“Eğitim yok adı yok adı el kaşığı / Yaren olsa yar olsa yok ki altın beşiği.” Mine Çakmak

Televizyonda haber sunucu gülümseyerek anlatıyor. Kadınlar adına çok önemli bir söz söylemiş gibi de kuruluyor. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.” Bu söz masum gibi görünebilir. Ama hiç de masum değildir. Kadını mutlaka erkeğin arkasına koymaya alışmış bir geleneği sürdürür. Neden ille de kadın erkeğin arkasındadır? “Her başarılı erkeğin yanında bir kadın vardır.” dense ne olur? Eşitlik anlamında bir noktacık konmuş olur. Biz neden yan yana değil de arkada olmalıyız?

Bu söze benim gibi kızan biri internette şöyle yazmış. “Her başarısız kadının önünde bir erkek vardır.” Bu söz bana daha doğru geldi. Hepimiz biliyoruz ki kadın mümkün olduğunca engellenir. Erkek egemen sistem engeller. Ailede ve çevresindeki erkekler engeller. Yanıltılmış hemcinsleri engeller. Gelenekler, görenekler engeller. Yanında gerçekten eşitliğe inanan bir erkek varsa, kadın şanslıdır. O zaman partneri onu yüreklendirir. Bu sık rastlanan bir olay değildir.

Biliyorsunuz geçtiğimiz ay 50 kadın öldürüldü. Bir iki cılız eylemden başka da yetkililerden ses çıkmadı. Ha bir de televizyonda kadına şiddetle ilgi sloganvari bir şeyler geçer oldu. “Kadına şiddete dur de” vb. Buna da sevindik ama “Dur” deyince durur mu? Alt yapısını oluşturmayınca olur mu? Hele bir de alt yapının temelini derinden sarsacak sözleşmeleri yok saymaya, uygulamadan çıkarmaya başlanırsa ne olur? “Şiddete dur de” masal olur. Bertol Berht’in dediği gibi “Ot mu ki yeşersin.Sen bir şeyler yaparsan durur şiddet.”

Aklımda yanlış kalmadıysa 1979 yılında CEDAW imzalandı. Burada “Kadın erkek eşitliği için gereken her şeyin yapılacağı” sözü verildi. O günden beri bir arpa boyu yol gidilemedi. Sanki bu imzalama ve söz veriş unutuldu. Sonra “İstanbul Sözleşmesi” yine dünyanın gözü önünde ve ilk imzacılar olarak imzalandı. Burada da “Kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddet, tecavüze dur” diyecektik. Ne oldu? Verilen söz tutulmadığı gibi kalkıp bu sözleşme aleyhinde propaganda başlatıldı. Kaldırmak için çabalar sürüyor. Neden? Yaşamımızda şiddet olmasa, eşitlik olsa, demokrasi, hukukun üstünlüğü olsa insanlık adına ne kötü olur? Bundan kim rahatsız olur? Ya da kimler rahatsız oluyor?

Eşitlik, sadece entel bir sözcük değil. Bayat bir sözcük olabilir. Yerine yeni bir şey bulamadım. Ama anlamı o kadar derin ki ve o kadar gerekli ki. Feministler, kadın – erkek eşitliği için sürekli ipi göğüslüyorlar. Çevremizde onları ciddiye almayan ya da karalayan o kadar çok insan var ki. Hal böyle olunca onların doğru yolda oldukları apaçık görünüyor. Kim eşitlik, demokrasi derse, ona sımsıkı sarılmak gerekiyor çünkü her gün ses çıkaran azalıyor.

Bazı aydınlar “Feministler mutfaktan çıkamadı” diyerek eleştiriyor. Oysa bir türlü yıkılamayan evdeki iktidar da mutfakta kuruluyor, köleleşme de. Sosyalist arkadaşlarımdan bazıları kürsüye çıkınca, biz onları ağzı açık dinlerdik. Onları bekar da sanırdık çünkü her eyleme yalnız gelirlerdi. Sonradan öğrenirdik eşleri olduğunu. Onları hiç getirmezlerdi. Onlar mutfakta gerekliydi, çocuk bakımında, yaşlı, hasta bakımında gerekliydi. İşte eşitliğin anahtarı mutfakta ya da basit gibi görünen ev işlerinde. Feministler bunu bildiği için söylemlerine oradan başlıyorlar. Uzun sözün kısası eşitlik olmadan, iktidar birlikteliği ile ne mutluluk olur ne de insanca yaşanır. O ortamda yetişen çocuklar da eşitliğe inanmazlar ve bu uğurda bir talepleri olamaz. Yaşamadığı, bilmediği bir şeyi neden talep etsin ki?

Etkili ve yetkililere CEDAW’ı anımsatalım. “İstanbul Sözleşmesi”nden de asla vazgeçmeyelim. Kadınlara, hukukçulara, özellikle de feministlere bu yolda yalnız olmadıklarını hissettirelim. Eşitlik, demokrasi, insanca yaşam hepimize gerekli. Zaten hala bu konularla savaşıyor olmak can yakıcı. Utandırıcı. “Ve az buçuk tutunduğumuz yerinden / Basıyorsa yüreğimiz / Direnmek gerek / Direnmek gerek ki / Hem de nasıl” T. Talipoğlu

2 YORUMLAR

  1. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözünü, amcamın yıllar önce genç yaşta kaybettiğimiz kızı Çennet, Şişli Belediyesi’ne CHP Parti Meclisi üyesi olarak seçildiğinde hem başarısını kutlama mesajı olarak göndermiş; hem de bu sözü şöyle eleştirmiştim. “Bu düşünce, kadını edilgen olmaya yönelten bir egemen düşüncenin ürünü. Erkek bir şeyler yapsın, kadın onun hep payanda gibi arkasında dursun. Oysa kadın da başarsın, mutlaka erkeğin başarması için var olmasın. Yani nesne değil özne; taç değil baş olsun.”
    Evet, kadınla erkek yan yana olsun birlikte başarsın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here