“Köpeğini boğmaya karar veren, onun kuduz olduğunu söyler.” Fr. Atasözü

Korona Virüsü, hayatımızın ortasına bomba gibi düştü. Başka bir şey konuşamaz olduk. Korku dağları sardı. Günün sohbeti; “Şu kadar kişi öldü, hastalık şuralarda göründü vb.” Oysa zaten dünyada her gün binlerce kişi ölüyordu. Özellikle Çin çok kalabalık olduğu için Korona’dan önce de o kadar insan günlük kaybediliyordu.

Bizdeyse, her gün en az bir kadın erkek eliyle öldürülüyordu. Bazı günler bu sayı beşe çıkıyordu. Korona’dan daha tehlikeliydi bu şiddet. Üstelik önlenmesi için bir şişe kolonya gibi kolay bir yol da değildi. Ve bu sesi duyan yalnızca duyarlı kadınlardı.

Dünyada adaletli paylaşım olmadığından, günde 24 bin kişi, yani saatte bin kişi açlık ve susuzluktan ölüyordu ve bu kadar gündem olmuyordu. Oysa onlar bazı kişilerin aç gözlülüğü yüzünden, yani iktidarların insan merkezli politika ve yatırım yapmamalarından dolayı ölüyordu. Korona’dan daha çok gündemi meşgul etmeliydi, edemedi, edemiyordu. Şimdi sanki dünyada her şey güllük gülistanlıkmış da Korona Virüs gelip ortalığı kavurmuş gibi.

Gelişmemiş ülkelerde, her şey varsıllara göre gündem olur. Onlar ne isterse o konuşulur. Elbette bizde de öyle. İnsanlar işsiz, aşsız, intiharlar artmış, iş yerini kapatan kapatana. İşçiler, emekçiler durmadan işten atılıyor, grev yapana kulak veren yok. Korona’dan önce de biz toz duman içinde değil miydik?

Korku; yine gelişmemiş ülkelerde halkı dize getirmek, çocukları da bu konuda eğitmek için kullanılır. Halk zaten korku içindeydi. Şimdiki korkunun farkı, artık insanlar birbirinden de korkuyor. Yaklaşmaktan, hal hatır sormaktan, dayanışmaktan uzak, kendi kabuklarına çekildiler. Kimse kimseyi ziyaret edemiyor. Ne yapacağını bilemez durumda. Dolabına et değil makarna dolduruyor, çünkü ona gücü yetiyor. Etin tadını unuttu halk. Sersem tavuk gibi el yordamına sağlık tedbirleri alıyor. Oysa varsılların böyle bir sorunu yok. Zaten iyi beslendikleri için, bağışıklık sistemleri güçlü. Yiyecek stoklamaya gerek de yok, isterlerse kuş sütü bulurlar. Onlar neden ölsün ki? Korona da yoksulları vuracak. Ölümde de eşit değiliz yani.

Diyebileceğim şudur ki; polis arkadaşların işi de kolaylaştı. Bütün eylemler ertelendi. Toplantılar, söyleşiler iptal edildi. Sorunlar birden çözüldü. Savaş haberleri kesildi, artık ilgimizi çekmiyor. Grev yapan emekçiler de evine kapandı. Hak, hukuk, adalet, bütün hak mücadelesi askıya alındı. Şimdi halkın zararına ne yapılsa duymayız, sormayız, varsa yoksa Korona. Onun üzerine gülmeceler, onun üzerine haberler işte o kadar. İşte şimdi dünya güllük gülistanlık. Yüz yıllar önce Gordiyon’da yapıldığı gibi, çektik kılıcı, kestik düğümü.  

“Ben bu baharlara bahar diyemem / Dersem şivan düşer bahçelere / Nerde yaşamın o fidan coşkuları / Aşkın gelincik yangınları sevgiler / Kırlara bahar yetmiyor ne yapsak / Kara haberlerle soluyor güller.” Adnan Yücel

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here