Şarampol deyince herkesin aklına yolun iki kenarında hafif aşağı doğru eğimli kısım akla gelir. Aydın Selcen Gazete Duvar’da bu haftaki yazısında “Fransızca tınlayan ama Fransızcada olmayan “şarampol” (sözcüğü) Nişanyan’a göre “Macarca sorompó ‘kazıklardan oluşan çit, parmaklık’ sözcüğünden, Macarca sözcük (ise) Orta Aşağı Almanca schrancpaum ‘çit kazığı’ sözcüğünden alıntı” imiş. Demek ki “şarampole yuvarlanmak” uydurma, “şarampol” aslında karayolu kenarında kaza anında çarpma şiddetini emen, çarpıp durulan demir/çelik bariyer, yeni terimle “otorkorkuluk” diye yazıyor. Meğerse biz Şarampol kelimesini zaman içinde değiştirmişiz. Ancak Antalya’da bu sözcüğü bambaşka bir hale getirmişiz. Belki de “İstanbul’da var bizde niye yok” diye düşünerek, tozlu bir şosenin ve kenarına kurulan semtin adını şarampol koymuşuz.

Tozlu bir şose olmaktan çoktan çıkan, artık içinden tramway geçen Şarompol’de yürümeye, alışveriş yapmaya, kahvelerde oturmaya ya da en azından Ali Baba çorbacısında mercimek çorbası, yağda yumurta Arap kadayıfı üçlüsü yemeğe pek sık olmasa da ara sıra giderdim. Antalya’ya yolu düşen herkesin turist tuzaklarından, AVM’lerden kurtulabilirse geldiği caddeyi ve o yüksek binaların arkasında eskiden Girit’ten gelen göçmenlerin yerleştirildiği tek katlı evlerin ve dar sokakların bulunduğu Giritliler Mahallesini, (Resmi adını bilmiyorum, sanırım çok az insan bu mahallenin resmi adını biliyordur.) bir kitabın kapağında bulduğumda çok şaşırdım.

Şükran Yiğit’in “Burası Radyo Şarampol” adlı romanı Antalya Şarampol’de 1980 faşist darbesinden önce başlayıp 2020’de, Berlin Kreuzberg’te biten bir roman. Roman, okuru “bir resmin, bir şarkının, bir şehrin içinden geçiriyor.” Akıcı bir dille yazılmış. “Koşa koşa limana iner, soluk soluğa Varyant’ı çıkar gibi .” okunuyor.

Kitap okuru, özelliklede Antalya’da yaşayan okuru yaşamının bir yerinde ya içinde yaşadığı ya da işittiği mekanlara götürüyor. Şükran Yiğit romanında: Eski garajı, eski garajdan dümdüz inince vardığı kale kapısını, Kalekapısı’ndan sağa gidince solumuzda kalan liman varyantını, Mermerliyi anlatıyor en çok ta Atatürk caddesinden kuzeye giderek vardığı Şarampol’ü… Her gün önünden geçtiğimiz Belediye İş hanını Şükran Yiğit gözüyle görmek ne kadar güzelmiş! “Birkaç kişi ellerinde büyük fırçalarla üç-dört yıl önce yapılmış olan ve binanın (Belediye İş Hanı) bir cephesini boydan boya kaplayan büyük resmin üstünü boyuyorlardı. Gayri ihtiyari durdum. Bakınca hayranlık ve ürperti uyandıran o resim, yıllardır zihnime kazınmış gibiydi. Gökyüzünden yeryüzüne uzanan güçlü eller, mavi. Yeşil ve ateş. Birkaç gün öncede bizim mahallede olduğu gibi, işhanı’nın duvarlarında yazan “Kurtuluşa Kadar savaş” silinmişti. Resme tekrar baktım, belki de son kez baktığımı bildiğimden karmakarışık olan kafamdan herşeyi uzaklaştırarak tekrar baktım ve fırına doğru koşmaya başladım.”
,,,,
“Bundan sonra susmuş ve ben kah yere bakarken, kah öyle baktığım halde nasıl kambur durulmayacağını düşünürken, kah yeni bir soru için bütün cesaretimi toplamaya çalışırken Belediye İşhanı’nın önüne kadar gelmiştik. Başımı yine, son günlerde hep yaptığım gibi gayriihtiyari yukarı kaldırıp birkaç gün önce üstü boyanan ve geriye sadece onun orada olduğunu bilenlerin seçebilecekleri izler kalan resme bakacaktım ki Ali’nin hayret ve sevinç dolu sesini duydum:
“Baksana… Resim yine çıkmış ortaya!”
Gerçekten günlerdir uğraşıp üzerini kapatmaya çalıştıkları resim yine çıkmıştı ortaya.
“Dün gece çok yağmur yağdı ya; ondan herhalde…”

İkimizde sevinçle, neye yoracağımızı henüz bilemediğimiz ve adlandıramadığımız bir umutla kaldırımın ortasında durmuş, kovalarca boyayla üstünü kapatmaya çalıştıkları ama bir gece, bir mucize gibi eski yerinde tekrar beliriveren resme bakıyorduk. Sanki resim kendi gücü ve iradesiyle yeniden ortaya çıkmıştı. Gözlerimizi resimden ayırmadan konuşuyorduk:
“Neden silmek istiyorlar oradan o resmi?”
“Bilmem ki! Yazıları kapatmak için de her yerde duvarları boyuyorlar… Ama bu resimde öyle bir şey yoktu ki!”
“Çok eskiden beri mi var bu resim?”
“Üç-dört yıl oldu yapılalı… Festival zamanıydı yapıldığında,” dedim. “Onu da ilk kez Rengin’le görmüştük.” Demedim.

Belediye İşhanı’nın duvarındaki resmin üzeri yine boyanmıştı. Ali görmüş müydü, görünce üzülmüş müydü?”

Sevgili okur; Şükran Yiğit’in elini tut ve unutamayacağın bir Antalya turu yap… Pişman almayacaksın… Burası Radyo Şarampol sana Antalya’yı tekrar anımsatacak…

(Burası Radyo Şarampol, Şükran Yiğit, İletişim Yayınları, 2020)

Notlar:

1- Belediye İşhanı’nın üst duvarında bulunan “Prometheus” resmi 1976 yılında ressam Orhan Taylan tarafından Belediye İşhanı’nın duvarına resmedilmişti. 12 Eylül’den sonra Kenan Evren’in emri üzerine bu güzel eserin üzeri boya ile kapatıldı.
2- Radyo Şarampol’deki müzikler Spotify’da “Radyo Şarampol” çalma listesinde bulunuyor. Hem de 1. Parça John Lennon’dan “Working Class Hero”…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here