Adolf Eichmann, “Yahudi Sorununun Nihai Çözümü” önerisiyle Yahudi nüfusun kitleler halinde yok edilmesini amaçlayan soykırım projesinin mimarı bir naziydi. Savaş bittikten sonra gözaltına alındığı kamptan kaçıp Arjantin’e gitti. 14 yıl bu ülkede kimliğini ve adını değiştirerek saklandı. 1960 yılında Mossad ajanları tarafından yakalandı. Yakalandığı an Mossad ajanları tarafından vurulup öldürülebilinirdi. Fakat ajanlar onu Arjantin’den İsrail’e getirdi. İsrail’de soykırımdan kurtulanlar ve öldürülenlerin yakınları, işlediği soykırım suçlarından dolayı yargılanan Eichmann’ın duruşmalarını takip etti. Adolf Eichmann yargılamalar sonucunda 1962 yılında idam edildi.

Eichmann ve naziler çok güçlüydüler. İktidarın tüm gücünü kullanarak kendi gibi düşünmeyenleri yok etmek istediler. O kadar kibirliydiler ki söyledikleri her yalanı tekrarladılar. Yalana inananlar olduğu gibi inanmak zorunda olanlar da oldu. O yalanlara ne olursa olsun inananlar-kandırılanlar zalime hizmet etmiş, suça ortak olmuş oldu. Tarih sayfaları, bu sessiz çoğunluğun sesini çıkarmaması yüzünden zalimlere hizmet ettiğini yazar.

“Yargıcıyla avukatıyla tüm hukukçular esir alınmıştır Hitler rejimince. Hukuk profesörleri birer papağan, yargıçlar ise oyuncaktı Hitler’in elinde. Bugün Hitler’e uşaklık etmiş yargıçlara hukukçu demek mümkün müdür artık? Bunlar, siyasal cinayetlerin kiralık katilleridir. Bir yüksek kürsüye cübbeyle çıkmak, cellatlığa meşruiyet kazandırmaz hiçbir zaman. ” (Uğur Mumcu-Suçlular ve Güçlüler)

Güç kaybediyorlar. İktidarın peşine takılıp gidenler iktidarın tüm bileşenlerinden kopmaya başladı. Kendi iç kavgaları büyürken, iktidara bağlı tüm sivil toplum kuruluşları ve sendikalarında hızlı çöküş başladı. Döneminde katliamların yaşandığı, emekçilerin aç bırakılıp “ağaç kökü yesinler” denildiği, kamunun yandaşlara peşkeş çekildiği, iktidar paylaşımı sırasında darbe girişiminin yaşandığı, mafyaya-suça bulaşmış kirli ellerin göreve getirilip sırtı sıvazlandığı, bir halkın temsilcilerinin tutsak edildiği, boyun eğmeyenlerin açlıkla terbiye edilmeye çalışıldığı, kötücül yönetim anlayışı erimek üzere. Bu kötücül yönetim anlayışına öyle ya da böyle destek verip, suçun ve suçlunun yanında olup bu erime sırasında saf değiştirenler elbet olacak. Adalet duygusu en yüce duygulardan birisidir. Doğaya ve İnsanlığa karşı suç işleyenler cezasız bırakılmamalıdır. İşinden edilen insanları ihbar edenler, suça öyle ya da böyle bilerek ve isteyerek destek verenler, suç aygıtlarında sorumluluk alıp güçsüz ezenler, halkın iradesine saygı duymayanlar adalet duygusunu sonuna kadar tatmalı. Yaşattıklarını yaşamalıdırlar.

Dini argümanla helalleşmek çağrısı yapmak iyi niyetli gibi görünse de oldukça hatalı ve eksiktir. İşlenmiş suçlar- suçlular ortadayken ve kimse yargılanıp ceza almıyorken adaleti yok sayıp helalleşme çağrısı yapmak adalet duygusunu zedeler. Nazi Almanyasında, naziler soykırım yaptıklarında yaptıkları şeyin suç olduğunu düşünmüyorlardı. Ta ki işledikleri suçlardan yargılanmaya başladıkları zamana kadar. Eichmann’lar ile helalleşilmez, Eichmann’lar yargılanmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here