Emekçilerin grev, barışçıl toplanma ve gösteri haklarının milli güvenlik, genel sağlık gibi inandırıcı olmayan gerekçelerle engellendiğini belirten Eğitim Sen Alanya Şubesi Başkanı Ali Koca, işçilere 19. Yüzyıl kölelik koşullarının dayatıldığını söyledi.

Sendika binasında açıklama yapan Koca, Covid-19 salgını, işsizlik ve hayat pahalılığının milyonlarca işçi, emekçi ve dar gelirlinin yaşamını her geçen gün daha fazla derinden sarsmaya devam ettiğini söyledi.

Koca, “Siyasi iktidar ise salgından ve salgınla birlikte derinleşen ekonomik krizden en çok etkilenen dar gelirli, yoksul, ücretli kesimleri koruyucu politikalar geliştirmek yerine emeğin, emekçilerin mevcut sınırlı haklarını bile ortadan kaldıran adımlara ger gün bir yenisini ekliyor. Hayatlarını tehdit eden salgın ile ekmek parası arasına sıkıştırılan işçilerin, emekçilerin hak arama yolu yasaklarla, baskı ve şiddet politikaları ile kapatılmak isteniyor. Nerede işçilerin, emekçilerin bir hak arama mücadelesi varsa orada hemen valilikler üzerinden haftalarca süren toplantı ve gösteri yürüyüşü yasaklama kararları ilan edilmekte, emekçilerin en temel anayasal hakları yok sayılıyor. On binlerce insanı taşıdıkları kendi mitinglerinde, açılışlarında virüs tehdidini yok sayanlar hak arama mücadelesi veren emekçilerin her eylemine, etkinliğine pandemi gerekçesini ileri sürerek müdahale ediyor. Tam 7 yıldır ödenmeyen tazminat, ücret ve yıllık izin alacakları için Soma ve Ermenek’ten Ankara’ya yürüyüş başlatan maden işçilerinin önüne jandarma ve polis barikatları kuruldu. Grev haklarını kullanmak isteyen işçilerin, 7 yıldır ödenmeyen tazminat, ücret ve yıllık izin alacakları için Ankara’ya yürümek isteyen maden işçilerinin, Covid-19 salgını sürecinde yaşananları kamuoyu ile paylaşmak isteyenlerin en temel anayasal haklarını kullanmasının engellenmesi, kolluk şiddeti ile karşı karşıya bırakılması kabul edilemez” dedi.

EMEĞİN HAK ARAMA YOLLARI BİRLEŞİK MÜCADELE İLE AÇILIR!…

Bir taraftan COVİD-19 salgını diğer taraftan salgın ile birlikte gittikçe artan işsizlik ve hayat pahalılığı milyonlarca işçinin, emekçinin, dar gelirlinin yaşamını her geçen gün daha fazla derinden sarsamaya devam ediyor.
Siyasi iktidar ise salgından ve salgınla birlikte derinleşen ekonomik krizden en çok etkilenen dar gelirli, yoksul, ücretli kesimleri koruyucu politikalar geliştirmek yerine emeğin, emekçilerin mevcut sınırlı haklarını bile ortadan kaldıran adımlara ger gün bir yenisini ekliyor.

Hayatlarını tehdit eden salgın ile ekmek parası arasına sıkıştırılan işçilerin, emekçilerin hak arama yolu yasaklarla, baskı ve şiddet politikaları ile kapatılmak istenmektedir.

Nerede işçilerin, emekçilerin bir hak arama mücadelesi varsa orada hemen valilikler üzerinden haftalarca süren toplantı ve gösteri yürüyüşü yasaklama kararları ilan edilmekte, emekçilerin en temel anayasal hakları yok sayılmaktadır.

On binlerce insanı taşıdıkları kendi mitinglerinde, açılışlarında virüs tehdidini yok sayanlar hak arama mücadelesi veren emekçilerin her eylemine, etkinliğine pandemi gerekçesini ileri sürerek müdahale etmektedir.

Tam yedi yıldır ödenmeyen tazminat, ücret ve yıllık izin alacakları için Soma ve Ermenek’ten Ankara’ya yürüyüş başlatan maden işçilerinin önüne jandarma ve polis barikatları kurulmuştur.

Grev haklarını kullanmak isteyen işçilerin, yedi yıldır ödenmeyen tazminat, ücret ve yıllık izin alacakları için Ankara’ya yürümek isteyen maden işçilerinin, Covid 19 salgını sürecinde yaşananları kamuoyu ile paylaşmak isteyenlerin en temel anayasal haklarını kullanmasının engellenmesi, kolluk şiddeti ile karşı karşıya bırakılması kabul edilemez.

Bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan işçilerin, emekçilerin grev hakkı, barışçıl toplanma ve gösteri hakkı gibi en temel anayasal hakları “milli güvenlik, genel sağlık, kamu düzeni, toplum huzuru” gibi kimsenin inanmadığı genel geçer gerekçelerle engellenemez.

Bu ülkede halkın güvenliğini, sağlığını, huzurunu, kamu düzenini tehdit edenler:

İşçilere, emekçilere 19. Yüzyıl kölelik koşullarını dayatan, ülkeyi sermaye için ucuz iş gücü cennetine çevirip buna karşı hak arama yollarını kapatanlardır.

İşçilerin, emekçilerin insanca çalışma ve yaşam taleplerine kulak tıkayan, sendikal mücadelesini ‘suç’ olarak görenlerdir.

Salgın döneminde bile patronların, sermayenin yüzünü güldürmeye devam eden, milyonlarca işçinin, emekçinin, dar gelirlinin kırıntılarla yetinmesini, her türlü, haksızlığı- hukuksuzluğu sineye çekmesini bekleyenlerdir.
KESK olarak emeği yok sayan, işçilerin, emekçilerin anayasal haklarını kullanmasını engelleyen, hukuksuzluktan beslenen tüm baskı ve şiddet politikalarını kınıyoruz.

Hak arama yollarımızı kapatmaya dönük girişimlere karşı başta konfederasyonlar ve sendikalar olmak üzere tüm emekçileri, işçileri emeğin birleşik mücadelesini örmek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz.

Ali KOCA
Eğitim Sen Alanya Şubesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here