Attalos Meydanı’nda toplanan Emekli-Sen Antalya Şubesi üyeleri basın açıklaması yaparak 2019 bütçesini eleştirerek taleplerini ilettiler

Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen), 81 ilde eşzamanlı basın açıklaması yaptı.

Çok sayıda emeklinin katıldığı eylemde basın açıklamasını okuyan Tüm Emekli Sen Antalya Şube Başkanı Mustafa Ayar, Türkiye’de emeklilerin yüzde 80’inin açlık sınırı altında yaşadığını belirterek, “KESK-AR’a göre 2018 Eylül ayı açlık sınırı 2 bin 214 TL, yoksulluk sınırı 6 bin 237 TL’dir. Bu rakamlara göre emeklilerin yüzde 80’i açlık sınırının altında yaşamaktadır. ÖTV ve KDV oranları yetmiyormuş gibi artan oranlı vergi uygulamasının sürdürülmesi nedeniyle 2019 ücret/maaş zamları daha verilmeden uçup gitmiştir” dedi.

Emeklilerin maaşlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini isteyen Mustafa Ayar, hükümetin tüm emeklilere ve asgari ücretlilere insanca yaşayabileceği bir maaş vermesi, emeklilikte yaşa takılanların yasasının çıkartılması ve dolaylı vergilerin yüzde 50 indirilmesi gerektiğini belirtti

Şimdi TBMM’de, ama hep sokakta ve günlük hayatımızın içerisinde yüksek sesle şu soruyu sormalıyız “bu bütçe kimin bütçesi” Sarayın mı, Halkın mı? diye soran Mustafa Ayar, Taleplerimizin karşılanması için mücadelemizi sürdürmeye ve büyütmeye kararlıyız1 şeklinde konuştu.

Değerli Basın Emekçileri

Bugün 10 Aralık, İnsan Hakları Günü.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesiyle birlikte, 10 Aralık İnsan Hakları Günü her yıl devletler, toplumlar, insan hakları örgütleri tarafından çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.

Tüm Emekli Sen Antalya Şubesi olarak, yarınlara daha güzel bir dünya bırakma adına “İnsan Hakları Günü”nü kutluyoruz.

2019 YILI MERKEZİ HÜKÜMET BÜTÇESİNE GENEL BAKIŞIMIZ

“Tek Adam Rejiminin” ilk bütçesi saray tarafından hazırlanarak meclise gönderildi. Bütçeler, sırf ekonomik değildir. Emek/sermaye ekseninde tercihlerin hangi sınıftan yana kullandığının göstergesidir. Nelere ve kime öncelik verildiğini göstermektedir. İktidarların kaynağı kimlerden toplayacağı ve nereye harcayacağına dair tercihlerini ortaya koyar.

Örneğin, yaşadığımız ekonomik krizin faturasının kime çıkarılacağının, krizin etkileri karşısında kimlerin korunacağının işaretleri bütçede verilir.

2019 bütçesi ilk kez Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanıyor. Sistem başkana vergi koymaktan, istenildiği kalemde keyfi harcama yapmaya kadar demokratik bir toplumla bağdaşmayan yetkiler tanıyor. Ayrıca bunun hesabını Meclis dahil hiçbir organa vermek zorunda değil. Parlamentonun bütçe teklifini reddetmesi halinde bile, bir önceki yılın yeniden değerleme oranına göre ayarlanarak sunulan bütçe yürürlüğe giriyor.

2019 bütçesi “mali disiplin” vurgusuyla “faiz dışı bütçe fazlası” hedefiyle pazarlanıyor. Bu aslında bir IMF reçetesidir. Neoliberal zihniyetin Türkiye gibi ülkelere dayattığı “kemer sıkma” politikasıdır.

BÜTÇE AÇIĞI KİMLERDEN TOPLANACAK

2018 bütçesi; 762 milyar olarak düzenlenmişti, vergi ve gelirler 697 milyar, bütçe açığı 66 milyar olarak kabul edilmişti. Dolayısıyla %40-50 arasında zamların yapılacağını söylemiştik ve bu oran aşılarak gerçekleşti.

2019 bütçesi 960 milyar olarak ön görülmüş, gelirler 807 milyar, bütçe açığı 93 milyar olarak görülüyor. Bunun anlamı, 2019 yılında 93 milyar lira halka zam olarak yansıyacak.

2019 bütçesinin gelirlerinin %88 ni vergiler oluşturuyor. Toplanan verginin %62 si dolaylı vergi, yani tüketim üzerinden alınıyor. Ülkemizde vergi gelirlerinin, toplam istihdamın 2/3 ü, yani %65 i ücretli emekçilerden karşılandığı dikkate alındığında, 2019 bütçesinde de vergi yükünün yine emekçi, emekli ve dar gelirlilerin sırtına yıkılacağı anlaşılıyor. ÖTV ve KDV oranları yetmiyormuş gibi, artan oranlı vergi dilimi uygulamasının sürdürülmesi nedeniyle 2019 ücret/maaş zamları daha verilmeden uçup gitmiştir.

KESK-AR’a göre 2018 Eylül ayı açlık sınırı 2.214 TL. Yoksulluk sınırı 6.237 TL. Tek çalışanın aylık harcaması 2.360 TL.dir. Emeklilerin %80’i açlık sınırının altında yaşamaktadır.

Bu bütçeyle öyle görünüyor ki bu zam furyası ve ekonomik kriz daha da şiddetlenerek devam edecek ve dar gelirlilerin durumu daha da kötüye gidecektir.

İş-Kur verilerine göre 2017 Ocak ayında iş arayan 65 yaş üstü kişilerin oranı % 13 artmıştır. Çalışan ve iş arayan emekli sayısı hızla tırmanmaktadır. 2003 yılında 1.5 milyon olan çalışan ve iş arayan emekli sayısı 2017 yılında 4 milyonu aştı. Çalışan ve iş arayan emeklilerin sayısının giderek artmasının temel nedeni emekli aylıklarının insanca yaşamaya yetecek seviyede olmaması ve giderek düşmesidir.

Türkiye OECD ülkeleri arasında, çalışılan dönemde alınan maaşa oranla en düşük emeklilik maaşı veren ülke konumundadır.

BÜTÇEDEKİ DAĞILIM NEYİ GÖSTERİYOR

Kamu yatırımlarından 30.9 milyar TL. Sosyal Güvenlikten 10.1 milyar TL. olmak üzere toplamda 59.9 milyar TL. tırpanlanmaktadır. 16 milyar TL. ek vergi toplamayı öngörerek, toplamda 75.9 milyar TL. tasarruf tedbirini övünme konusu yapmaları yanlış bir anlayışa işaret ediyor.

Tasarruf öngörülürken, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin %29 arttırılması, ileri teknoloji ve ihracattan dem vurulurken Sanayi Bakanlığı bütçesinin %4.5 daraltılması, buna karşılık Diyanet bütçesinin %34.5 genişletilmesi bütçenin önceliklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca Jandarma %47, Emniyet %21, Sahil Güvenlik %27.5’luk ödenek artışları güvenlikçi ve savaş politikalarının 2019’da da devam edeceğini göstergesidir.

BDDK verilerine göre geçen yıl sonu itibariyle milyoner sayısı 138 bin 980 idi, bu yılki 9 aylık dönemde bu sayı 187 bin 225 kişiye yükselmiştir. Demek ki krizi fırsata çeviren 50 bin civarında işini bilen vatandaşımız varmış. Gece yarıları bankalardan ucuz dolar alanlar ve yüksek fiyattan yüklü miktarda dolar bozduran bu kişiler kimlerdir, bu güne kadar bir açıklama yapılmadığına göre bu yandaşların iktidar tarafından korunduğu anlamından başka bir anlam çıkmaz.

Enflasyon 2003’ten beri en yüksek düzeyine, %25.2’ye, işsizlik resmiyette %10.8, gerçekte %16’ya , faizler yüzde 30’ların üzerine, üreticilerin maliyet enflasyonu %45’lere çıkmışken “kriz yok, bu psikolojiktir” sözü kimseye inandırıcı gelmemektedir.

İnandırıcı olmak istiyorlarsa; Cumhurbaşkanına yapılan %26’lık zam, tüm emekli ve emekçilere uygulanmalı, Emeklilikte yaşa takılanların yasası çıkarılmalı, dolaylı vergiler en az %50 oranında indirmelidir.

Şimdi TBMM’de, ama hep sokakta ve günlük hayatımızın içerisinde yüksek sesle şu soruyu sormalıyız “bu bütçe kimin bütçesi” Sarayın mı, Halkın mı?

5510 SAYILI KANUNDA DERHAL DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMELİ

5510 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce prim kazanç güncellemeleri belirlenirken enflasyon oranlarına ve milli gelir artış oranının tamamı dikkate alınıyordu. 1 Ekim 2008 den sonra prim kat sayıları güncellenirken milli gelirin %30’u dikkate alınmaktadır. Bu durum kazançlarda önemli oranda hak kaybına neden olmaktadır.

5510 sayılı yasa ile aylık bağlamada da değişikliğe gidildi. 1 Ekim 2008 öncesi her bir 360 gün çalışma karşılığı aylık bağlama oranı %2.6 iken, 2008 sonrası her 360 gün için bu oran %2 ye düşmüştür. Böylece yeni düzenlemeyle aylık bağlama oranı her yıl için %2 olarak sabitlendiğinden 25 yıl çalışan sigortalıların aylık bağlama oranında her yıl için ortalama 0.6 puan bir azalma görülmektedir.

EMEKLİLER NE BEKLİYOR , NE İSTİYOR ?

1- 2019 yılı içinde Anayasada yapılacak değişiklikle emeklilerin sendika hakkının tanınarak, parlamentoda emekli sendikalarına statü yasasının çıkartılmalı, 2020 yılı için sendikamız ile toplu sözleşme yapılmalıdır.

2- 2019 bütçesinde emekli yok, emekçi yok, halk yok. Diyoruz ki emekliye, emekçiye, eğitime ve sağlığa yeterli bütçe ayrılmalıdır.

3- Maaşlarımız en az %26 oranında arttırılmalı, 2 maaş tutarında ikramiye verilmeli, Milli gelirden emeklilere pay verilmeli ve intibak yasası çıkarılmalıdır.

4- Diğer sorunlarımızın çözümü için Hükümet sendikamız ile TİS masasına oturmalıdır.

5- Son çıkan 5510 sayılı yasa ile ortaya çıkan belirsizlikler ve aradaki kayıplar giderilmelidir.

6- Temel tüketim mallarından vergi alınmamalı, her türlü kamusal ulaşımdan emekli ve eşleri ücretsiz faydalanmalıdır.

7- Sağlıkta yapılan kesintiler kaldırılmalı, erişilebilir sağlık hizmetleri sağlanmalı ve Geriatri klinikleri açılmalıdır.

Taleplerimizin karşılanması için mücadelemizi sürdürmeye ve büyütmeye kararlıyız.

İnsanca bir yaşam istiyoruz.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.

TÜM EMEKLİLER SENDİKASI
ANTALYA ŞUBESİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here