Hitlerjugend

Diyanet İşleri Başkanlığı, dolayısıyla saray virüsle mücadelenin yolunu bulmuş görünüyor: Salavat tekbiri getirmek. Ateistlerin, Deistlerin, Tengricilerin ve başka türlü inanan veya inanmayan ya da Müslüman olduğunu beyan eden ama virüsün salavat tekbiri, dua vs. ile yenilmeyeceğini bilimin yolundan gidilmesi gerektiğini bilen milyonlarca yurttaşın rızası alınmadan her akşam camii hoparlörlerinden dakikalarca dua adı altında yayınlar yapılması aslında İslam’ın en temel prensiplerinden biri olan “dua Allah’a edilir” prensibi ile de çelişmektedir ve İslam’ın ruhuna uygun değildir. Dua Allah’a edilir. Halka dinletmenin gereği var mı?

Saray bugün bir basın toplantısı yaptı. Yakından bakalım:

  1. “Salgının ilk gününden itibaren Bilim Kurulumuzun tavsiyeleri doğrultusunda tedbirleri eksiksiz hayata geçiriyoruz. Maskeden tanı kitine hemen her ihtiyacımızı kendimiz karşılayabiliyoruz. Hastanelerimiz ve sağlık birimlerimize 24 milyon cerrahi maske, 3 milyonun üzerinde N95 maske, 1 milyonun üzerinde koruyucu tulum, 181 binin üzerin koruyucu gözlük dağıttık” dedi. “ABD’ye 500.000 tanı kiti sattık” diyenlere ABD,” biz 1 tane bile almadık” dedi. Kısa bir internet taramasında bol bol sahte haber üreten yandaş, havuz, Demirören medyası ve trollerin “-ceğiz, -cağız” bağırtıları var. Almanya, haftada 500.000 tanı kiti kullanıyor. Türkiye’de üretilmiş 1 tane yok.  Diğer yandan, salgının ilk gününden itibaren Bilim kurulundaki üyelerin büyük bir kısmı tam bir karantina ve sokağa çıkma yasağı önermektedir, saray bunu uygulamamakta ısrarcıdır.  Cerrahi Maskeler yerli olup evde kendimiz bile yapabiliriz. Kullanılan materyal lastik ve kağıttır. Fiyatları ise 100 adeti 200.00 TL’den piyasada satılmaktadır. N95 maske ise virüslere karşı da kullanılan bir maske türüdür. Fiyatı 30.00 TL civarındadır. Koruyucu tulum 89.00 TL, koruyucu gözlük ise 25.00 TL dir. Öncelikle TTB (Türk Tabibler Birliği) ve SES (Sağlık Emekçileri Sendikası) maske, koruyucu tulum, koruyucu gözlüklerin yeterli olmadığını veya doğru dürüst dağıtılmadığını bildiriyorlar. Çoğu hastanede veya sağlık merkezinde bu ürünlerin bazıları veya hepsi yok. En son Erzincan depreminde çok sınırlı alanda bile depremzedelere yardım dağıtılamadığını ve türlü aksiliklerin birbirini takip ettiğini biliyoruz. Tıbbi malzemelerin saray bürokratları tarafından doğru dürüst dağıtılmasını bekleyecek kadar salak değiliz. Bu rakamların doğru olduğunu varsaysak bile, tüm bu zaruri tıbbi malzemenin fiyatı 3 tane saray yanlısı Bayraktar Grubunun yapıp TSK’ya sattığı SİHA fiyatına eşittir. En son Siyasal İslamcıların, IŞİD, El NUSRA artıklarını korumak için canla başla çabaladıkları Idlib, Suriye’de 6 tane, ABD çıkarlarını korumak için bulundukları Libya’da 3 tane SİHA’nın düşürüldüğü bildirilmişti. SİHA ların yerine, 3 misli fazla koruyucu malzeme alımı yapılabilirdi.
  2. “Mevcut hastanelerimizi güçlendirmenin yanında yeni hastanelerimizi de hizmete açıyoruz.” Bahsedilen yatak sayılarının toplamı 5432’dir ve Eylül ayına kadar tamamlanacaktır. Covid-19 muzdaribi İtalya’da normal koşullarda 1.939 trilyon dolarlık yıllık milli gelirin % 9’u sağlık harcamalarına ayrılmıştır. Bu rakam İspanya’da 1.34 trilyon dolarlık gelirin %8.9’udur. Türkiye’de ise 851.5 Milyar dolarlık gelirin %4.3’üdür. Covid-19’la mücedele için İtalya 25 Milyar Euroluk iki paket halinde toplam 50 milyar Euro, İspanya, 200 milyar Euro, Türkiye ise 15 Milyar Euro ayırmıştır. Saray, “ Son olarak, salgından en olumsuz etkilenen ülkelerden biri olan İspanya’ya bir uçak dolusu malzemeyi çarşamba günü inşallah naklediyoruz. Aynı şekilde sıkıntılı bir dönemden geçen İtalya’ya da bu ihtiyaçları karşılamak üzere Kızılay aracılığıyla bir gemi dolusu yardım malzemesini ulaştırdık, ulaştırıyoruz” diyor. Yıllık sağlık harcamaları bizim 5 katımız olan ve kendi ülkelerinde Covid-19’la mücadele için 200 Milyar Euro’su olan İspanya’ya bir uçak dolusu tıbbi malzeme, 50 Milyar Euro’su olan İtalya’ya bir gemi dolusu tıbbi malzeme gönderdik diyor. Güler misin, ağlar mısın?
  3. “Covid-19 hastalığı sürecinde tedbirlerimizi pek çok ülkeden önce aldık. Aşama aşama ilave tedbirleri de yürürlüğe sokuyoruz. Gıda konusunda da herhangi sıkıntımız yok. Ülkemiz tüm temel gıda maddelerini kendi ürettiği için stoklarımız ve tedarik işleyişi ihtiyacımızı karşılayacak düzeydedir.” Tarımda, dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye’yi, saman dahil her şeyi ithal eden, domates tohumundan, portakal ilacına kadar her şeyde dışa bağımlı hale getiren son 20 yılın iktidarı bunları söylüyor.
  4. “Yükseköğrenim yurtlarında kalan öğrencilerden, mart ayında yurtta kalmadıkları günlerin ücretlerini iade ediyor, nisan, mayıs ve haziran ayları için de ücret almıyoruz.” Bu tedbir hepsinden önemlisi, yurt kapalı, kalmıyorsun ama ücret ödemen gerekiyordu, ödemiyorsun diyor. Öğrenciler buna nasıl gülüyorlardır bilinmez.
  5. “Sivil toplum kuruluşlarımızın da, imkanları çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine destek olmaya çalıştığını biliyoruz. Bu konuda da devletin öncülük etmesi gerektiğini gördüğümüz için Milli Dayanışma Kampanyası başlatıyoruz. “ Sivil toplum kuruluşları dediği kuruluşları Eğitim politikası uzmanı Prof. Dr. Esergül Balcı’nın 2018’de hazırladığı rapordan okuyalım: “Türkiye’de 2,6 milyondan fazla kişinin bir tarikat ya da cemaatle organik bağı bulunuyor. Bir tarikat ya da cemaatin mensubu olduğunu ifade edenlerin yüzde dokuzu, “ılımlı İslam” tabirini reddediyor ve İslam’ın özünün cihat olduğuna inanıyor. Türkiye’de belli başlı 30 tarikat ve onlara bağlı 400 kol bulunuyor. Sadece İstanbul’da açıktan faaliyet yürüten tekke sayısı 445.

6. Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa’da ise cemaat ve tarikatlara ait 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor. Araştırmada ayrıca, İstanbul’da “apartman medresesi” olarak kullanılan yer sayısının bilinmediği belirtiliyor.

7. Rapor, AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte şehir merkezlerindeki medreselerin sayısının hızla arttığına, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde Kuran kurslarının artık dernek çatısı altında faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekiyor.  Tarikat ve cemaatlere ait özel okullarda okuyan öğrenciler için devlet 898 milyon 800 bin lira ödedi. Uzmanlar ve eski müritlere göre tarikat ve cemaatlerin en önemli gelir kaynağıysa bünyesinde bulunan işletmeler ve bağışlar. Kimi tarikat ve cemaatler müritlerine iş imkanı sunuyor ve kazancından pay alıyor. Kimileriyse belirli aralıklarla müritlerinden bağış topluyor. Ancak pek çok tarikat ve cemaatin iş kurduğu ve buradan elde edilen gelirleri kaynak olarak kullandığı biliniyor.”

  • “Zekatlarını Ramazan ayında dağıtmayı düşünen vatandaşlarımız da bu kampanyaya katılarak, hayır yarışında yerlerini alabilirler. Kampanyamıza yapılan yardımların şimdiden Hak katında kabul olmasını diliyorum.” Muratpaşa Camiinin kapısında dilenenlerin topladığı paradan da pay alabilirler. “Sabır ve Dua ile Covid-19’u yeneceğiz”  diye yola çıkanlar, şimdi tamtakır maliye, meşruluğunu kaybetmiş bir sistem ile sadece sarayı ayakta tutmaya çalışıyorlar.
  • Devlet Bahçeli’de 5 maaşını Milli Dayanışma Kampanyasına bağışlamış. Peki Hitlerjugend Führerlerinden geri kalır mı?  Balıkesir’de ise Ülkü Ocaklarından bir grup virüsten sorumlu tuttukları Çin’i gıyabında idam edip, dünyayı Corona belasından kurtarmışlardır. Allah razı olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here