Gezi Direnişi’nin 7 yıldönümünde Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri Attalos Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptılar.

Ortak basın açıklamasını BES Antalya Şube Başkanı Devrim Mol okudu

Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilip yerine Topçu Kışlası yapılmasına karşı başlayan ardından ülkeye yayılan Gezi Direnişi’nin 7’nci yılında yarattığı umut hâlâ canlı.

“Yedinci Yılında Milyonların Demokrasi, Eşitlik, Adalet Mücadelesinin Eseri GEZİ’Yİ Selamlıyoruz! Ülkemiz halk hareketleri tarihine altın harflerle yazılan, en barışçıl, en güler yüzlü direnişin, GEZİ’NİN üzerinden yedi yıl geçti.” Diyerek açıklamaya başlayan Devrim Mol, “Eşitliğin, özgürlüğün, barışın, laikliğin, dayanışmanın, insanca yaşamın hakim olduğu bir ülke için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Sözleriyle açıklamasını bitirdi.

Gezi 7 Yaşında, Karanlık Gider, Gezi Kalır!

Yedinci Yılında Milyonların Demokrasi, Eşitlik, Adalet Mücadelesinin Eseri GEZİ’Yİ Selamlıyoruz!

Ülkemiz halk hareketleri tarihine altın harflerle yazılan, en barışçıl, en güler yüzlü direnişin, GEZİ’NİN üzerinden yedi yıl geçti.

Her şey Gezi Parkı’ndaki tarihi ağaçların kesilip, yerine Topçu Kışlası adı verilen AVM projesinin yapılmasına itiraz edenlerin gecenin karanlığını yırtan haykırışı ile başladı. Ancak İstanbul’un son yeşil alanlarından birisinin daha betonlaştırılmasına karşı çıkanlara reva görülen amansız şiddete duyulan tepki milyonların eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebi ile birleşerek o ağaçların yeşeren dalları gibi kısa sürede tüm ülkeyi sardı.
Demokrasiye, adalete, özgürlüğe susamış her yaştan, her kimlikten, her düşünceden, her inançtan, her meslekten milyonlar dayanışmayı, karşılıklı saygı ve sevgiyi, kardeşliği temel alan bir toplumsal direnişe, GEZİ’YE imza attılar.

Gençlerimizin herkesi ters köşe eden yaratıcı zekası,

Evde, işte, sokakta çifte baskı ve sömürüye alıştırılmak istenen kadınların, varlıkları yok sayılmak istenen, şiddetin her türlüsüne maruz kalan, GEZİ nin rengi, cesaret simgesi LGBTİ+ Bireylerin ”biz varız” isyanı,

İster beyaz ister mavi yakalı olsun yıllardır kölece çalışmaya itilen işçi ile kamu emekçisini, asgari ücretli ile plaza çalışanını buluşturan hak mücadelesi,

Annelerimizin, anneannelerimizin, babaannelerimizin kucaklayan şefkati,
Ülkede yaşananlara ekranlarını, sayfalarını kapatarak üç maymunu oynayan Penguen Medyasına karşı basın emekçilerinin onurlu duruşu,
Sanatçı, yazar, şair ve düşünürlerin halktan esirgemediği duyarlılığı,
Farklı renklere gönül veren taraftarların kombine baskıya, zulme karşı yükselen tezahüratı, coşkusu,

Dükkanının kapısına “Direnmeye gittim, döneceğim” notu asan esnafın karşılıksız sunduğu katkı

GEZİ’DE BİR ARAYA GELDİ. HEPİMİZ ORADAYDIK.!
ARADAN GEÇEN YEDİ YILDA KARANLIK ARTTI!

GEZİ’den sonraki yedi yılda ülkede OHAL kalıcı hale getirildi. Tek bir kişinin ağzından çıkan her sözün ferman kabul edilir hale geldiği, en temel özgürlüklerin dahi askıya alındığı bir düzene geçildi.

Bu düzenin muktedirleri, farklıkları zenginlik olarak gören, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, dışlamayan GEZİ’nin değerlerine, demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik talebine adeta savaş açtılar.

GEZİ’Yİ, hafızlardan silip atmak için olmadık yalanlara, iftiralara sığındılar.
12 gencimizin yaşamını yitirmesine, binlerce insanımızın yaralanmasına yol açanlar GEZİ’YE vandallık etiketi yapıştırmaya kalktılar.

Üretime değil, betonlaşmaya, ranta dayalı, iğneden ipliğe dışarıya bağımlı hale getirerek çökerttikleri ekonominin faturasını bile GEZİ’YE bağladılar.
FETÖ’den devralınan iddia-namelere sığınarak, kişi veya kurumlara mal edilemeyecek genişlikte ve zenginlikte çok önemli bir toplumsal direnişten gizli örgüt, darbe senaryosu çıkarmaya çalıştılar. Halkların iradesini yok sayarak onlarca belediyeye kayyum atadılar, milletin seçtiği vekillerin milletvekilliklerini düşürdüler.

Milyonların eseri bir direnişi sahiplenen açıklamalarını, attıkları tweetleri ‘suç delili’ gibi gösterdikleri insanlar için ağırlaştırılmış müebbet cezası isteyecek kadar pervasızlaştılar. Beraat ile sonuçlanan her davadan sonra bile düşmanlaştırıcı, hukuk tanımayan açıklamalarına yenilerini eklemeye devam ettiler. Bu 1 Haziranda da, Gezi eylemleri sırasında polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük’ü vurulduğu Ankara Güvenpark’ta anmak isteyen kitleye polis saldırdı. Demokratik kite örgütü üyelerinin de aralarında olduğu onlarca insan yerlerde sürükleyerek gözaltına alındı. Yapılan bu şiddeti bir kez daha kınıyor ve diyoruz ki; zalimliğinizle özgürlük, hak, adalet, barış mücadelesinde yükselen sesimizi susturamayacaksınız!!

Bu coğrafyada hala vicdanı ve insanlığını yitirmemiş her bir bireyin ortaklaşacağı talepleri dile getiren, ezilen ve sömürülenlerin, doğanın ve yaşamın avukatlığından vazgeçmeyen, GEZİ’nin de avukatlararı olan ÇHD ve HHB üyesi 20 avukata adil olmayan yargılama oyunları ile toplamda 159 yıl hapis cezası verdiler. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında bulunduğu ÇHD üyesi 8 avukatın, adil yargılama talebiyle tutuklu bulundukları cezaevlerindeki açlık grevleri 3 Şubat 2020 tarihinden bu yana sürüyor. Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal, 5 Nisan’da açlık grevini ölüm orucuna çevirdi. Didem Akman ve Özgür Karakaya adil yargılanma ve hapishane koşullarının düzeltilmesi için 111 gündür açlık grevinde. Buradan direnişlerini selamlıyor ve adil bir yargılamanın ölümler olmadan da sağlanabileceğini, tarafsız ve adil bir muhakemenin herkes için bir hak olduğunu hatırlatarak, tutuklu avukatların yasal ve insani taleplerinin bir an önce karşılanarak tahliye edilmelerini talep ediyoruz.

7 yıldır gördüler ki, ne yaparlarsa yapsınlar milyonların eseri GEZİ’Yİ hafızlarımızdan silemeye, GEZİ’NİN değerlerini, ruhunu yok etmeye güçleri yetmedi ve yetmeyecek!!!

Ülkeyi kimlikler ve ırklar üzerinden tasnif eden ABD’de, George Floyd’un bir polis tarafından öldürülmesi üzerine halk, ırkçı ve kimlikçi zihniyete karşı ‘nefes alamıyorum’ çığlığını yükselten bir direniş başlattı. Irkçılığa ve polis şiddetine karşı ayaklanma aynı zamanda sınıfsal bir öfkeyle birleşerek, emperyalizmin merkezinde bir meydan okumaya dönüştü ve direniş başka ülkelere de yayılıyor. Irkçı, milliyetçi, ayrıştırıcı politikaların sonucu, halklara ve mültecilere uygulanan zulmü, baskıyı, polis şiddetini en ağır haliyle yaşayan, sırf kürtçe konuştuğu için öldürülen insanlarımızın acıları yüreğinde Türkiye halkları olarak, kapitalist yağmacılığa karşı halkların adil, eşit, barış içerisinde yaşamın kurulduğu yeni bir dünya özlemini yükselten ABD halkı özelinde, direnen tüm halkları dayanışma duygularımızla selamlıyoruz. ABD’yi saran öfke, tüm yoksulların, ezilenlerin öfkesidir! Hepimizindir! GEZİ HERYERDEDİR!
BUGÜN GEZİ’NİN DEĞERLERİNE DAHA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR!

Demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin son kırıntılarının dahi rafa kaldırıldığı,

Kazdağlarından, Salda Gölü’ne, Kirazlıyayla’dan Olimpos’a uzanan doğa talanının hız kesmeden sürdüğü,

Toplumsal yaşamın her alanının Diyanet fetvaları ile yeniden şekillendirilmesinin hedeflendiği

Koşullarda GEZİ’NİN Değerlerine, Birliğe, Dayanışmaya Daha Fazla İhtiyacımız Var.

Dünyayı ve ülkemizi tehdit eden Covid 19 pandemisini bile yeni saldırıların fırsatı haline getirildiği,

Topluma bir taraftan evde kal çağrıları yapanların diğer taraftan milyonlarca işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi salgına karşı adeta silahsız cepheye sürdüğü,

Salgına karşı açıklanan ekonomik paketlerde aslan payını patronlara dağıtılıp milyonlarca işçinin, dar gelirlinin kırıntılarla yetinmesinin beklendiği,

Özgürlükten, demokrasiden, barıştan, yaşanabilir bir kent ve doğadan yana olan herkesin açlıkla, ölümle ve hapisle sınandığı,

Buna karşın katillerin hırsızlıların, yolsuzluk yapanların, tacizci ve tecavüzcülerin pandemi fırsatçılığı ile dışarı salındığı,

Çocuklarını dahi aylardır görmeden, gecesini gündüzüne katarak fedakârca çalışan sağlık emekçilerinin kadrolu-güvenceli çalışma hakkı, ek ödeme eşitsizliğine son verilmesi gibi temel taleplerinin görmezden gelindiği, sadece alkışla yetinmelerinin beklendiği,

Yeterli koruyucu donanım sağlanmadığı için korona virüse yakalanan sağlık çalışanlarının meslek hastalığına, işçilerin iş kazasına bağlı haklardan yararlanmasının bile çok görüldüğü,

Sadece kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını değil, kamu hizmetlerinden yararlanan milyonlarca yurttaşın haklarını korumak için çalışan, KESK’e bağlı sendikaların üyelerinin sürgün gibi çağdışı cezalarla karşı karşıya bırakıldığı,

Toplumun genel çıkarı için çalışan, üreten meslek birliklerinin iktidarın arka bahçesi olmayı kabul etmedikleri için hedef tahtasına konulduğu;
Günümüz koşullarında GEZİ’NİN değerlerine, dayanışmaya, birliğe, daha çok ihtiyacımız var.

Eşitliğin, özgürlüğün, barışın, laikliğin, dayanışmanın, insanca yaşamın hakim olduğu bir ülke için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Gezi sürecinde aramızdan hunharca koparılan Berkin Elvan’ın, Ethem Sarısülük’ün, Ali İsmail Korkmaz’ın, Abdullah Cömert’in, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit’in, Ahmet Atakan’ın, Mehmet Ayvalıtaş’ın anıları önünde saygıya eğilirken Milyonların Demokrasi, Eşitlik, Adalet Mücadelesinin Eseri GEZİ’Yİ bir kez daha selamlıyoruz!

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here