“Yazdım havalar üzerine, su üzerine,
Tanımladım yası, mor niteliğini onun,
Yazdım üzerine gökyüzünün, elmanın,
Yazıyorum şimdi Antalya (Stalingrad) üzerine.” demiş Pablo Neruda.

Ben onun Stalingrad’ını Antalya yapsam kızmaz herhalde. Sadece bu sayfada elbette. Onlar dünya şairidir. Kent adı fark etmez. Şu anda yaşasaydı, mutlaka Antalya için sayfalar dolusu yazardı. Antalya, sürekli açan ve çiçek kokan bir kent. Hangi şair buna karşı duyarsız kalabilir?

Mayıs ayının ortalarındayız. Elbette ülkenin her yerinde baharın en coşkulu günleri doğada. (İnsanda diyemedim). Ama Antalya bir başkadır. Her sokak parfümle yıkanmışçasına kokar. Gözünü kapa yürü ve kokuları seçmeye çalış! Portakal çiçeği, mor salkım, hanımeli, gece sefaları, elbette erguvanlar, adını bilemediğim yüzlerce çiçek kokuları. Renklerini sormayın hiç! Gökkuşağı kıskanır, kurum kurum kurulmaktan, dünyanın üstünde gerilmekten utanır. Renklerin adını söyleyemeyiz, ressama sorsak o da boyalarını ne denli karıştırsa da bulamaz, çünkü en büyük ressam doğanın kendisi.

Aşkı bu mevsimde anlatmaya kalksak, doğadan başka ne anlatabiliriz ki? Ne yana dönsek, güzellik, gözümüzü kapatsak, kuş sesleri, yeşilin kaç tonu var? Ya mavinin, kırmızının, pembenin, morun kaç tonu? Sarıya sıra gelmez hiç yeşil üstüne bağdaş kurmuş gülümser.

Doğa böyle, alabildiğine güzellik sunar canlılara. Hayvanlar bunun değerini bilir, doya doya yaşar bu mutluluğu…

Ya insan? Bu güzellikleri görüp yaşayabilir mi? Yoksa birbirini nasıl öldüreceğini, başkasının hayatını nasıl cehenneme çevireceğini mi düşünür? Metaya aşık olup hırsına yenilip yağmalamayı mı seçer insan? Çocukların, kadınların, gençlerin, işçilerin emekçilerin gülücüklerini, düşlerini mi çalar insan? Ağaçlara ateş sunar, çiçekleri ezer geçer, hayvanlara tekme mi savurur insan? Yüreklere korku salıp onunla övünüp sevinir mi insan?

Haksızlık etmeyelim, insan olmayı başarabilenler de var. Durmadan güzelliği, iyiliği savunan, bu konuda dili döndüğünce anlatıp yazan çizen, uğraş veren, uyuyanları uyandırmaya, göremeyenlere göstermeye çalışanlar da az değil. Onların emeklerini görmezden gelemeyiz. Onlara ne yapsak borcumuzu ödeyemeyiz.

Sözün özü ve de sonu; güzellikleri elimizden geldiğince yaşayalım ama yaşamamızı engelleyenlere de geçit vermeyelim. Emek verenlerle el ele, yan yana omuz omuza olalım derim. Derin uyku sağlığa çok zararlıymış. Uyanalım, uyandıralım. Bahar geçmeden, çiçekler solmadan…

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here