18 Aralık 2018 günü Antalya’da,Nuri Karaata adlı 35 yaşında bir erkek, kendisinden ayrılmak isteyen, nişanlısı 27 yaşındaki Simge Yıldız’ı pompalı tüfekle sokak ortasında öldürdü. Hayatının baharında bir kadının daha yaşamı söndürüldü. Sokak ortasında silahlı bir adam durdurulamaz mıydı? Ya da hemen hemen her evde neden ateşli silah vardır? Her öfkelenen erkek neden silaha sarılır? Ayrılmak isteyen ölümü mü hak eder? Son yıllarda kadın cinayeti neden bu kadar arttı? Antalya, turizm ve sanat kentiyse, hatta kadın dostu bir kentse, kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddette neden Türkiye sıralamasında ikinci sıradadır?

Bu soruları daha çoğaltabiliriz. Ancak burada önemli olan sorular değil yanıtlardır. Son yıllarda kadınlara karşı kullanılan dil saldırgandır. Özellikle iktidarın dili kadını sürekli aşağılamaktadır. Kadının yerini dört duvar olarak sınırlamakta, erkeğin malı gibi görünmesini sağlamak için söylemler üretilmektedir. Kadın ve çocuklar için söylenen abuk subuk sözlerin sahipleri cezasız kalmaktadır. Bütün bunlar zaten toplumsal cinsiyet eşitsizliği olan ülkede, kadının ve çocukların yaşamını zorlaştırmaktadır. Erkek, kadına saldırma, öldürme hakkını kendinde görmekte ve böylesi bir suçu işlediğinde en az ceza ile kurtulacağını sanmaktadır. Çünkü bir çok örnek görülmektedir. Hal böyle olunca da daha nice Simgeleri korumamız zorlaşacaktır.

Bir an önce kadın – erkek eşitliği bakanlığı kurulmalı. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayıcı programlar uygulanmalı. Kadına karşı uygulanan şiddet cezasız bırakılmamalı. Kadından sorumlu bakanlık yeniden kurulmalı. Okullarda ve her türlü kurumda kuruluşta ayrımcı dillerden arındırılmalıdır.

Biz Kadın Danışma Dayanışma Derneği olarak, her gün duyduğumuz kadın cinayetlerinin, kadına uygulanan şiddetin takipçisi olacağız. Bu ülkede kadınların ve çocukların can güvenliği ve insanca yaşama haklarının savunucusu olacağız. Bütün yetkililerden de bunu bekliyoruz. Bir daha Simge Yıldızların olmasını istemiyoruz. Artık yas tutmak değil insanca yaşamak istiyoruz ve bunun hakkımız olduğunu biliyoruz. 1979 yılında imzalanan CEDAW sözleşmesine uyulmasını istiyoruz. CEDAW sözleşmesinde dünya ülkelerine, kadın – erkek eşitliğini sağlama sözü verilmiştir ve yıllardır uygulanması sağlanamamıştır. Yine dünya ülkelerinden önce imzaladığı halde İstanbul Sözleşmesi de her gün ihlal edilmektedir. Verilen sözler tutulsa, yasalara uyulsa bile şiddet bu kadar tırmanamazdı. Unutulmasın ki kadın mutlu olmazsa, erkek de mutlu olamaz. Şiddet uygulamak insana huzur vermez. Katillik de ulaşılacak bir hedef olamaz. Olsa olsa hem kişileri hem de ülkeyi utandıracak bir durum olabilir.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here