Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi üyeleri “ İnsanca yaşayacak bir ücret için, ek zam istiyoruz” talebiyle Antalya Defterdarlığı önünde eylem yaptı.

Defterdarlık önünde toplanan BES üyeleri adına konuşan BES Antalya Şube Başkanı Devrim Mol “Biliyoruz ki, artık bıçak kemiğe dayandı. Biliyoruz ki, Emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı.” dedi

Devrim Mol konuşmasında “Biliyoruz ki, hiçbirimizin, bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek %3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı.

Adaletsiz Gelir Vergisi Tarifesi ile bu artışlar dahi cebine girmeden el konulan, sonuçta maaşları her yıl yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp açlık sınırına daha fazla yaklaşan beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisinin daha fazla fedakârlık yapacak hali kalmadı.
İşte tam da bu yüzden;
Sendikalı, sendikasız, KESK üyesi olsun ya da olmasın, tüm kamu emekçileri adına çağrıda bulunuyor, kamu emekçilerini hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı aşağıdaki asgari taleplerimiz etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz:
Değerli Basın Emekçileri Sevgili Mücadele Arkadaşlarım

– Grev hakkı ve gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz!
• Bugün ülke genelinde alanlardayız, eğer bu ülke gerçekten ilk çeyrekte %7 büyüdüyse büyümeden hakkımızı, İnsanca yaşayabileceğimiz bir maaş istiyoruz!
• Kamuda liyakat istiyoruz, emek hırsızlığına dönüşen mülakat uygulamalarının son bulmasını istiyoruz!
• Kamusal emeklilik sisteminin güçlendirilmesini, Bireysel Emeklilik dayatmasına son verilmesini, her türlü ek ödemenin emekli maaşlarına dâhil edilmesini istiyoruz!
– Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde oluşturulan parçalı çalışma biçimlerinin ortadan kaldırılmasını ve Maliye Hizmetleri Sınıfı oluşturulmasını istiyoruz!
– Kurum içi uzmanlık sınavının bir an önce mülakatsız olarak açılmasını istiyoruz!
• Haksız ve hukuksuz bir şekilde keyfi olarak ihraç edilen büro emekçilerinin işlerine iade edilmesini istiyoruz!
• Kamuda mobbing uygulamalarının son bulmasını istiyoruz!
• Vergi dilimi marifetiyle maaşlarımızın erimesinin önüne geçilecek bir düzenleme istiyoruz!
• Kamuda yoksulluk sınırı altında maaş uygulamasına son verilmesini istiyoruz!
• Eşitlik, özgürlük, adalet demokrasi ve insanca bir yaşam istiyoruz!

Haklarımızı alana kadar mücadeleden vazgeçmiyoruz!” vurgusu yaptı.

Değerli Basın Emekçileri Sevgili Mücadele Arkadaşlarım

Bugün öncelikle sendikal haklarına ve örgütlenme özgürlüklerine sahip çıkmak için 15-16 Haziran 1970 tarihinde gerçekleşen, hepimize ilham ve cesaret olmaya devam eden büyük işçi direnişinin yıl dönümünü kutluyor direnişlerini selamlıyoruz. Kamu emekçileri olarak bizler de bu anlamlı günde, fili ve meşru bir hatla direne direne kurduğumuz sendikalarımızın tüm baskılara rağmen emek, barış ve demokrasi mücadelesine kararlılıkla devam ettiğini ülke genelinde insanca bir yaşam talebi ile alanlara çıkarak bir kez daha gösteriyoruz.

Pandemiyle birlikte Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz de derinleşerek devam ediyor. Açlık, yoksulluk, işsizlik sorunu büyüyorken, hayat pahalılığı, geçim derdi hayatımızı her geçen gün daha fazla zorlaştırıyorken, bir çocuk en büyük hayalini “aç uyumamak” diye ifade ediyorken;

Pandemi döneminde işyerlerini açamadığı için devletten destek bekleyen esnafın nankörlükle suçlandığı,

Ekonomik gerekçelerle intihar eden yurttaşlarımız için, intiharların gerekçesi ekonomik nedenler olsa toplumun yarısı intihar ederdi diye alay konusu edildiği,
“Sadece kuru ekmek yiyebiliyoruz” çığlığına, kuru ekmek buluyorlarsa aç değillerdir söylemine kadar varan ibretlik bir dönem yaşıyoruz.

Bunun yanında Pandemi döneminin en çok yoksullaşan, emeği değersizleştirilen, dayatılan toplumsal cinsiyet rolleriyle yükü kat be kat artarken emeği en çok sömürülen kesimi kadınlar oldu.

Açıklanan sahte enflasyon rakamlarıyla milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli açlığa mahkûm edilmek isteniyor. Ama biz çarşıda, pazarda, markette yaşadığımız gerçek enflasyonun %40’lara dayandığını biliyoruz, yaşıyoruz.

Mutlu bir azınlığın sürekli olarak servetine servet kattığı, on milyonun üzerinde yurttaşımızın işsiz olduğu, milyonlarca emekçinin açlık sınırı altında asgari ücrete mahkûm edildiği, çiftçinin mahsulünün tarlada kaldığı, esnafın kepenk kapattığı, gençlerimize KYK borcunu ödeyemediği için haciz işlemi uygulayan siyasi iktidarın, milyonlarca dolar kredi borcunu ödemeyen yandaşlarına ihale üstüne ihale verdiği, merkez bankasının 128 milyar dolar rezervinin buharlaşmasının siyasi iktidar tarafından bir varmış, bir yokmuş kıvamında masal gibi anlatılarak ört bas edilmeye çalışıldığı bir düzende, haklarımıza sahip çıkmak ve taleplerimiz için mücadele etmekten başka bir seçeneğimizin olmadığını biliyoruz.

Döviz kurlarındaki artış karşısında dolarla mı maaş alıyorsunuz yaklaşımını öne çıkaran siyasi iktidar, doğalgaz, elektrik ve akaryakıt fiyatlarına dövize endeksli olarak her ay zam yaparken maaşlarımız her ay erimeye devam ediyor. Son yirmi yıl içerisinde ortalama memur maaşı geleneksel ölçü birimimiz olan çeyrek altın karşısında da gerilemeye devam ediyor. 20 yıl önce maaşımızla 25 çeyrek altın alabiliyorken bu gün 6 çeyrek altın bile alamadığımız bir noktadayız.

Yaşadığımız ekonomik kayıplar yüzdelik zamlarla telafi edilme aşamasını çoktan geçmiştir. Geçmiş yıl kayıplarımızı giderecek seyyanen zam yapılmalı, ek olarak öngörülen değil, gerçekleşen enflasyon oranında enflasyon farkı ve ekonomik büyümeden çalışanlara pay verilmelidir.

Sevgili Kamu Emekçileri,
Biliyoruz ki, “artık bıçak kemiğe dayandı” diyorsunuz!
Biliyoruz ki, Emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı.
Biliyoruz ki, hiçbirimizin, bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek %3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı.
Adaletsiz Gelir Vergisi Tarifesi ile bu artışlar dahi cebine girmeden el konulan, sonuçta maaşları her yıl yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp açlık sınırına daha fazla yaklaşan beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisinin daha fazla fedakârlık yapacak hali kalmadı.
İşte tam da bu yüzden;
Sendikalı, sendikasız, KESK üyesi olsun ya da olmasın, tüm kamu emekçileri adına çağrıda bulunuyor, kamu emekçilerini hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı aşağıdaki asgari taleplerimiz etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz:
Değerli Basın Emekçileri Sevgili Mücadele Arkadaşlarım

– Grev hakkı ve gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz!
• Bugün ülke genelinde alanlardayız, eğer bu ülke gerçekten ilk çeyrekte %7 büyüdüyse büyümeden hakkımızı, İnsanca yaşayabileceğimiz bir maaş istiyoruz!
• Kamuda liyakat istiyoruz, emek hırsızlığına dönüşen mülakat uygulamalarının son bulmasını istiyoruz!
• Kamusal emeklilik sisteminin güçlendirilmesini, Bireysel Emeklilik dayatmasına son verilmesini, her türlü ek ödemenin emekli maaşlarına dâhil edilmesini istiyoruz!
– Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde oluşturulan parçalı çalışma biçimlerinin ortadan kaldırılmasını ve Maliye Hizmetleri Sınıfı oluşturulmasını istiyoruz!
– Kurum içi uzmanlık sınavının bir an önce mülakatsız olarak açılmasını istiyoruz!
• Haksız ve hukuksuz bir şekilde keyfi olarak ihraç edilen büro emekçilerinin işlerine iade edilmesini istiyoruz!
• Kamuda mobbing uygulamalarının son bulmasını istiyoruz!
• Vergi dilimi marifetiyle maaşlarımızın erimesinin önüne geçilecek bir düzenleme istiyoruz!
• Kamuda yoksulluk sınırı altında maaş uygulamasına son verilmesini istiyoruz!
• Eşitlik, özgürlük, adalet demokrasi ve insanca bir yaşam istiyoruz!

Haklarımızı alana kadar mücadeleden vazgeçmiyoruz!
Yaşasın KESK Yaşasın BES Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here