HDP Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınarak, yerlerine kayyum atanmasını, Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri yaptıkları bir basın açıklaması ile protesto etti.
Attalos Meydanı’nda yapılan açıklamada kayyumun, halkın iradesini gasp etme anlamına geldiği vurgulandı.

Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk’ün okuduğu, “Halkın iradesine darbe kabul edilemez” başlıklı açıklamada “İlk olarak İstanbul seçim sonuçlarının iptali, arkasında çok sayıda seçilmiş meclis üyesinin haklarının gaspı, belediye başkanlarının mazbatalarının verilmeyişi, muhalefetin kazandığı belediyelere daha ilk aylardan başlayan baskılar AKP/Saray rejiminin seçim sonuçlarını hazmedemediğini göstermişti. Bugün, Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine bugün kayyum atandığını öğrendik” denildi.

“31 Mart yerel seçim sonuçları halkın siyasi tercihlerini demokratik iradesini bir kez daha ortaya koydu. Ancak, ilk olarak İstanbul seçim sonuçlarının iptali, arkasında çok sayıda seçilmiş meclis üyesinin haklarının gaspı, belediye başkanlarının mazbatalarının verilmeyişi, muhalefetin kazandığı belediyelere daha ilk aylardan başlayan baskılar AKP/Saray rejiminin seçim sonuçlarını hazmedemediğini göstermişti. Bugün, Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine bugün kayyum atandığını öğrendik.

31 Mart yerel seçimlerine kadar gelen iki buçuk yıllık süre boyunca, 15 Temmuz darbe girişiminin ardında toplumsal muhalefete karşı estirilen baskı dalgasının bir sonucu olarak çok sayıda belediye yönetimine halkın iradesi gasp edilip kayyum atanmıştı.

Bu kayyumlar sürecinde yaşananlar göstermiştir ki; el koyulan belediye yönetimleri, yönetmek için değil yok etmek için kullanılmıştır. Zaten ekonomik güçlük içindeki bu belediyeler milyarlarca lira borçlandırılmıştır. İsraf ve yolsuzluklarla kamu zarara uğratılmış, belediye araçları ve binaları bile ya satılmış ya da bir yerlere hibe edilmiştir. Kayyumların yediği tonlarca kuruyemiş ve baklavalar ülkemizde mizah konusu olmuştur. Geçici ve zorbalıkla geldikleri makamları bile lüks ve şatafatla donatmışlardır. Yani kayyum sadece siyasi irade gaspı değil aynı zaman da yıkım demektir.

Kayyum olarak atananlar, sonrasında ya üst rütbelere yükseltilmiş ya da AKP adayı olarak ülkenin değişik yerlerine belediye başkanı yapılarak ödüllendirilmiştir.

Kayyum halkın demokratik iradesinin gasp edilmesidir.

AKP/Saray rejimi seçimin üstünden daha dört ay geçmişken Diyarbakır’da yüzde 63, Mardin’de yüzde 56 ve Van’da yüzde 53 oyla seçilmiş olan Belediye başkanlarını, İçişleri Bakanlığı’nın yalan ve hukuksuz uydurma gerekçeleriyle görevden almış, halk iradesini hiçe saymıştır. Bu kayyum darbesi Kürt halkının siyasi iradesine açık ve düşmanca bir tutumdur.
Seçim sonrası, Kürt illerindeki belediyelerde kayyum döneminin bütün olumsuzlukları kamuoyu ile paylaşılmış ve teşhir edilmiştir. İktidar bu durumu hazmedememiştir.

İktidarın bu düşmanlığının bir nedeni de Kürt halkının 31 Mart seçimlerinde aldığı politik tutumdur. Bu tutumun sayesindedir ki muhalefet çok sayıda büyük ilin belediyesini kazanabilmiştir. Batıdaki yurttaşlarımızın demokrasi özlemleriyle Kürt halkının taleplerinin yan yana gelebildiğini gören iktidar korkuyla Kürt halkını cezalandırmak istemektedir.

Çözüm birlikte mücadeledir.

Hiçbir meşruluğu kalmayan AKP-MHP faşist ve gerici ittifakı ellerindeki zor gücüyle ayakta durmaya çalışmaktadır.

Hepimiz farkında olmalıyız ki bugün bütün muhalif belediye yönetimleri iktidardaki bu faşist ittifakın hedefindedir. Bugün bu faşist saldırganlığı durduramazsak, Van’ın Mardin’in, Diyarbakır’ın yanında durmazsak sıra İstanbul’a, Ankara’ya Antalya’ya gelecektir.

Karşımızda ki gerici ve faşist MHP-AKP ittifakı ülkemizde gerginlik ve faşist baskı politikalarını daha da artırmaktan yana tavrını koymuştur.
Bizler de demokrasinin barışın ve kardeşliğin bayrağını yükselteceğiz. Görevlerinden alınan belediye başkanlarımıza buradan yanlarında olduğumuzu söylüyoruz.

Halkımıza ve ilerici güçlere çağrımızdır. Susma sustukça sıra sana gelecek.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here