Siyasal İslamın Covid-19’la imtihanı…

Türkiye’de birkaç gündür olan olayları doğru anlamak için biraz geriye gitmemiz gerekiyor.

1- Suriye’de savaşmaya çok istekli olan çevreler ki eskiden Oligarşi olarak adlandırılan kesimlerdir, karşılarında Kürt hareketleri olmayınca, Suriye operasyonlarını halka anlatamamışlardır. Özellikle eski IŞİD, El Nusra vs. gibi, BM tarafından terör örgütü olarak ilan edilen örgütlerle olan bağlantıları, AKP tabanında dahi gayri meşru olarak algılanmıştır. Suriye’de çıkmaza girilmesi üzerine Doğu Akdeniz’de doğal gaz arayan şirketlere ve ülkelere karşı içeride toz toprak kaldırılmış, dışarıda ise kendi karasularında ve uluslararası sularda Doğal Gaz arayan şirket ve ülkelerle işbirliği arayışına girilmiştir. ABD’nin çıkarları doğrultusunda Doğu Akdeniz’den uzak tutulan AKP-MHP- Kontr Gerilla ittifakı, savaş baronlarının isteği ve ABD çıkarları doğrultusunda Libya macerasına atılmış ve bu ülkeye BM tarafından terör listelerine alınmış siyasal İslamcı teröristler THY uçakları ve gemilerle Libya’ya taşınmıştır. Bütün bu manevralardan başı dönen AKP-MHP taraftarları ise daha büyük kitleler halinde reislerini terk etmişlerdir.

2- Arap Baharı’nın sona ermesi ve bu süreçte işbaşına gelen İhvan (Müslüman Kardeşler) isimli siyasal İslamcı, hatta siyasal Sünni anlayış, kendilerini kuran ve yaşatan ABD- Almanya tarafından tasviye edilmiştir. Türkiye’de Siyasal İslam-Siyasal Sünni AKP bölgedeki son İhvancı anlayış olarak , zorla değil fakat fiilen tasviye edilmiş, ülke Türk- İslam sentezi olarak isimlendirilen faşist ideolojiyi oluşturan AKP-MHP-Kontr Gerilla üçlüsünün hakimiyet alanı haline gelmiştir. Bu hakimiyet alanı tek bir kişi tarafından temsil edilmek üzere dizayn edilmiştir. Gerek kendisini sol muhalefet olarak gören CHP, gerekse MHP’den kopan kişilerin oluşturduğu İyi Parti bu geçiş döneminin taşlarının döşenmesi sürecine baya harç dökmüş ve dökmeye de devan etmektedirler.

3- Her şey Saray’da kurulan ittifaka bağlanmıştır. Meclis, yerel yönetimler gibi demokrasi kırıntılarına dahi tahammül edilmemiş, fiilen ortadan kaldırılmışlardır. 15 Temmuz İslamcı Darbe girişimi karşında galip gelen AKP Darbesi ülkenin Meclis olmadan yönetilebildiğini göstermiştir. Sarayda kurulan çalışma grupları. Zaten saray tarafından atanan Bakanları devre dışı bırakmış, tüm yönetim sayıları birkaç yüz olan bu kişilere devredilmiştir.

Tüm bunları dikkate alarak bugüne gelelim. Bugün yaşadığımız Covid-19 krizi bize sanki Hollywood yapımı bir gerçek üstü film içindeyiz izlenimi vermektedir. Oysa yaşadığımız her şey gerçektir. Yukarıda sıraladığım arka planları da dikkate alarak bugüne baktığımızda ise;

1- Camiiler uzun süre toplu ibadete kapatılmamış, iş işten geçtikten sonra cemaat namazı evde kılsın demişlerdir. Hemen arkasından Saray’ın Covid-19’un “sabır ve dua ile yenileceğini” belirten açıklamasına uygun olarak tüm siyasal İslamcı cemaatler “Dua” kampanyasına başlamış, Yatsı ezanından sonra Minarelerden okunan dua ile birlikte Diyanet’te bu kampanyadaki yerini almıştır. Bütün yandaş kanallar AKP tarafından temsil edilen Türk-İslam Sentezinin İslam kanadının aldığı bu kararı yalan yanlış destekleme yoluna gitmiştir. Açtığınız herhangi bir TV kanalında, sosyal medya’da çalışan trollerin herhangi bir paylaşımında dualar, ezanlar, Allah’a yalvarışlar ve Sarayın servis ettiği görseller sistematik bir şekilde kullanılmakta ve ertesi günkü, yandaş, havuz ve tüpçü gazetelerinde, dergilerinde yer almaktadır. Umre ’den gelen ve çoğu AKP’li ve MHP’li belediyeler tarafından ücretsiz olarak gönderilmiş olan 20.000’den fazla Umrecinin büyük bir çoğunluğu karantinaya alınmadan ülkeye girmiş, toplumdan gelen tepkilerin artması ile son gelen kafile karantina altına alınmıştır. Bu Umreciler Arabistan’dan Türkiye’ye geldikten sonra dolduruldukları uçakların içinde insanların itirazlarına, yalvarmalarına, bağırışlarına rağmen, iç hatlar uçuşları ile değişik şehirlere dağılmış, buralarda kendilerini gönderen AKP’li belediye başkanları ve AKP İlçe örgütleri tarafından “törenlerle” karşılanmışlardır. Covid-19’u “Sabır ve Dua” ile yenecek Manevi Ordu olarak da Siyasal İslamcı cemaatler tarafından kutsanmışlardır. Anadolu’nun değişik yerlerine yerleştirilen Suriye’de savaşmış ve hala savaşan Cihadist terörist örgütlerin kimi militanları ve aileleri de bu süreçte Kontr Gerillanın en önemli silahlarından biri haline gelmiştir. (Ankara Gar katliamı).

2- Okulların Covid-19 salgını nedeni ile kapatılmasının ikinci haftasında başlayan EBA TV ve EBA eğitim partalında yapılması planlanan dersler ise tam da “Koyun can derdinde kasap et derdinde” deyimine uygun olarak başladı. Demokrat Parti döneminin sonunda dönemin başbakanı Adnan Menderes’in idamı öğrencilere izletildi. Tabii DP güzellemesi ve CHP’ye yapılan hakaretler eşliğinde… Ders aralarında is e öğrencilere ilahiler dinletildi. 9 yaş grubundaki öğrencilere gösterilen bir animasyon ise Selahattin Eyyubi hakkında idi ve savaş sahneleri ile doluydu. 9 Yaş grubu, ilkokul 4. Sınıf çocuklarına Fatımi Hükümdarının kafasının kesilerek öldürülmesi gösterildi. Hemen arkasından “sempatik” Milli Eğitim Bakanı bir açıklama yaparak bu görselleri onaylamadığını, bir grup uzmana güvenerek hazırlanan ürünleri kontrol etmediğini bildirdi. Burada satır aralarını okuyarak bu görsellerin Saray tarafından hazırlandığını, siyasal İslamcı cemaatlerle yapılan ittifak sonucu bunun yapıldığını, fakat böyle hassas bir zamanda Milli Eğitim Bakanı’na haber vermediklerini sonradan fark ettiklerini söyleyebiliriz. Aslında bu ne ki. Aynı bakan daha önce öğretmenlere verilmeyen 3600 ek gösterge, Liseye giriş sınavlarının kalkması, Üniversite giriş sınavının değiştirilmesi gibi konuları da basından öğrenmişti. Saray Milli Eğitim konusunda her şeyi yapmaktadır. Ne Milli Eğitim bürokratlarının ne de bakanının bu aşamalarda etkileri veya yetkileri yoktur.

3- Sarayın açıkladığı ekonomik paket ise tek adam yönetiminin ne olduğunun AKP tabanına da anlatmaktadır. Yandaş, Havuz ve Tüpçü Medyası tarafından “Ekonomik İstikrar Paketi” manşeti ile duyurulan ekonomik paket 19 maddeliktir. Paket, Covid-19 korkusundan Saray’da değil, Çankaya köşkünde açıklanmıştır ve ekonomik rezilliğin ve işverenleri Covid-19’dan dolayı derinleşen ekonomik krizden kurtarma operasyonları dışında halka ve işçiye hiçbir şey vermemektedir. Zaten dar bir pakettir. İşverenin ödeyeceği vergilerin ertelenmesi SGK prim ödemelerinin ertelenmesi, işverenin kullandığı kredi ve faiz ödemelerinin ertelenmesi, konkardato ve iflas durumundaki şirketlerin durumlarını kayıt altına alınmaması gibi sermayenin isteklerini yerine getiren uygulamaları kapsamaktadır. Emekçilere ise en düşük Emekli maaşını 1500 TL’ye yükseltileceği ve tek başına yaşayan 80 yaş üstü kişiler için evde bakım ve sosyal hizmet vaadi dışında başka bir şey yoktur.

4- HDP’li belediyelere alelacele kayyumlar atanmıştır. Kürtlerin iradeleri yok sayılmış, büyük fark atarak seçilenler görevlerinden alınmış belediye başkanlarının yerlerine ne oldukları ve nasıl yönettikleri bir önceki seçimi kazanan HDP’li belediyelerin görevde bulundukları kısa süre içinde kamuoyu tarafından öğrenilen saraya bağlı kulların geçmesi sağlanmıştır. Bu da MHP’ye ve Kontr Gerillaya, dolayısıyla Türk İslam Sentezinin Türk tarafına verilen bir sus payıdır.

Bu günkü durumumuz budur. Saray ve Oligarşi halka kan, gözyaşı, ölüm, yoksulluk, açlık dışında hiçbir şey veremez. Covid-9 virüsü bile onlardan daha az tehlikelidir.

Raşit Araz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here