“Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önce açık olmasıdır. Eğitimin pahalı olduğunu düşünenlere, cehaletin insanlığa ödettiği bedellerin hesabını yapmalarını öneririm.” Sokrates

Bireylerin ve toplumların yaşamında eğitimin ve ekonominin önemi büyüktür. Eğitim önemlidir, çünkü bir ulusu özgür veya tutsak yapar. Fikri özgür, irfanı özgür, vicdanı özgür bireyler yetiştirmek ancak doğru eğitimle mümkündür. Ekonomidir ki eğitimle taçlandırılmazsa kazanılan başarılar sürekli olamaz.

Bir ülkenin eğitimini, o ülkenin alt yapı kurumu olan ekonomisi belirler. Ekonomisi gelişkin olan ülkelerin eğitimleri de buna uygun olarak düzgün olur. Ekonominin iyi olması ise eşit, adil, demokratik bir paylaşım sistemiyle mümkündür. Yoksa özgür bireyler yetiştirmeye hizmet etmeyen bir sistemde ancak köle yetiştirilir. Özgür bireyin yetiştirilmesi ise bilimsel eğitimle olur. Bilimsellikten yoksun, içeriği boş bir yığın kitap, birer fiziki ağırlık; öğrenciler de o ağırlığı yalnız okulda oldukları sürece değil tüm yaşamı boyunca taşıyan birer hamal olmak durumundadır. İnsanı var eden doğa ise, insanı insan yapan da eğitim ve sanattır. Bozulan, etik değerlerden yoksun insandan daha tehlikeli bir varlık da yoktur. Çünkü bozulan bir insanın düzeltilmesi ekonominin düzeltilmesinden daha zordur, kuşaklar boyunca ancak mümkün olur. O nedenle emperyalistler, egemenler önce eğitimi bozarak işe başlarlar.

Şu küçük öykü buna en iyi ironik bir örnektir:

On- on iki yaşlarında ilkokul çağında bir çocuk babasından sık sık kendisini sinemaya götürmesini ister. Baba kendince çok işi olan biridir. Her seferinde bir gerekçeyle atlatır. Bazen de söz verir ama tutamaz. Günler, haftalar bu şekilde geçer. Çocuk son bir kez babasına verdiği sözleri anımsatır ve birlikte sinemaya gitme isteğini bir kere daha yineler. Babanın canı sıkılır ama belli etmemeye çalışır. Yine ertelemek ister. Ama bir gerekçe yaratması gerekir. Kısa zamanda yapamayacağını düşünerek şöyle bir yola başvurur: Çalışma odasından büyük bir dünya haritası getirir, küçük küçük -belki yüzlerce, belki binlerce- parçaya ayırır.

‘Oğlum, bu parçaları uygun şekilde bir araya getirip haritayı oluşturduktan sonra seni sinemaya götüreceğim’ der.

Çaresiz çocuk önce bocalar. Bu koca haritayı nasıl tamamlayacağını bilemez ama pes etmeyen çocuk ruhuyla işe girişir. İki saat sonra heyecanla babasına çağırır:

‘Baba! Baba! Koş, gel bak haritayı tamamladım’ der. Baba inanmaz. İşin içinde bir hile olduğunu düşünerek gelir. Gördüğüne inanamaz. Harita oluşturulmuştur. Sinemaya gitme sözünü yerine getirmek zorundadır. Sorar:

‘Oğlum, nasıl başardın? Birileri sana yardım mı etti?

Çocuk:

‘Hayır baba! Kimseden yardım almadım. Tek başıma yaptım. Sen farkına varmamışsın, haritanın arkasında insan varmış. İnsanı düzeltince dünya düzeldi’ der.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here