalma olgusuna ilişkin durumlar bir örneğe, kişiye veya bir nedene bağlanamaz. Toplumsal bağlar çözülmüşse, gelecek kaygıları artmışsa iç dünyamızdaki destekler çöküyor. Ekonomik zorluklar bardağı taşıran son damla oluyor. Boğazına kadar öfkeye batmış bir toplumuz. Öfke sadece yöneleceği kişi ya da guruplar arar. Dışarıda birini veya birilerini bulamayınca da kendine yönelir. Ekonomik krizler kendini öldürme için önemli risk fattörleridir. Bu konuda siyasi sorumluluk var.

        Dünyada kırk saniyede bir intihar eden oluyor. Çok sayıda insan bu düşünceyle hayatını sürdürüyor. Nadiren uzun uzadıya planlanarak gerçekleşir. Bu düşünceye sahip pek çok kişi “eşikte”dir, bir toplumsal mesajla tetiklenir. Genelde bir kırılma anında bir dakikada uygulanır. İntihar sayısı trafik kazalarından sonra en sık ölüm nedenidir.” (1)

        Olay toplumsal bir sorun. Ve biz artık aynaya bakmıyoruz. Geçmişte intihar olayları bu kadar sıklıkta yaşanmıyordu. Çünkü insanlar örgütlüydü. Hayatın zorlukları ile başedecek olanakları vardı. Dayanışma içindeydiler. Eleleydiler. Kendine kıymayı bu kadar çabuk düşünmüyorlardı. Mücadele etmeye çalışıyorlardı. Örneğin Aşık İhsani’nin okuduğu bir şiirin dizeleri şöyleydi: “Önceki gün komşulardan biri gündüz ölüsünü gömdüğü tabutu gece camiden aşırıp yakmış ve tabutluğun kenarına şöyle bir not bırakmış. ‘Açlığa neyse de soğuğa dayanamadık. Camiden bir tabut aşırıp yakacağım. Allah affetsin!’

        Görüldüğü gibi kişi kendine kıymak yerine tabutu çalıp soğuğa karşı mücadele etmeyi seçiyor. Oysa sistem çürümüş, her tarafından dökülüyor. Ve ‘Dicle’nin kıyısında bir kurt bir koyunu yerse biz bunun da sorumluğunu taşımalıyız’ diyen Halife Ömer’in adaletine inandığını söylüyenlerden sorunun nedenlerine ve çözümlerine ilişkin bir ses yok.(1)-07.11.2019- Birgün- sayfa: 5 (2018 verilerine göre 3 bin 161 kişi inhihar ederek hayatına son vermiş. Son on sekiz yılda hayatına son veren kişi sayısı resmi rakamlara göre 47 bin 537 kiş. Yani her gün 8 kişi intihar ediyor.)                             

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here