Attalos Meydanı’nda eylem yapan KESK Antalya Şubeler Platformu üyeleri, hep birlikte “Vergide Adalet İstiyoruz!” dediler.

Basın açıklamasını okuyan BES Antalya Şube başkanı Devrim Mol, “Adaletsiz Gelir Vergisi Dilimleri İle Maaşlarımızın Eritilmesine Son Verilmeli Gerçek Enflasyon Oranları Üzerinden Kayıplarımız Karşılanmalıdır!” dedi.

Vergi sistemi adaletsiz
Vergide adalet” dendiğinde ilk akla gelenin az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması olduğuna vurgu yapan Devrim Mol, “Adil bir vergi sistemin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin %70’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden %30’u ise tüketimden alınan vergilerden ( KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşmaktadır. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de söz konusu oranlar tam tersinedir.” şeklinde konuştu.

Mücadelemiz sürecek
Devrim Mol taleplerini sıralayarak, “KESK olarak ekonomide yaşanan krizde hiçbir sorumluluk ya da payımız olmadığı halde, krizin faturasının ısrarla bizlere ödetilmek istenmesine karşı tüm kamu emekçilerini bu ortak talepler etrafında birlikte mücadeleye davet ediyor, haklı, fiili meşru mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.” dedi.

VERGİDE ADALET İSTİYORUZ!

Adaletsiz Gelir Vergisi Dilimleri İle Maaşlarımızın Eritilmesine Son Verilmeli Gerçek Enflasyon Oranları Üzerinden Kayıplarımız Karşılanmalıdır!

Milyonlarca kamu emekçisinin, emeklisinin, işçinin merakla beklediği enflasyon rakamları 03 Ocak’da açıklandı. Açıklamaya göre Aralık ayı enflasyonu (TÜFE) bir önceki aya göre %0.40 düşmüş, 2018 yılı enflasyonu ise % 20.30 olmuştur. Temmuz- Aralık dönemini kapsayan 6 aylık enflasyon ise %10,20 olmuştur. Buna göre söz konusu dönemde malum yandaş konfederasyon yönetimi ile hükümet arasında sergilenen danışıklı dövüş ile maaşlarında %3,5 artış yapılan kamu emekçileri ve emeklilerine %6,7 oranında enflasyon farkı yansıtılacaktır.
Her şeyden önce açıklanan veriler; KESK olarak en başından beri dikkat çektiğimiz üzere, enflasyonu düşürmekle değil, kamu emekçilerinin, emeklilerin alacağı enflasyon farkını işçilerin toplu iş sözleşmesi artışlarını düşük tutmak için “topyekûn mücadele” edenlerin çabasının sonuç verdiğini göstermektedir. Ancak bu sonuç ülkede sokağa çıkan, alış veriş yapan, faizden ranttan beslenmeyip ücreti ile, alın teri ile yaşam mücadelesi veren halkın %99’u için bir karşılığı olmayan, buza yazılmış rakamlardan ibarettir.

Çünkü söz konusu resmi enflasyon rakamları, peş peşe gelen zamların, mutfakta, çarşıda, pazarda büyüyen yangının sadece bir kısmını yansıtmaktadır. Masa başında, Ali Cengiz oyunları ile belirlenen bu rakamların her geçen gün yoksullaşan milyonlarca emekçi ailesinin yaşadığı ve giderek derinleşen geçim krizini açıklamak için yeterli olmadığı ortadadır.
Dolayısıyla açıklanan resmi enflasyon ile halkın yaşadığı gerçek enflasyon arasındaki uçurum, ekonomi verilerine takla attırılarak, “bakınız burası çok önemli” tiratları atılarak kapatılamayacak kadar büyümüştür.

İğneden ipliğe tüm temel tüketim maddelerine, temel girdiler olan elektrik ve doğalgaza ardı ardına yapılan zamlarla yaşanan gerçek enflasyonun %50’leri aştığı koşullarda, kuru soğan üreticilerinin depolarına yapılan baskınların, marketlerdeki zabıta denetimlerinin enflasyonu düşürdüğüne inanmak için ya Mart ayında yapılan görev değişikliği ile TÜİK Müdür Yardımcılığı koltuğuna oturan bir ‘bürokrat’ ya onu bu göreve getiren bir hükümet yetkilisi ya da ‘işçi, memur ve emekliye enflasyon zammı müjdesi’ manşetleri atan iktidarın denetimindeki medyada patronu olmak gerekmektedir.

Vergide Adaletsizlik Sürüyor
“Vergide adalet” dendiğinde ilk akla gelen az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasıdır.

Adil bir vergi sistemin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin %70’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden (kurumlar vergisi, servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergiler) %30’u ise tüketimden alınan vergilerden ( KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşmaktadır. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de söz konusu oranlar tam tersinedir.

Birbirinin kopyası bütçelerde toplam vergilerin %70 dolaylı, %30 ise doğrudan vergilerden oluşmaktadır. Toplam vergi gelirlerinin dörtte üçü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren kamu emekçilerine, işçilere, asgari ücretlilere ve tüketicilere yıkılmıştır.

Artık rutin haline gelen aflar, indirimler, yeniden yapılandırmalarla milyarlarca TL kar elde eden holdinglerin, firmaların bir asgari ücretlinin ödediği gelir vergisinden daha az vergi ödediği tüm kamuoyunca bilinmektedir.

Öte yandan 31 Aralık 2018 tarihinde açıklanan Gelir Vergisi tarifesi, çalışanların dilim dilim soyulmasına devam edileceğini ispatlamaktadır. 2019 yılı Yeniden Değerleme Oranı %23.73 olarak açıklanmışken, birinci vergi dilimi %21, ikinci vergi dilimi %17 arttırılmıştır. Bu demektir ki; kamu emekçilerinin çok büyük bir bölümü yılın dördüncü, beşinci ayından itibaren%20’lik ikinci vergi dilimine, önemli bir bölümü de sekizinci aydan itibaren yüzde 27’lik üçüncü vergi dilimine girecektir. Dolayısıyla hükümet emekçilere kaşıkla verdiği enflasyon farkını ve maaş zammını adaletsiz gelir vergisi tarifesi üzerinden kepçeyle geri alacaktır.

Kamu emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının dayanılmaz hale geldiği, emekçilerin ek iş yapmak zorunda bırakıldığı, kredi ve borç batağına saplandığı koşullarda, iktidarın ekonomik krizden etkilenen yüzde 99 yerine, yüzde 1’i oluşturanların talepleri doğrultusunda hareket etmesinin kabul edilemez olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz.

Yaşanan Vergi Adaletsizliğinin Giderilmesi ve Kayıplarımızın Karşılanması İçin:

• Öncelikle vergide adalet ilkesini hayata geçirilmeli, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması için kar ve faiz gelirlerinin, servetin vergilendirilmesine dayalı bir sistem kurulmalıdır
• Asgari ücret tümüyle vergiden muaf olmalıdır.
• İşçilerin, kamu emekçilerinin mevcut maaşlarından-ücretlerinden brüt asgari ücret düşüldükten sonra kalan tutarlara %10 oranlı gelir vergisi uygulanmalıdır.
• Çalışanların vergi yükünün artmaması için vergi dilimleri en az enflasyon ve milli gelir artış oranında (kişi başına milli gelir artışı oranında) artırılmalı, Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine ve vergi dilimi soygununa son verilmelidir.
• Kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır.
• Servet vergisi konulmalıdır.
• Toplanan vergiler savaşa, ranta değil, tüm vatandaşlara ulaşılabilir, nitelikli, piyasadan azade kılınmış kamu hizmetlerinde kullanılmalıdır.
• 2017 yılında yandaş konfederasyon yönetimi ile hükümet arasında varılan mutabakata göre kamu emekçilerinin ve emeklilerinin maaşlarında 2019 yılının ilk altı aylık dönemi için %4 ikinci altı aylık dönemi için %5 artış yapılması kararlaştırılmıştır. Oysa Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programına göre 2019 yılı enflasyon hedefinin %15.9 olduğu açıklanmıştır. Dolayısıyla 5 milyon kamu emekçisinin ve emeklisinin gerçekleşen enflasyonla daha fazla ezilmesine son verilmesi için hükmünü çoktan yitiren söz konusu toplu sözleşme derhal yenilenmelidir.
• Elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, ekmek, toplu taşıma gibi temel ihtiyaçlara yapılan zamlar tamamen geri alınmalı, temel tüketim ürünlerine hiçbir şekilde zam yapılmamalıdır, Temel tüketim maddeleri ve hizmetlerden alınan dolaylı vergiler kaldırılmalıdır.
• Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam tipine ve esnek çalışma, performans gibi güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmelidir.
• Kariyer ve liyakati yok edip torpilin kapısını sonuna kadar açan mülakat, sözlü sınav ve güvenlik araştırması-arşiv kaydına son verilmeli, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmalıdır.
• Tüm kamu emekçilerini kapsayan, adil bir ek gösterge sistemi hayata geçirilmelidir.

KESK olarak ekonomide yaşanan krizde hiçbir sorumluluk ya da payımız olmadığı halde, krizin faturasının ısrarla bizlere ödetilmek istenmesine karşı tüm kamu emekçilerini bu ortak talepler etrafında birlikte mücadeleye davet ediyor, haklı, fiili meşru mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

YAŞASIN KESK YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here