İsmet İnönü, 1965 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin ideolojisini “Ortanın Solu” olarak ilan etmişti.

Bu değişimle Cumhuriyet Halk Partisi, tabanının güçlenen Türkiye İşçi Partisi’ne yönelmesini engellemek de istiyordu.

Ortanın Solu’nu ilan eden, İsmet İnönü olsa da bu ideolojiye sahip çıkan ve ete kemiğe büründüren Bülent Ecevit olacaktı.

Bülent Ecevit* “Ortanın Solu” hareketini sadece ideolojik değişim olarak değil, aynı zamanda, örgütsel bir değişim, parti yapısının bu ideolojiye göre yenilenmesi olarak kurgulamıştı. Bunda da başarılı olmuştu. 1970’li yıllarda yükselen sol dalga ve Ecevit’in kullandığı “radikal” söylemler, CHP’nin yükselişini hızlandırmıştı.

Tam 54 yıl önce “Ortanın Soluna” yerleşen CHP, şimdiyse Kemal Kılıçdaroğlu’yla “Ortanın Sağına” yerleşmiş durumda. Genel Başkan olduğu günden bugüne Kılıçdaroğlu CHP’yi istikrarlı bir şekilde sağa yanaştırıyor. Ekmelettin İhsanoğlu ile başlattığı süreç İdris Naim Şahin’le tamama ermek üzere.

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesi Kılıçdaroğlu partisinin stratejisini “sağın dilini kullanmak” olarak açıklamıştı. Kılıçdaroğlu ve CHP sadece sağın dilini kullanmakla kalmıyor ittifakını da sağdan kuruyor, adaylarını da neredeyse tamamen sağdan seçiyor.

Şu artık anlaşıldı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin başta rejimin değişmesi olmak üzere ülkede yaşanan siyasi ve ekonomik değişim ve dönüşüme esaslı bir itirazları yok. Varmış gibi yapıyorlar ama attıkları her adım ve yaptıkları her şey hep tam tersi istikamette.

Oysa başta kendi kitlesi olmak üzere toplumun büyük bir kesiminin AKP’nin uyguladığı sağcı, gerici ve neo-liberal politikalara itirazı var. Özellikle Eğitimin gericileştirilmesi ve piyasalaştırılması, sağlık sisteminin tamamen bozulması, doğa ve çevre talanı, demokratik alanların neredeyse tamamen daralması, ağırlaşan ekonomik kriz, geçim sıkıntısı vb.

Kılıçdaroğlu ve ekibi ise bu kötü gidişatı daha çok sağa yanaşarak ve sağın dilini kullanarak durduracağına inanıyor ve bu fikirde inat ediyorlar. Hem de bu fikrin defalarca yenilmiş olmasına rağmen. Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu ısrarı ve inadı toplumu daha çok sağa mahkum etmekten başka bir işe yaramıyor. Karşı tarafta da hiçbir yankı uyandırmıyor. Hatta sağın ve faşizmin güçlenmesine katkı sağlıyor.

İşin daha vahimi kendi tabanına da kulaklarını tıkamış bir CHP yönetimi var. Bırakın ön seçimi, eğilim yoklaması bile yapmayan bir CHP Genel Merkezi var. Her seçim “bu seçim çok önemli”, “bu seçim son viraj” diyerek ve seçim günü sandıklara bile sahip çıkmayarak toplumun enerjisini sömüren toplumsal muhalefeti demoralize eden bir CHP var. Seçmenin kendisinden başka bir alternatifi olmadığını düşünen ve “tıpış tıpış gelip bize oy verecekler” rahatlığındalar. Bu rahatlıkla yanaştıkları “ortanın sağından” en sağa kaymaları fazla zaman almayacaktır.

Evet, CHP içinde ciddi bir sol ve demokratik kitle var. Ve artık bu kitlenin CHP’den kopması gerekiyor, bu kitleyi CHP’den koparmamız gerekiyor. Bunun içinde kitlelere güven verecek, sorunları çözebileceğine inandırabilecek halkın kendi gücüne dayanan devrimci bir seçeneğin güçlendirilip geliştirilmesi şart.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here