Covid-19  YAPAN SARS-CoV-2

Nazım’ın ünlü şiiri ile başlayalım:

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
ses yalan söylüyorsa,
söz yalan söylüyorsa,
ellerinizden başka herşey
                    herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
                                    elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
            bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
            bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Bütün rakamlar yalan ve sadece sarayın ihtiyaçlarına göre gene saray tarafından belirlenip açıklanması için ilgililere aktarılıyor.  Saraya hakim olan duygu ise korku… Almanya Şansölyesi Merkel market alışverişini yapıyor, steril bir şekilde hastane ziyaretlerine gidiyor, insanlara moral veriyor, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, virüsle savaşan sağlık emekçileri ile hastanelerde görüşüyor. Birleşik Krallık başbakanı Johnson halka moral veriyor, sokaklarda insanlarla konuşan sosyal hizmet uzmanları ile birlikte dolaşıyor. Biz de ise yalandan dolandan başka bir şey yok.

  1. Futbol maçlarını geç durdurdular. İddia ihalesini alan Tüpçü’ye kıyak geçtiler, yüzlerce  futbolcu, hakem, stat görevlileri ve spor adamlarını ölümle karşı karşıya bıraktılar.
  2. 11.5 Milyar TL bütçesi olan ve bütçe büyüklüğü olarak 6 bakanlıktan daha büyük bütçeye sahip olan Diyanet bu para karşılında yatsı namazından sonra 1 dua okudu. 11.5 Milyar TL’ye 1 dua… Vallahi Papa hasletinden çatlar. “Benim aklıma nasıl gelmedi bu parayı alıp tek bir dua okumak” diye. Sahibinin Sesi siyasal İslamcıların ve faşizmin borazanı Anadolu Ajansı haberi şöyle: “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, yatsı ezanının ardından Kocatepe Camisi’nden yaptığı dua, Diyanet TV’den canlı yayınlandı, cami hoparlörlerinden de duyuruldu.”
  3. Aytaç Yalman’ın ölümünden sonra açıklama yapan sağlık Bakanı ölümün Covid-19 ile ilgili olmadığını duyurdu. Daha sonra ikinci bir açıklama ile Aytaç Yalman’ın Corana virüsünden öldüğünü açıkladı. Sarayın rakamları sınırlama ve dezenformasyon kampanyasının kurbanı oldu.
  4. Sivas’ın doğusunda tek bir test yapılmadı. Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki vatandaşlar özel hastanelerin kaçak yollarla İran, Irak ve Suriye’den getirttikleri Test Kitlerini vatandaşlara fahiş fiyatla satıyorlar haberleri yaygınlaştı. Halkın Doğu ve Güneydoğu’da karantina kurallarına uymadıkları,  sokaklara çıktıkları duyuruldu. Hiçbir çalışma yapılmayan bu bölgelerde ölüm sayısının diğer bölgelerden fazla olduğu gerçeğine kılıf bulunmaya çalışılıyor. Saray sürü bağışıklığı sisteminde ısrarcı. Sokağa çıkma oranı sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da diğer bölgelere göre daha fazla değil, aynı zamanda yoksul semtlerde de diğer semtlerde de daha fazla.
  5. Oyları doğru dürüst sayıp açıklamayan, ölen asker sayısını saklayan, enflasyonu %8 açıklayan, eski Kara Kuvvetleri Komutanını alelacele gömüp saklamaya çalışırken ailesinin durumu açıklamasıyla adamın Corona virüsten öldüğünü kabul eden saraydan, test sayısını ve virüs bilgilerini isteyen vatandaşlar adeta duvara konuşuyorlar, Hiçbir olumlu geri dönüş yok.
  6. Corona Bilim Kurulu üyesi Prof. Mehmet Ceyhan  “virüsleri Allah yarattı, insanları öldürsün besin kaynakları yetsin diye” dedi. Saray medyasının insanları medya maydanozu yapmasının bir örneği daha yaşandı. Virüsleri Allah yarattıysa o da yok edebilir. Saraya selam, “Sabır ve Dua ”ya devam…
  7. Covid-19 can almaya ve ekonomiyi vurmaya devam ederken Kanal İstanbul’un ilk ihalesi yapıldı. Salda Gölünde de Millet bahçesi yapacağız diye ekolojiyi, doğal yaşamı ve tarımı yok edecek ve beton gölüne çevirecek inşaat da başladı. Corona’yı fırsata çevireceğiz diyenlerin niyeti belli oldu. Krizde işsizlik ve yoksulluk tavan yapmış, yeterince test kiti yokmuş, yakında gıda ve sağlık hizmetlerine ulaşım zorlaşacakmış kimin umurunda? Dünya yanıyor, Saray yandaşlara ihale vermek peşinde…
  8.  Ücretli öğretmenler, usta öğreticiler, rehabilitasyon öğretmenleri ve tüm güvencesizlerin sesleri duyulmuyor, sorunları çözülmüyor. Krizden en çok onlar etkileniyor. Corona’dan ölmezlerse açlıktan öldürülmüş olacaklar.  
  9. İçişleri bakanı provokatif mesaj diye her türlü muhalefetin sosyal medya hesaplarını inceleme ve bunları cezalandırma yolunda olduğunu umarsızca ifade ediyor. Her şeye bulduğu kalıp aynı, eğer muhalefet sağcıysa FETÖ solcuysa PKK kılıfı… Nazi Almanya’sın da, Franco İspanyasın da, Salazar Portekiz’in de bile olmayan uygulamalar devreye sokuluyor.
  10. Tüm hekimlerin örgütü, TTB ise tamamen devre dışına bırakılmış durumda. Saray alternatif TTB çıkaramayınca, TTB’yi bu şekilde devre dışı bırakma yolunu seçti.  TTB, “Salgın hakkındaki bilgi Bakanın tweeter hesabında değil, kapsamlı bir internet sitesinde yayınlanmalıdır, şeffaf olmalıdır, yapılan test sayısı olması gerekenin %10’u kadardır, artırılmalıdır, testlerin duyarlılığı çok düşüktür, test uygulanan tüm hastalar ve temas ettiği çevresindekiler karantinaya alınmalıdır” diyor. Salgına karşı önerilerini de sıralıyor:

“• Pandemiye ilişkin veriler sosyal medyada tweet ile değil, Sağlık Bakanlığı resmi web sitesinde ayrıntılarıyla açıklanmalıdır.
• Bu veriler hastalığın şehirlere, yaş, cinsiyet ve mesleklere göre dağılımını içermelidir.
• Testi pozitif olan hastaların yanı sıra, test sonucundan bağımsız olarak klinik ve radyolojik olarak COVID-19 ile uyumlu olguların sayısı da verilmelidir.
• Klinik ve radyolojik olarak COVID-19 hastalığı ile uyumlu hastaların ve temas ettiklerinin belirlenmesi ve izolasyonu için aktif bir çalışma yürütülmelidir.”

Nazım’la başladık, Nazım’la bitirelim…

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal,
ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli hafif, sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen
                                                                                                  elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
                            bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar,
ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden
                                                                                    doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
İnsanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asya’dakiler, Afrika’dakiler,
              Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları
                            ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
                            kolay atlatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ay ışığı,
ses yalan söylüyorsa,
söz yalan söylüyorsa,
ellerinizden başka her şey
                    herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
                                    elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
            bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
            bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Nazım HİKMET

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here