Yıllar önce Ankara’da yaptığımız bir kongrede, Kızbes Seyhan Aydın söz almıştı. Herkes ondan ajite dolu bir konuşma beklentisi içindeyken, Kızbes mikrofonu aldı ve “Lütfen erkek arkadaşlar o koltuklardan kalkın ve kadınlara bırakın, çünkü o koltuklar kadınlara aittir,” dedi Ve oturdu. Bence uzun uzun konuşmanın en güzel özetiydi bu. Laf salatasına hiç gerek yoktu.

Bugün 5 Aralık, televizyonlarda, gazetelerde, yapılabilen basın açıklamalarında, “Avrupa ülkelerinden önce kadının seçme seçilme hakkının verildiğini, övgü dolu sözlerle anlatıyorlar. Bu tarihi bilgilerde bence bir çok eksiklik var. Ona şöyle kısaca bir bakalım derim.

Cumhuriyetten önce de kadınlar bu hakları için mücadele ettiler. Cumhuriyetten sonra da. Cumhuriyet kurulduktan sonra da kadın dernekleri kapatıldı, dernek yöneticileri tutuklandı. Bazıları “Bu haklar bize gümüş tepside verildiği için değerini bilmiyoruz,” gibi laflar ederler. Hayır arkadaşlar, kadına seçme seçilme hakkı verilmedi, kadınlar o hakları mücadele ederek aldılar. Haa şunu da gözden kaçırmamalıyız ki, Atatürk en azından kadınların sesine kulak verdi. Şimdilerde duyan yok.

1926’da medeni kanun kabul edildiği halde, 3 Nisan 1930 tarihinde kadınların belediye seçimine katılma, 1933’te muhtar seçme, köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934’te Anayasa’da yapılan değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bütün bu zaman içinde kadınlar boş durmamış hak savunuculuğunu sürdürmüşlerdir. Öncelikle o zamanın yürekli kadınlarına çok şey borçluyuz. Çünkü onlara hiç bir zaman sanıldığı gibi gümüş tepsiyle sunulmadı. Haklar verilmedi, mücadele ile alındı.  Teknolojinin bunca geliştiği bu zamanda isteyen araştırır öğrenir, araştırma herkese açıktır.

1930’dan 2014’e kadar olan yerel seçimlerde 17 yerel seçim yapıldı. İlçe ve beldelerde toplam 30 bin belediye başkanı seçildi. Türkiye genelinde 83 yılda sadece 79 kadın belediye başkanı seçildi. 43 il kadın belediye başkanı ile hiç tanışmadı.

TBMM durumu ortada. Yazımı rakamlara boğmak istemiyorum, herkes durumu biliyor. 1935’te mecliste kadın temsili açısından, dünya ikincisi iken, şimdi 136 ülkeden 120. sıradayız ve bu durumdan biz kadınlar utanıyoruz.

Yaşadığımız gerçeklere bakarsak, kadın seçmiyor, gösterileni işaretliyor ne yazık ki. Öğretmenlik yaptığım yerlerde, kadınlar, şalvarlarının içine saklayarak, ancak istedikleri yere oy verebilirlerdi. Yoksa koca, baba ya da başka bir erkek, onların özgür iradesini ipotek alırdı. Hatta bir olaya tanık olmuştum. Kadının, şalvarına sakladığı oy pusulasını kocası buldu ve onu boşadı.  Gerçekler bu kadar çıplak karşımızda dururken 5 Aralık seçme seçilme hakkının verildiği gün diye övünemiyor insan. Hâlâ taşlar yerine oturmadı, hâlâ kadınlar alacaklı.

Etkili, yetkililere bakarsak, kadının kazanılmış haklarını her gün azar azar kırpmakla meşguller. Kadını eve hapsetmekle, sadece “Ana” rolüne yapıştırmakla meşguller. Devletten kadının adını silmek istiyorlar. Basına sızan haberlere göre, Kadın -erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun (KFEK) kapatılacağı, “Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonuna” dönüştürüleceği öğrenildi, gerçi Fatma Şahin yalanladı, ama AA geçmişti haberi. 4 Aralık akşamı, avukat Hülya GÜlbahar’ın ZOOM zerinden konferansı vardı, hemen heaklediler, yapılamadı.

Hak verilmez alınır diye slogan atan kadınlar, ne olursa olsun, kazanılmış hakların gasp edilmesine göz yummazlar. Eşitlik sağlanana dek de mücadeleyi bırakmazlar. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Dünyaya bir göz atalım, en yeni örnek Bolivya.  Kadınlar, parlamentonun iki kanadında da çoğunluğu ele geçirdi. Şimdi de Sabina Orellana, kültürler, Dekolonizasyon ve Erkek Egemenliğinin ortadan Kaldırılması Bakanı olarak atandı.

Umarım bizler de “Kadın Erkek Eşitliği Bakanlığı” tabelasını ülkemizde görebiliriz. Yoksa böyle gitmekle eşitlik sağlamak oldukça umutsuz görünüyor. Yine de kadın kolay kolay pes etmez. “Suyun taşı delmesi gücünden değil, damlaların sürekliliğindendir,” sözünü hiç unutmaz.

2 YORUMLAR

  1. Ne güzel bir uyarı. Kadınlar nerede? Elbette bu soruyu, gece gündüz hak arama peşinde koşan kadınları ayrı tutarak soruyorum. Yüreğine sağlık, cesur yürek Kamile Yılmaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here