%99 İKTİDAR OLACAK, %1 DEĞİL…

“Zamanı ve mekanı yeniden örgütlemek.” Uzun bir zamandır duyulmayan, yüksek sesle dile getirilmeyen devrimci bir çıkış, bir iddia bir önerme, bir çığlık… Neden zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır? Solun, sosyalistlerin, demokratların, devrimcilerin tüm renklerinin, sendikalarda, derneklerde, partilerde içinde bulunduğu “gerçek olmama hali” veya “gerçek algısındaki yanılsamaları” ortadan kaldırmak için mi? Solun kendi örgütlenmelerine daha fazla kişi gelsin, daha çok aidat gelirleri olsun, daha iyi mekanlarda bulunulsun diye mi? Yoksa emekçilerin kendi iktidarlarını kurmaları, işçi sınıfının iktidarı için mi?
Zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesi bizim kendi ihtiyaçlarımızdan dolayı değil, işten atılanlar için, ücretini alamayanlar için, açlık düzeyinde ücret alanlar alan, çocuklarına iyi bir eğitim veremeyip tarikatların cihatçıların gerici, faşist yurtlarına ve kurslarına mahkum olanlar için gereklidir. Zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesi ülkenin tamamını kontrol eden bir avuç sömürücü için değil toplumun %99’unu oluşturan işçiler için, köylüler için, emekçiler için, gençler için, kadınlar için, işsizler için gereklidir. Zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesi herkes için gereklidir. Zaman ve mekan nasıl örgütlenecek?

KRİZ
İçinde bulunduğumuz kriz ortamı milyonlarca insanı etkilemektedir. Üretim sürecinde yer alan emekçiler, işsizlik, işsizlik baskısıyla oluşan düşük ücrete razı olma, esnek çalışma saatleri gibi yıkıcı etkilerle karşı karşıyadır. Emekçiler sadece üretim sürecinde değil, tüketim sürecinde de kapitalizme bağlıdırlar. Bunun sonucu da aldıkları konut, araç vs nedenlerle aldıkları krediler ve kredi kartı borçları ile baş başa kalmışlardır. Dolayısıyla kriz emekçiler için hem üretim hem tüketim süreçlerinde derinleşerek devam etmektedir.

Devrimciler, dünyayı anlama ve onu emekçilerin dünyası haline getirmeyi amaçlarlar. Bunun için öncelikle krizi doğru anlamalı sonra da krize karşı mücadeleyi örmelidirler. Yani önce teori yapmalıyız sonra da pratik…

TEORİ
Burjuvaziye göre kriz her şey olağan seyrinde giderken ortaya çıkan sistemin işleyişinin anlık sekteye uğramasıdır. Emekçilere göre kriz kapitalizmin içsel bir olgusudur ve kapitalist sistemle özdeşleşmiştir. Kriz dönemleri sermayeyi yeniler ve ayakta tutar. Emekçiler içinse kriz yoksulluk, sefalet ve işsizlik demektir. Emek alanında ise kriz dönemlerinde ya kitleler sağa kayar ya da sınıf mücadelesi için yaratıcı bir fırsat ortaya çıkarır ve sınıf mücadelesi yükselir. Krizi tanımlamakta ortaya çıkan üç ana yanılsama şöyledir:

1- Krizin nedenleri ile krizin sonuçları aynı şey değildirler. Krizin sonuçları emekçilerin yoksulluğa, sefalete itilmesi, işsizlik, düşük ücretler, zamlardır. Krizin nedeni ise sermayenin sömürü düzeni, planlamasız ve kalkınma ve üretim hedefi olmayan bir ekonomik düzendir.

2- Kriz sadece iktisadi alandaki etkileri ile değil, siyasal ve ideolojik boyutlarıyla da ele alınmalıdır. Kriz tarihselliği içinde iktisadi, siyasal ve ideolojik olarak değerlendirilmelidir.

3- Krizi özelin, konjonktürün, farklılıkların, bireyin demokratik talepleri ile değil kendi tarihselliği içinde, nedensel süreçleri ve tüm yapı ve mekanizmaları ile kavranmalıdır.

PRATİK
Pratik olarak ise krizle mücadele etmeliyiz. Emek örgütleri, sendikalar ve odalar siyasal iktidarın ve onun medyasının tüm dillendirmeme, göstermeme çabalarına karşı krizi görünür kılma konusunda ciddi bir çaba harcıyorlar. İşçi ve emekçilerle dayanışma deneyimleri yaşanıyor. Devrimci bir uygulama için ise dört adım üzerine düşünebiliriz.

1- Emek hareketi ve emek örgütleri, işçi sınıfı ile, emekçiler ile ilişkilerini güçlendirmelidirler.

2- Emek hareketi ve dar alana sıkışmış emek örgütleri krize karşı itirazlarını ve taleplerini emekçiler ile birlikte üretmelidir.

3- Emek hareketi siyasal sözünü ve siyasal ufkunu oluşturmalıdır.

4- Emek hareketi taleplerini emekçi sınıflar ile birlikte yükseltmelidir.

SONUÇ
“Aslolan, mücadeleyi “emekçiler için” değil, “emekçilerle birlikte” verebilmektir. Emek hareketinin emekçilerle birlikte yürüyeceği yol, hayatın berbatlığını azaltmak ve adaletsizliğini düzeltmek değil, hayatı başka bir hayatla değiştirmektir. “

• Tüm alıntılar “Bağımsızlık, Devrim ve Sosyalizm Mücadelesinde Yol Dergisi Ocak 2019 tarihli 3. Sayısından yapılmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here