5 yıl önce haksız bir şekilde atıldığım TÜİK’e mahkeme kararı ile geri dönüyorum.

Bu 5 yılın ilk 2 Yılında iş vermedikleri için işsiz kaldım. Son 3 yıldır ise bir üretim şirketinde çalışmaktaydım. Çalıştığım 3 yılda çok güzel arkadaşlarım oldu. Çok güzel günlerim geçti. Kurulu bir düzenim oldu. Onlara çok teşekkür ederim.

Sadece 1 kişi ile yaklaşık 1 yıl önce tartıştım, gerildim. O da işle ilgili olmayan, hayat görüşlerimizin çarpıştığı bir tartışmaydı. (bu tartışmaya hiç girmek istemiyorum. Zira konu benle bile ilgili değildi.) Fakat tartıştığım bu dinci kişi, idareye mail atarak aklınca beni şikayet etti. 1 yıl boyunca aynı odada olmamıza rağmen konuşmadık. İşten ayrılmadan 1 gün önce, yanına gidip “ben gidiyorum, yarın son günüm. Sizinle tartıştık, gerildik. Sizi üzdüysem, kırdıysam özür dilerim” dedim. Karşımda ki düşmanına bakıyor gibiydi. “Özürünü kabul etmiyorum. Tartıştığımız gün özür dileyecektin” dedi. Daha bir sürü tartıştığımız güne dair şeyler söyledi. Hâlâ kin ve öfkesi devam ediyormuş. Tartışmaya dair bir şey söylemedim. “Bakın” dedim “ben gidiyorum. Artık yokum. Sizden helallik istemeye geldim.” Durdu, konuşmadı. Yutkundu. Helallik vermedi. “kolay gelsin size” deyip yanından ayrıldım. Kendimi aşağılanmış gibi hissettim. Hatalı olmadığım bir durumdan dolayı ayağına gidip özür dilediğim bir dinci, özürümü kabul etmemiş dahası helallik vermemişti. Kendime çok kızdım. Bu gibi kinci insanlar bizim ekmeğimizle oynamıştı. Ve ben hâlâ kırgınlık olmasın, her şey güzel olsun diye alttan almaya çalışıyor olmama çok öfkelendim. “ağaç kökü yesinler” diyen zihniyete, insani duygular ile erdemli davranışlar sergilediğim için çok üzgünüm.

Bir arada yaşamak için adım atmanın nafile bir davranış olduğunu bir kez daha yaşayarak öğrendim. Herkesi kendi gibi görmek aptallıkmış. Hâlâ akıllanmamışım.

1 Yorum

  1. Sevgili Güven! “Hak etmeyen insana hak etmediği değeri vermek o insana yaptığı haksızlığı sürdürme cesareti verir” diye düşünüyorum. O nedenle de -elbette amacım ikiyüzlülüğü, her sakala göre bir tarak uydurmayı önermek değil ama- bu davranışın bana “Yumurta Parası” adlı anı/deneme kitabımdaki “Adamına Göre” başlıklı anıyı anımsattı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here