YSK, İstanbul seçimi hakkında verdiği kararın gerekçesini yazıyormuş, şimdiden 200 sayfa olmuş! Bu haberi okuyunca aklıma 2006 yılında yazdığım Şemdinli yazısı geldi de sizinle paylaşmak istedim.
*
Belki bir çoğunuz hatırlamıyordur ama 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli’de Seferi Yılmaz’a ait kitapçı bombalanmış, bir kişi ölmüş, bombayı attığı öne sürülen bir kişinin bindiği otomobil halk tarafından durdurulmuş ve içindeki üç kişi polise teslim edilmişti.

Şüphelilerin asker olduğu anlaşılmış Mehmet AĞAR ve Yaşar BÜYÜKANIT “bizim çocuklar” diye sahip çıkmış ve bu üç kişi serbest bırakılmıştı.

Bunun üzerine Şemdinli halkı sokaklara dökülmüş ve bombacı askerler otomobilde olmak üzere keşif yapan savcı ve o zaman CHP Hakkari Milletvekili Esat CANAN’ın üzerine de ateş açılmış, bir kişi de burada ölmüştü.

Bunun üzerine meclis araştırma komisyonu kurulmuş, partiler açıklamalar yapmış, meclis araştırma komisyonu bir rapor hazırlamıştı. Ben de 2006 yılında bir dergide aşağıdaki yazıyı yazmıştım.

*

ŞEMDİNLİ MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYON RAPORU

Şemdinli olayı için de adet olduğu üzere bir rapor yazıldı. Raporu yazan komisyon bol bol gezdi, Van’ın otlu peynirinden yedi, tankların önünde hatıra fotoğrafı çekti, daha ne yapsın?

Türkiye’de bu tip raporlardan bir şey çıktığını gören duyan var mı? O zaman aşağıdaki diyaloglar niye komik olsun ki!
*
Meclis Araştırma Komisyonu toplantı salonu :

BAŞKAN : Ey komisyon üyeleri! Şemdinli raporu nerede?

BİR ÜYE : Sayın başkan yarısı dün gittiğimiz fasıl restoranda kaldı, bir kısmı Şemdinli’de kaldı, bir kısmına çay döküldü, bir kısmını da arkadaşlar uçak yapıp kendi aralarında oynadılar ama toparlayacağız.

BAŞKAN : Şimdiye kadar kaç sayfa yazdınız?

BİR BAŞKA ÜYE : Efenim, ne yaptıysak ancak 500 sayfa yazabildik.

BAŞKAN : Ulan ne diyorsun! Bu kadarını bir sürü baş belası adam okur. Daha da uzun yazmanız gerekir ki kimse okumasın yani o kadar uzun olacak ki adam okumaya üşenecek veya başında okuduğunu sonunda unutacak, tamam mı?

MHP’Lİ ÜYE : Başkan!!! Ayağını denk al, ne mozaiği. Türkün Türk’ten başka dostu yoktur.

CHP’Lİ ÜYE : Sayın başkan, raporda Atatürk’ten hiç bahsedilmiyor, laiklik elden gidiyor, Şemdinli teferruattır.

BİR DİĞER ÜYE : Efenim, aralara Nasreddin Hocadan fıkralar, Aziz Nesin’den hikâyeler ve maniler, şiirler yazdık ancak bu kadar çıktı. Ayrıca birkaç rapor siparişi var, hatta hazır yazılmış rapor var, ne yapalım..?

BAŞKAN : Onları da değerlendirin. Tespit ettiğiniz önemli şeyler varsa başa ve sona yazmayın, ortalara yazın, karambole gitsin.

BİR ÜYE : Ama başkan o zaman da birileri çıkıp “dağ fare doğurdu, rapor fiyasko” diyecek!

BAŞKAN : Ben niye uzun yazın diyorum, anlamıyor musunuz? Ayrıca öyle diyenlere “bölücü” “hain” deriz, savcılar onlarla uğraşır, konu da kapanır gider.

BİR ÜYE : Yaşa başkan! Çok akıllısın valla…

BAŞKAN : Olum senin dünyadan haberin yok! Bu benim söylediğim yöntem çok eski bir yöntem ve şimdiye kadar her seferinde bu yöntem uygulandı. Kütük kalınlığında raporlar yazıldı, bu sayede kimse okumadı, skandalların üstü örtüldü ve mafya, siyaset, derin devlet üçgeni, iç açılarının toplamını arttırdıkça artırdı, çember ördü, biz de çemberin içindeyiz şimdi. Anladın mı?

*

SİYASİLERİN AÇIKLAMALARI:
Aslında durum hiç de komik değil ama biz yine de olup bitenleri mizahi bir dille ele alalım çünkü söylenenler, yapılanlar akla ve gerçeğe hakarettir, biz de çaresiz mizaha sığındık. Aşağıda partilerin basın açıklamalarını ve her şeyi bilen adamın açıklamalarını okuyacaksınız. Keşke aynen aşağıdaki gibi konuşsalardı, daha anlamlı olurdu.

A PARTİSİ BASIN SÖZCÜSÜ AK PAK BEY : Gözlerimiz vardır, görüyoruz. Kulaklarımız vardır, duyuyoruz, dilimiz vardır, konuşuyoruz. Soruna biz aşk sorunu olarak bakıyoruz. Biz Şemdinli’ye aşığız. Orada uzakta bir ilçe var gitmesek de, görmesek de, bombalasak da, yok saysak da, o ilçe bizim ilçemiz. Bizim partinin temelinde Şemdinli’ye aşk var, Şemdinli ya bizimdir ya kara toprağın. Bu böyle biline..!

C PARTİSİ BASIN SÖZCÜSÜ CUMHURUN HAKKINDANGELEN BEY : Biz Şemdinli’ye gittik, etraflıca inceledik, AB’ye giden yolun Şemdinli’den geçmesi mümkün değildir. Çok dağlık bir arazi, otoban olmaz, ancak stabilize yol olur, stabilize yolla da AB’ye gidilmez ki. Şemdinli ile ilgili bir de bomba meselesi vardı. Onu da araştırdık ama bombayı bulamadık çünkü patlamış..!

HAS A PARTİSİ BASIN SÖZCÜSÜ ERKEN MUNDAR : Ana gibi yar olmaz, Şemdinli gibi memleket bulunmaz. Oraya bomba koyan da, delil bulan da, rapor yazan da, iddianame hazırlayan da bizim kardeşimizdir. Aslında iyi çocuk olan Ali, top zannettiği nesne ile oynamak ve ödünç kitap aldığı arkadaşı ile paslaşmak istemiş. Meğer o nesne top değil bomba imiş. Ali’nin suçu çalışkan olmak mıdır beyler! Bu çocuk okul fişlerini iyi öğrenmiş ve uygulamaya çalışmış, “Ali topu at” diye okul fişlerimiz yok mu? Kimse bu gerçeği inkâr edemez. Olay bundan ibarettir.

D PARTİSİ BASIN SÖZCÜSÜ MEHMET DERİNDENGELEN : Şemdinli’den bizim çocuklar beni arıyor, diyorlar ki halk kürd’an gibi kitle imha silahlarıyla bize saldırıyor. Ben de dedim ki “Biz hukuk devletiyiz. Hukukta ne varsa öyle yapın.” Bu arada hukuktaki meşru müdafaa haklarını hatırlattım. Onlar da, kürd’anla saldıranlara, otomatik silahla ateş açıp kendilerini korumuşlar. Efendim bazıları kafa karıştırıyor, neden biçim çocuklar beni arıyor” diye. Güya bu çocuklar derin işler yapıyor da ben de derinlere dalıyormuşum. Hodri meydan! Benim Yasemin Dalkılıç* kızımız kadar derinlere daldığımı ispatlasınlar ya da Yasemin kızımızı Güneydoğuya davet ediyorum, bakalım yüreği yetecek mi? Ayrıca vatana bir değil bin bomba feda olsun.!

ÇOK KONUŞUP HİÇ BİR ŞEY SÖYLEMEYEN ADAMIN BASIN AÇIKLAMASI : Yukarıdaki bir sürü basın açıklaması da neyin nesi? Durduk yerde niye Şemdinli. Bakın Beytüşşebap diye bir ilçe var. Niye kimse ondan bahsetmiyor. Yani Şemdinli’nin yolları taştan, bir bomba mı çıkardı hepsini baştan. Bu arada niye “Kürtler uzaya ( nedense onlara dünya dar geliyor, bakın dar ediliyor demedim, çekmeyin be! ), komonisler Moskova’ya, türbanlılar Arabistan’a” dediğimi herkes bir yere çekiyor. Bunu söylememin tek nedeni var. Çok sıkışık oldu burası. Biraz rahat oturalım diye söyledim. Ayrıca her ne kadar yollar yürümekle aşınmasa da kaldırımlar aşınıyor, kamu malına zarar veriliyor, kamusal alanın ırzına geçiliyor! Yer vardı da biz mi yedik!

*

*Yasemin Dalkılıç : 8 dünya rekoru sahibi Dünya Serbest Dalış Şampiyonu milli sporcumuz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here