“Devlet ne denli bozulmuşsa, yasaların sayısı o denli çoktur.” Tacitus

Toplumda korkunun duvarı o kadar kalınlaştı ki yıkabilene aşkolsun. Her yıl Kasımın 25’i haftası kadınları bir telaş alır. Programlar yapılır. Eylemlere geçilir. Şiddetin ne kadar insana yakışmadığı, insanı aşağıladığı anlatılır. Şiddetin uygulayanın utancı olduğu, acizliği iyice işlenir. Sokağa çıkılır yine her zamanki kadınlardır bağıran çağıran, duyurandır. Bazıları pencereden bakar, korkakça alkışlar. Bazıları da sokakta olsa bile dönüp bakmaz. Belki bu seslerin duyulmayacağını düşündüğünden, belki de şiddetin ne olduğunu bilmediğinden, belki de bu eylemlerin gereksizliğine inandığından ya da korkudan ilgisizdir.

Bilinmelidir ki korku da bir yere kadar işe yarar. Biz çoğalırsak, korku kaçacak delik arar. Biz dayanışırsak yıkılmayacak duvar yoktur. Mirabel kardeşlerde olduğu gibi. Kelebekler adı verilen bu üç kız kardeş, Dominik Cumhuriyetinde, diktatörün emriyle tecavüz edilip öldürüldüler. Halkın gerçeği öğrenmesi çok sürmedi. İşte o zaman dananın kuyruğu koptu, diktatörün korkusu işe yaramadı. Bir yıl sonra diktatör devrildi, korkusunu da cebine katarak hapsi boyladı.

Gelelim bize. Her gün en az Mirabel kardeşler kadar kadın katlediliyor. Hatta kadınlara bir de çocuklar eklendi. Gidiş daha da kötüleşti. Yoksulluğu, yolsuzluğu sineye çeken halk, bunu da sineye çekmeye katlanıyor diye düşünmeden edemiyorum. Bu yaşananlara bakarak, 25 Kasım günü Antalya ve ülkenin diğer sokakları bize dar gelmeliydi. Üç yüz beş yüz değil, nüfusun yarısıyız biz. Diyeceğimiz haklı sözlerdir. Özet olarak; “Şiddete hayır!” diye haykıracağız. Şiddete evet diyen var mıdır? Bence yoktur da kısık sesle söyler. Neden kısıyoruz sesimizi? Haykıralım tüm gücümüzle “Şiddet insan onuruna yakışmaz! Şiddete hayır!” diye.

Görüyoruz ki sokağa çıkan az olursa etkisi de az oluyor. İşte İstanbul Sözleşmesi örneği. Bütün kadınlar sokağa dökülüp “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” diyebilseydi onu kaldırma sözcüğünü kullanmaya kim cesaret edebilirdi? Aklımızı önümüze koyup düşünelim, hemcinslerimizi 25 ve 27 Kasım günü yalnız bırakmayalım. Dayanışma yaşatır. İstanbul Sözleşmesi şiddetten korur, insanca yaşatır. İnsanca yaşam her kadının, çocuğun, herkesin hakkıdır. Yaşasın kadın dayanışması…

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here