Yasama çoğunluğunun, yürütme ve yargının siyasi irade önündeki reveranslarını izlerken, yargının temsilcilerinden “hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştık” açıklamaları eşliğinde yeni bir adli yıla daha giriyoruz…

Geçen yıl Adli yılı Saray’da açanlar bu yıl da kapalı devre bir açılış yaparak savunma hakkının temsilcilerine söz vermediler…

Devlet katının bir sakini olarak, özellikle kriz dönemlerinin, olağanüstü hallerin yargısı başka türlü olamıyor… Çatlak seslere, uyumsuz edalara, herhangi bir aykırılığa fırsat tanımamak adına “ben de devletim” diyor…

Hiç kuşku yok ki zamanın değer yargılarıyla, bilimle ve toplumsal yaşamın çok sesliliği ile çatışma halinde olan iktidarlar, yargıyı, toplumu hizaya sokma, dizayn etme araçlarından biri olarak kullanıyorlar…

Olan biteni ne denli iktidar oyunlarının parçaları, hükümranlığın ve sömürü düzenlerinin trajikomik gelişmeleri olarak görmek mümkünse de Kazancakis’in dediği gibi…
“Dünyada çiçek, çocuk ve kuş olduğu sürece korkma; her şey yolunda demektir.”

Yani tarihte görülen bütün sahiplik ilişkilerini kullanarak, her türlü anti demokratik usul ve kurallarla iktidarını sürdürmek isteyenlere karşı eşitlik, kardeşlik ve özgürlük fikri var demektir…

Bu uğurdaki dayanışma ve mücadele ile her türlü haksızlık, dışlama, dayatma bertaraf edilebilir demektir…

Elbette kendiliğinden elde edilen, takvime bağlanan kazanımlar değildir bu değerler…

Belli ki bağımlılık ve yoksunluk yaratan güce ve otoriteye yaslanmayan, vicdanı, fikri, duruşu hür olanların dayanışmasının yaygınlığı ve etkinliğidir toplum yaşamını geleceğe taşıyan…
Ve giderek bu bilinç ve örgütlenmedir daha tarafsız ve daha bağımsız yargının var olma koşullarını sağlayan…

Gerisi ise bana göre laf ü güzaf….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here