Antalya’da Emek ve Demokrasi Güçleri, ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv’deki büyükelçiliklerini Kudüs’e taşıma kararını protesto etti.

Attalos Heykeli önünde düzenlenen eylemde. ‘ABD’nin Kudüs kararı provokasyondur’ pankarttı açıldı. Sık sık ‘ Katil ABD Orta Doğu’dan defol’, ‘Filistin halkı yalnız değildir’, ‘ Yaşasın halkların kardeşliği’ sloganlarının atıldığıeylemde, Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı KESK Dö nem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Şube Başkanı Kadir Öztürk, okudu.

ABD’nin kendisinin aldığı ve 22 yıldır uygulanmayan, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğuna dair kararının halkların bir arada yaşama iradesine açıkça saldırı şeklinde hayata geçirmesinin provokasyon olduğunu dile getiren Öztürk,”.Filistinliler , İsrail’in 1948 ve 1967’den beri işgali altındaki topraklarda zor şartlarda yaşamaya mahkum edilmiştir. İsrail’in Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren yerleşim ve yapılanma programları,ABD’nin değişmeyen desteğiyle hayata geçirilmiş ve geçirilmektedir. Nerenin başkent olacağına ABD yada İsrail politikacıları değil orada yaşayan halklar karar vermelidir. Provokasyon derhal durdurulmalı, Filistin halkının meşru talepleri kabul edilmeli, Filisin ve İsrail halklarının bir arada ve barış içinde yaşamaları için gerekli siyasi adımlar atılmalıdır. Barışın önündeki engel oluşturan tüm tutum ve politikaları kınıyoruz.” diye konuştu.

Öztürk, tüm dünya kamuoyunu baskı ve savaş politikalarına karşı seslerini yükseltmeye davet etti.

Değerli basın emekçileri,
Yaşamı emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı mücadele etmekle geçen dostlarım,
Irak ve Suriye’de çatışmaların görece azalması ABD ve emperyalist güçleri yeni çatışmaların zeminini hazırlamaya itmişe benziyor!

ABD’nin kendisinin aldığı ve 22 yıldır uygulanmayan “Kudüs’ün İsrail’in Başkenti olduğuna dair karar”ı halkların bir arada yaşama iradesine açıkça saldırı şeklinde hayata geçirmesi provokasyondur.

Değerli basın emekçileri,
Filistinliler, İsrail‘in 1948 ve 1967‘den beri işgali altındaki topraklarda ve göçmen kamplarında vesayet altında, bağımlı bir ekonomi ile bölük pörçük topraklar üzerinde, stratejik yolları parçalanmış, serbest dolaşımı engellenmiş ve İsrail kolonileri serpiştirilmiş bir ülkede yaşamaya mahkûm edilmiştir.

İsrail işgal güçleri, Gazze ve Batı Şeria yerleşim bölgelerinde, yapılan anlaşmalara rağmen Filistin topraklarını işgal ederek yeni yerleşim birimleri inşa etmişler, binlerce dönümlük zirai arazileri yok etmişler, yapım ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkmışlar, su kaynaklarına el koymuşlardır.

Biz yıllardır bütün bu olup bitenleri yakından izliyor ve biliyoruz.

Emekçilerin ve ezilen halkların dostları, dostlarım,
İsrail Devletinin Ortadoğu‘yu kan gölüne çeviren yerleşim ve yapılanma programları, ABD‘nin değişmeyen desteğiyle hayata geçirilmiş ve geçirilmektedir. Siyonist işgal planıyla,1948‘den beri sürekli şiddete maruz kalan Filistinlilerin sonunda boyun eğecekleri, büyük tavizler verecekleri, Filistin davasını tümüyle terk edecekleri hedeflenmiş, beklenmiştir.

Bunca baskı ve şiddete karşın Filistin halkının sürmekte olan mücadelesi her tür takdiri hak etmektedir. Filistin sorununun insanlık adına çözüme kavuşturulması, Filistin ve İsrail halklarının eşit ve özgür olarak birlikte yaşayabilecekleri ortamın yaratılması hepimizin ortak arzusudur.

Faşizme, emperyalizme ve her tür emperyalist işgale kafa tutan yoldaşlarım,

Gerek ABD ve gerekse de ülkemizde siyasi iktidarın Kudüs’ü iç politika malzemesi yapmaları çözüm yerine çözümsüzlüğü, barış içinde bir arada yaşam yerine çatışma ve kaosu derinleştirecektir.

İçte ve dışta sıkışan, tıkanan Trump’un Kudüs kararı ile kendini kurtarmaya çalışması, AKP’nin yeni bir “one minute” çıkışı ile milliyetçi dalga üzerinden düşen oylarını toparlamak istemesi kabul edilemez. İnsanlık tarihi karşıt gibi görünseler de çatışmalardan siyasal fayda sağlayanların aynı geminin yolcusu olduğunu defalarca ispatlamıştır.

Nerenin başkent olacağına ABD ya da İsrail politikacıları değil orada yaşayan halklar karar vermelidir.

Provokasyon derhal durdurulmalı, Filistin halkının meşru talepleri kabul edilmeli, Filistin ve İsrail halklarının bir arada ve barış içinde yaşamaları için gerekli siyasal adımlar atılmalıdır.
Değerli basın emekçileri,

Saygıdeğer Antalyalılar, Filistin sorununa karşı duyarlı olan kamuoyu,
İsraillilerin ve Filistinlilerin birlikte ve barış içinde yaşayabilecekleri bir ortama ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla barışın önünde engel oluşturan tüm tutum ve politikaları kınıyoruz.

Haklı mücadelesinde Filistin halkıyla dayanışma içinde olmaktan onur duyuyor, İsrailli ve Amerikalı demokratlarını ve kamuoyunu, tüm ezilen halkları; bu baskı ve savaş politikalarına karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Filistin emekçileriyle, barışsever İsrailli emek güçleriyle ve bölgemizdeki bütün yurtsever mazlum halklarla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyor, oralardaki tüm emekçileri ve barışseverleri selamlıyoruz.

Kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçileri, yaşasın halkların kardeşliği!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here