AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un İstanbul Sözleşmesi hakkındaki, ”Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” sözlerine Antalya Kadın Platformu’ndan tepki geldi. Antalya Kadın Platformu üyeleri Eğitim-Sen Şube binasında yaptıkları basın açıklamasında iptalin kadın cinayetlerini arttıracağı uyarısında bulunuldu.

Antalya Kadın Platformu adına açıklamayı İlkin Manya okudu

İstanbul Sözleşmesine Dokunamazsınız!!!

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk imzacı ülke olduğu, İstanbul Sözleşmesi olarak anılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. Sözleşme, kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerinin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması anlamında taraf Devletlere ciddi sorumluluklar yüklüyor. Ancak, geçen 6 yılda yükümlülüklerin yerine getirilmediği gibi, yandaş medyasından Cumhurbaşkanına, AKP’li Numan Kurtulmuş’a kadar kadın düşmanı politikaları savunanların her daim hedefinde oldu.

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin bir devlet politikası haline getirilmesini zorunlu kılıyor. Kadına yönelik şiddetin engellenmesinin ise toplumsal cinsiyet eşitliği ile mümkün olabileceğini söylüyor. Yani fıtratlı fetvalı eşitsizlik söylemleri ve bu yöndeki uygulamaları ile iktidarın sözleşmenin özüne karşı bir savaşı vardı zaten. Bu savaş iktidarın ideolojik kökeninden geliyor.

Temelde, kadından erkekle eşit haklara sahip bireyler olarak söz edilmesi, kadının aile dışında “birey” olarak tanımlanması, kadınların hayatını kurtarmak için devletlere sorumluluklar yüklenmesi, toplumsal hayatın her alanında eşitliği sağlamadığınız sürece şiddet devam eder denilmesi çok rahatsız ediyor gerici zihniyeti. Eşitliğin, yasa yerine geçen bir sözleşmede yer almasına bu tahammülsüzlük. Kadınlar sonsuza kadar yaşadığına razı olsun, aman ha boşanmasın, şiddet de sürerse sürsün bakış açısı.
Tam da sözleşmede yazılanı yaşamıyor muyuz hep birlikte? Kadınlara “eşit değilsiniz” denildiğinden, fıtrat, üç çocuk, annelik, ev içinde bir hayat, eğitimsizlik, erken evlenme, boşanmanın zorlaştırılması, nafakanın sınırlandırılması sözleri ve uygulamaları hayatlarımızın dört bir yanını kuşattığından şiddet devam ediyor. Hatta şiddet olarak kalmıyor, cinayetlere dönüşüyor. Türkiye’de her gün en az bir kadın öldürülüyor. Aile içi şiddet inanılmaz boyutlarda ve Pandemi sürecinde şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığı da korkunç bir gerçek.

Her gün kadınların öldürüldüğü, şiddettin hayatın ta kendisi olduğu bu ülkede, aslen uygulanmayan İstanbul Sözleşmesinin varlığını bile dert edinenler, imzamızı çekelim diyenler, kadına yönelik şiddet, cinayetler devam edebilir mi demek istiyorlar??? Sözleşmenin yok edilmesi demek Türkiye’nin kadına yönelik şiddete karşı tüm yükümlülüklerinden kurtulması anlamına gelecek tek bir cümle ile özetlersek. Sözleşmeyi kaldırmayı tartışmak aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukuk devleti olması önünde de geri adım atmak demek.

“İstanbul Sözleşmesine Dokunamazsınız” demenin bütün bu toplamla bir ilgisi var. Kadınlar ve çocukların, hepimizin hayatları ve gelecekleri için…
Biliyoruz; karşımızda gericilik ile mücadele var, esas olarak toplumun tüm dokularına işleyen karanlığa karşı eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi var.

Bilinsin ki, tüm saldırılara karşın kazanılmış haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz!!! Yaşasın Kadın Mücadelesi!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here