DEKAP (Derelerin Kardeşliği Akdeniz Platformu) ve Antalya Yaşam Savunucuları adına bir açıklama yapan Mimar Birsen Tanyeri, iklim değişikliğinin neden olduğu hortum, aşırı yağış, fırtına ve SEL felaketinin can ve mal kaybına yol açtığını söyledi.

Hortumlar can almaya devam edecek
Antalya’da özellikle son 15 yılda yaşanan Ekolojik tahribata, 9 Ekim 2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye meclisinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları ile yenileri eklenerek, son darbe de vurulduğunu ifade eden Birsen Tanyeri , “Bu planlar yeniden gözden geçirilmek zorundadır. Doğaya aykırı olan ne varsa iptal edilmelidir. Aksi halde iklim değişikliğinin olumsuz etkileri daha fazla görülmeye, ormanların tahribi ve milyonlarca yılda oluşan tarım toprakları sellerle denize akmaya , hortumlar can almaya devam edecek. “ uyarısında bulundu

İklim değişti

Kumluca Alakır Çayı üzerinde planlanan 8 adet HES projesinden 3 tanesi faaliyete geçince bölgenin ikliminin büyük ölçüde değiştiğini söyleyen Tanyeri, “Tüm bunlar daha fazla inşaat, daha fazla beton ,daha fazla rant hırsı için yapılmış ve seralarda ürettikleriyle tüm Türkiye’yi doyuran , geçimini tarımdan kazanan Kumluca Finike, Demre halkını ciddi anlamda hem can hem de mal kaybı ile zarara uğratmıştır.” dedi.

“Ben yaptım oldu zihniyeti” terkedilmelidir

Antalya’nın iklim değişikliğinden payına düşeni aldığını vurgulayan Tanyeri, merkezi ve yerel yöneticilerin önlem almasını istedi. İklim değişikliği için alınabilecek kimi önlemleri sıralayan Tanyeri, “Merkezi ve yerel yöneticiler, “Ben yaptım oldu” zihniyetini terk edip, bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, derneklerin, hareketlerin… bu konulardaki görüşlerini dikkate almalıdır.” şeklinde konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN SES VER!

İklim değişikliğinin neden olduğu Hortum, aşırı yağış, fırtına ve SEL felaketi Antalya’da CAN aldı. Bölgede yaşamı adeta felce uğrattı ve büyük ölçüde maddi hasara yol açtı.

İklim değişikliğinin etkileri neden en çok Antalya, Kumluca, Finike, Kemer’de görüldü?

Çünkü Antalya büyük bir hızla yeşil alanlarını, ormanlarını, tarım alanlarını ranta kurban vermiş bir kenttir. Mutlak korunması gerekli alanlarını, sahillerini turistik otellere tahsis ederek betonlaşmaya katkıda bulunmuştur. Kamusal alanlarını özel şirketlere tahsis ederek elinden çıkarmıştır. Belek ormanları ve Kundu ormanları örneğinde olduğu gibi. Antalya’nın Finike İlçesi de mermer ocaklarının işgali altındadır. Finike ormanlarına taş ve mermer ocakları büyük zarar vermiş ve mermer ocaklarına tahsis giderek artan bir hızla hala sürüyor. Kumluca Alakır Çayı üzerinde planlanan 8 adet HES projesinden 3 tanesi faaliyete geçince bölgenin iklimi büyük ölçüde değişti. Kar yağan bölgelere kar yağmaz oldu. Kumluca Adrasan bölgesinde her yıl çıkan(çıkarılan) yangınlarla ormanlık, makilik, fundalık alanlar katledildi., Bu bölgedeki turizmi geliştirme adına yok edilen tarım alanları yerine gelen hızlı betonlaşma bölgenin dokusunu tamamiyle değiştirdi. Demre’ nin kıyıları, Caretta’ larin üreme alanları da dahil, tüm sahilleri yapılaşmaya açıldı. Halkın günübirlik plajı olan Taşdibi Yarımadasına yapılan liman da yine bölgenin yapısını değiştirmiştir…

Tüm bunlar daha fazla inşaat, daha fazla beton ,daha fazla rant hırsı için yapılmış ve seralarda ürettikleriyle tüm Türkiye’yi doyuran , geçimini tarımdan kazanan Kumluca Finike, Demre halkını ciddi anlamda hem can hem de mal kaybı ile zarara uğratmıştır. Yetkililer bu duruma seyirci kalmamalıdır. Daha önce de yazdığımız, söylediğimiz, uyardığımız planları gözden geçirmeli ve HES ve Mermer şirketlerine verilen izinleri iptal etmelidir.

Antalya’da özellikle son 15 yılda yaşanan Ekolojik tahribata, 9 Ekim 2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye meclisinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları ile yenileri eklenerek, son darbe de vurulmuş oldu. Bu planlar yeniden gözden geçirilmek zorundadır. Doğaya aykırı olan ne varsa iptal edilmelidir. Aksi halde iklim değişikliğinin olumsuz etkileri daha fazla görülmeye, ormanların tahribi ve milyonlarca yılda oluşan tarım toprakları sellerle denize akmaya ,hortumlar can almaya devam edecek.

Çünkü;

Üzerinde yaşadığımız dünyamız gün geçtikçe ısınıyor, buzullar eriyor, seller, kuraklıklar, orman yangınları, tüm canlı, cansız varlıkların yaşam alanları , bu olan bitenlerden olumsuz etkileniyor. Tamamen insan eliyle yaratılan iklim değişikliği ile ilgili yeterli önlemler ne yazık ki alınabilmiş değildir.

Küresel kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsı yüzünden, ormanlarımız, kıyılarımız, milli parklarımız, akarsularımız, tarım arazilerimiz, yaban hayatı koruma geliştirme sahalarımız, meralarımız ,yaylalarımız pazarlanacak meta anlayışıyla sermayeye 49 yıllığına kullanım hakkı, sonrasında da devir yapılarak ortak mülkümüz olmaktan çıkarılmaktadır. Sermaye, maden , taş ocağı ve mermer çıkarmak, HES yapmak, termik ve nükleer santral kurmak, köprü ve otoyol yapmak, havaalanı inşa etmek vb .gerekçelerle ormanlarımızı, derelerimizi, tarım arazilerimizi, adeta kevgire çevirmekte yaşam alanlarından insanları ve yaban hayatı göçe zorlamaktadır. Bir yandan fosil yakıt kullanımı, diğer yandan enerji sektörünün hızla yaşam alanlarımıza müdahalesi sonucu iklimler hızla değişmeye devam ediyor.

Paris İklim anlaşmasının öngördüğü şartlar ve hedeflere ulaşmakta henüz bir arpa boyu yol alınabilmiş değildir.

Küresel ölçekte oluşan İklim Değişikliği için yerel ve merkezi yöneticilerden beklentilerimiz vardır. Son 47 yılın en sıcak mevsimini yaşayan ülkemizde başta su kaynaklarımızın kuruması olmak üzere dalında kavrulan meyve bahçeleri, yeterli yağış alamadığı için verimi düşen buğday tarlaları hepimizi etkileyen iklimsel bir dönüşümü hep birlikte yaşıyoruz. Bizler bu yaşanacakların bilincinde olarak, 20 Ocak 2018 tarihinde “Antalya Hepimizin” adlı bir panel düzenleyerek yetkililere sesimizi duyurmaya çalışmıştık.

Kısaca ana başlıkları anımsatacak olursak; *Kırkgöz başta olmak üzere su kaynaklarımız *Ormanlarımız *Derelerimiz *Sulak alanlarımız *Yaylalarımız *Sahillerimiz *Kıyılarımız*Denizlerimiz

Yaşam alanlarımızın plansız yapılaşmaya açılması sonucu yukarıda saydığımız değerlerimizi büyük bir hızla kaybediyoruz. Bu nedenle Antalya’mız iklim değişikliğinden payına düşeni alıyor. Dünya üzerinde kalkınmanın, gelişmenin kriteri “betonlaşma” olamaz, olmamalıdır. Birinci öncelik yaşam alanlarını ve ekolojik dengeyi korumak olmalıdır. Yerel Yönetimler İklim Değişikliğine sebep olan etmenleri ortadan kaldırmakla yükümlüdürler. Halkın ve çevrenin sağlığını korumak, doğal ve kültürel güzellikleri gelecek kuşaklara bozulmadan aktarmak zorunluluktur. Bunun için yerel yöneticiler, “ben yaptım oldu” zihniyetini terk edip, bilim insanları, STÖ temsilcileri, meslek odalarının bu konulardaki görüşlerini dikkate almak zorundadırlar. Yeni yapılacak binalarda güneş enerjisinden kendi enerjisini üretebilen bir sisteme geçilmelidir. Binalarda güneş enerji panelleri sistemine geçiş için imar yönetmeliklerinde gerekli düzenlemelerin yapılması da elzemdir.

ANTALYA’NIN YAŞAMSAL ÖNCELİKLERİNE, TARIMA, HAYVANCILIĞA YATIRIM YAPILMASI,DOĞANIN TAHRİBİNE YOL AÇAN PROJELERE İZİN VERİLMEMESİNİ
YAKLAŞAN YEREL SEÇİMLERDE TÜM ADAYLARDAN BU DOĞRULTUDA HAREKET EDECEKLERİNE DAİR SÖZ VERMELERİNİ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ PROJELERİN STK’LAR, MESLEK ODALARININ GÖRÜŞÜ ALINARAK BİLİME VE AKLA UYGUN ÇÖZÜMLER ÜRETMELERİNİ İSTİYORUZ.

Antalya Yaşam Savunucular-DEKAP
Birsen Tanyeri

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here