Yine gündeme bir bomba düştü, yine bu bomba kadın bedeniyle bozdu.

İktidarın bütün işi kadın bedeni üzerinden politika yapmak. Acaba başka sorun mu yok, yoksa halkla dalga mı geçiyorlar? Bülent Arınç kendisi de “Ben kadınları aşağılamadım, bunu yapmam için geri zekalı olmam gerekiyor” gibi cümleler kurdu. “Kadın toplulukta kahkaha atmamalı, yüzü hafifçe kızarmalı” derken, kadını aşağılamamış mı oluyor? İşte bunu anlayamayan kafaya ne denir bilemiyorum. Söz bitiyor, akıl susuyor galiba. Aslında bu sözleri ağzından çıkaranın yüzü kızarmalı, hem de pancar gibi. Bir daha kadınların yüzüne bakamamalı.

Bülent Arınç, bunları söylerken, “Flört yangını” kitabının da tanıtımını yapıyorlarmış. Kitapta “flört eden kızla evlenmeyin, ısırılmış elmayı ister misiniz?” deniyormuş. Kadın burada yine metalaştırılıp “Mal” olduğunun altı çiziliyor. Ömer Tuğrul İnançer de “Hamile kadının sokağa çıkması ayıptır” demişti. Zeyid Aslan da kızdığı bir kadına “Sizin bacak aranızı çeker, gazetelerde basarım” dedi. Bu örnekleri daha uzatabiliriz. Ama maalesef bu tür sözler hep AKP’nin yetkili ağızlarından çıkıyor. İnsanın fikri neyse zikri de o değil midir?

Çin atasözü “Gülen insan, güzel insandır” der. İçi kararmış, gülemeyen, negatif bir insanla kaç dakika sohbet edebilirsiniz? Ben böyle birisiyle görüşmek bile istemem. Yıllar önce milli eğitim müdürü, öğretmenlerle yaptığı bir toplantıda “Arkadaşlar, sokakta asık suratlı yürümeyin, sizi görenin suratı asılır, buna hakkınız yok” demişti. Asık suratlılık bulaşıcı. Gülümsemek de öyle. Ama gülümseyeni gördüğümüzde içimiz açılıyor, diğerinde içimiz kararıyor.

Ülkemiz çok kötü yönetiliyor, buna “Hayır her şey yolunda” diyen çıkamaz. Böyle her yer toz duman, Kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının en yükseğe tırmandığı bir ülkede, eğer kadınlar kahkaha atabiliyorsa, bu çok büyük bir güçtür. Zaten güçlü olan gülümseyebilir. O nedenle devrimciler, sosyalistler, hep güler yüzlüdür. Işıl ışıl bakarlar, çünkü içleri de ışıl ışıldır, kendileriyle barışıktırlar. Çünkü müzik aletlerinden başka bir şey çalmazlar. Geceleri uykuları kaçmaz, insanlığın mutluluğu için canlarını tehlikeye atarlar. Bu nedenle işkence de görseler gülümsemelerini kaybetmezler.

Kadınlar da öyledir. Zehir zemberek bir yaşamda bile gülümseyebilirler. Bu utanılası değil, övünülesi bir durumdur. Kadın olmak neden utanılası olsun ki? Gülümseyemeyen, aynaya bakamayan, sevemeyen, sevilmeyen insanlar ise, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, durmadan aynı davulu çalıp kadın düşmanlığı yaparak, kadının bedeni üzerinden kokuşmuş düşünceler üretip politika yaptıklarını sanırlar. Oysa her gaflarında kendilerine bile yabancılaştıklarının farkına varamayacak kadar aymazdırlar.

Bu günlerde sessizce “Sevda Tepesi” bir petrol şeyhine satılmış. Satılırken önce milyon dolarlar Bilal Erdoğan’ın vakfına bağışlanmış. Ondan sonra diğer işlemler yapılmış. Meğer bu Arap zengini ne kadar hayırsevermiş. Ülkemize böyle bir “Hayırsever” yerleştiği için mutlu olmalıyız belki de. Hem onlar kadınların “İffeti” için ne yapılacağını iyi bilirler. Belki de iktidardakilere danışmanlık yaparlar ne dersiniz? Ama yağma yok!!Kadınlar uyandı, bundan sonra her yerde ve her fırsatta bol kahkaha atarak yaşayacağız. Çünkü bu yaşam bizim, bu ülke bizim, bu beden bizim!!!Gülmek bize yakışıyor. Hey Bülent Arınç, yüreğin yetiyorsa, gel sen de bizimle gül!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here