Gezi Direnişinin 8.yılında Emek ve Demokrasi Güçleri  Attalos Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nurettin Sönmez okudu.

Gezi 8 Yaşında! Birleşe Birleşe Kazanacağız!
Değerli arkadaşlar bundan sekiz yıl önce, bu iktidar insanlık onurumuza dokunduğu için, haklarımızı gasp ettiği için, kentsel hafızamızı yok ettiği için, doğayı ranta kurban ettiği için, bize yaşam alanı bırakmadığı için Gezi’de buluşmuş, bir arada olmanın coşkusunu, gerçeği haykırmanın gururunu, direnmenin onurunu yaşamıştık. Türkiye’nin siyasi tarihine damgasını vuran bir isyanın kıvılcımı sekiz yıl önce bugünlerde ateşlenmişti. Değerli dostlar Gezi Direnişinde, baskıcı, yasakçı, ayrımcı, rantçı, talancı ve antidemokratik uygulamalara karşı umudun, barışın, özgürlüğün, eşitliğin, laikliğin ve demokrasinin etrafında milyonlar kenetlendi. Siyasi iktidarı ve siyasi iktidar etrafında büyüyen sermayedarları ise kaybetme korkusu sardı.

O günden bugüne, rejim daha da baskıcı bir hal aldı, doğayı talan eden uygulamalar arttı, işçi grevleri yasaklandı, işsizlik büyüdü, yoksulluk arttı, yaşam hakkı yok sayıldı. Gezi’nin ardından yükseltilen tek adam rejimi, bugün gözlerimizin önünde ortaya saçılan siyasetin, medyanın ve bürokrasinin kirli ilişkilerini büyüttü.

Aradan geçen sekiz yılda Berkin Elvan’ın, Ethem Sarısülük’ün, Ali İsmail Korkmaz’ın, Abdullah Cömert’in, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit’in, Ahmet Atakan’ın, Mehmet Ayvalıtaş’ın ölümüne, binlerce insanımızın yaralanmasına neden olan insanlık dışı saldırıları gerçekleştirenler korundu. Diğer taraftan siyasi iktidar, keyfi ve siyasi saiklerle ve hukuksuz biçimde Gezi’yi yargılamak istedi. Hâlbuki hepimiz oradaydık, milyonlardık. Yaşamımızın her anına ve mekânına müdahale etmeyi kendine hak görenlere karşı cıvıl cıvıl bir enerjiyle, rengârenk bir umutla, barış, demokrasi ve adalet talebiyle oradaydık.

Değerli arkadaşlar Pandemi süreci bir kez daha gösterdi ki bu iktidar halkına yabancıdır. Yasaklar, cezalar hep halka, tüm imtiyazlar ise bir avuç muktedirden yanadır. Ne halkın sağlığı, ne yoksulluğu, açlığı, işsizliği ne de gençlerin geleceksizliği umurlarındadır. O kürsülerden çekilen azarlar, savrulan tehditler, hukuksuz yargılamalar, siyasi tutuklamalar hepsi korku salmak için, çünkü iktidarlarını ayakta tutabilmenin tek yolu bu.

Ama bir şeyi unutuyorlar: Gezi başlı başına bu halkın eşitlik, özgürlük, adalet umududur. Gezi yurttaşların kendi kaderini tayin etme iradesi ve kararlılığıdır., Gezi ruhu Boğaziçi’ndeki gençlerdedir, aylardır her hava koşulunda rektörlüğe sırtını dönerek bekleyen akademidedir. Gezi direnişi İstanbul Sözleşmesi için tüm yurtta sokaklara çıkan, kolluk şiddetine rağmen pes etmeyen kadınlardadır, İkizdere’de yolları kesilse de dik yamaçlardan, sarp yollardan iş makinaları önüne çıkmayı başaranlardadır. Gezi biz size yalvarmayacağız, çayımızı satacağız diyen ve geri çekilmeyi reddeden Hopa’nın, emeğine sahip çıkışındadır.

1 Mayıs alanlarında saldırıp gözaltına aldığınızda, kolları arkadan kelepçelenmiş, başı asfalta yapıştırılmış olsa da kameralara gülümsemeyi başaran gözlerdedir Gezi.

Gezi Soma’da, Çorlu’da, Hendek’te, Aladağ’da ve ülkeye yayılmış tüm kadın cinayetleri davalarında yükselen adalet taleplerindedir. Gezi asla unutturulamaz!

Bugün de bu birlikteliği var edebilmek, baskıcı, yasakçı ve faşizan politikalara karşı bu topraklarda eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi ve adaleti yeşertebilmek için daha yoğun gayret göstermemiz, umudun ateşini yeniden canlandırmamız gerektiği açıktır.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Gezi’de yitirdiğimiz gençlerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz. Farklılıklarımızın her birinin eşit değerde görüldüğü, özgürce bir yaşam sürebildiğimiz, savaşın değil barışın egemen olduğu, sömürünün son bulduğu bir hayatı var etmek amacıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Karanlık gider Gezi kalır.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here