Vakit, özel menfaatler uğruna sıfırlanmak istenen insanın haklarına, özgürlüklerine ve geleceğine sahip çıkma vaktidir.

Vakit kimsenin tekelinde değil. Kimin ne amaçla dillendirdiğinin de hiçbir önemi yok.

Kimi iktidarda kalmak için, kimi de iktidar olmak için vakti “nakit” gibi görür ama esas olan; hali, beklentisi, kaygıları, mahrumiyetleri, çevresinde olan biten ne varsa kendisinde bıraktığı izleri ile yurttaşın “sorgulama” vaktidir…

Elbette herkes biliyor ki seçim, demokrasi, tercih dedikleri bu süreç eşit olmayanlar arasında cereyan etmekte ve toplumun örgütsüzlüğü kadar, egemenin yönlendirmelerine, yasaklamalarına ve dayatmalarına göre şekil alması istenmektedir.

O nedenle yurttaş siyasetin dışında tutulmakta, ona siyasetin bir meslek olduğu, profesyonellere bırakılması gerektiği salık verilmektedir. Zaten bu sayede hem geleceği hem de umutları çalınan hep yurttaş olmaktadır.

Hepimiz farkındayız ki zamanımızda iktidarda kalmak isteyen siyaset tacirlerinin övündükleri bütün yatırımlar kamusal hizmetlerin ticarileştirilmesine, yaşam alanlarımızın piyasalaştırılmasına hizmet etmektedir.

Antalya penceresinden bakacaksak eğer, son dönem öne çıkarılan yatırım paketleri, kadim Boğaçayı Projesi – Konyaaltı Sahili projesi – kentsel dönüşüm ve kavşak düzenlemeleri olmuştur.

Hepsinin ortak özelliği tüketimi teşvik eden, etüde dayanmayan, planlama ilkelerine aykırı ve
ben yaptım oldu bitti projeleri olmalarıdır…

**Ne kavşak düzenlemeleri, ne üst geçitler, ne de raylı sistem, ulaşım master planına dayalı gerçekleştirilmiştir. Kentin bütünü ele alınmadan yapılmışlardır. Özellikle kent merkezlerinde yapılan üst geçitler trafik yoğunluğu, kirlilik, gürültü ve betonlaşmayı beraberinde getirmiştir.
Birer yama gibi sonradan plana işlenmiş olmaları bu siyaset tacirlerinin parçacı ve kısa vadeli çözümden yana olduklarını, esas olarak toplumun geleceğini, gelişimini bir bütün olarak önemsemediklerini ortaya koymuştur.

**Kentsel dönüşüm projeleri de Kepezaltı ve Santral mahallerinde olduğu gibi inşaat şirketlerinin beklentilerine göre düzenlenmiştir. Belediye eliyle arazi çevirme operasyonlarına dönüşen kentsel dönüşüm projeleri kent kimliğine, yaşam alanlarına, dar gelirlilere yönelik birer tehdit unsurları haline getirilmiştir.

**Sahil düzenlemeleri, sahillerin işgal edilmesi sonucunu doğurmuştur. Tek bir çit veya kazık çakılmasına izin verilmeyen sahiller parsel parsel işletmecilere kiralanmıştır.

Büyükşehir Belediyesi, Antalya’lıların elinde kalan en kolay ulaşabilir, gece gündüz serbestçe yararlanılabilir Konyaaltı sahil şeridinin yaklaşık 6 km lik kısmını işletmecilerin işgal etmesine imkan tanımıştır. Bu durum açıkça sahillerin gaspıdır. Çünkü sahiller ticarethane olarak kullanılamaz. Kimseye işletilmesi için veya başka özel amaçlarla tahsis edilemez. Bu durum açıkça yasa ihlalidir…

** Konyaaltı Sahil düzenlemesi Kıyı Kanuna aykırı inşa edilmektedir. Kıyı kenar çizgisi dikkate alınmadığı için dalga boylarının altında kalacak imalatların, dolayısıyla kamu bütçesinin zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bunun dışında bu alanda herkesin serbestçe yararlanabileceği, konut dokunulmazlığı olmayan yapılar yerine, parası olanların yararlanabileceği imalatlar yapılmıştır.

Yapılan ihale ve ihaleyi kazanan firmanın yeniden kiralama işlemlerinde de görüleceği üzere bu alan ve sahil şeridi tamamen ticarileştirilmiştir.

Diğer bir deyişle sahil, deniz ve güneş, iktidarın, yandaşlarının ve işletmecilerin havadan para kazanma aracı haline getirilmiştir.

** Boğaçayı projesi ise tam bir kent pazarlamasına dönüştürülmüştür.
Fransa MIPIM emlak fuarında, Katar, Kuveyt Emirliklerinde, Amerikanın Perkıns + Will global inşaat şirketine, MİMKO yandaş şirketine, “hatırına” bilim insanlarına, sarf edilen paraların,
kamuoyuna yönelik göz boyamalarının, dere kenarında imara açılan alanların, bilim ve akıl dışılığının haddi hesabı kalmamıştır ama bu proje ile yaşanan bütün bu gelişmeler tacir siyasetinin yüz karaları olarak tarihe yazılmıştır.

Dere yatağına denizi sokacağım diye Konyaaltı Sahilinin doğal yapısının bozulacağı, marina yapacağım diye 1.5 km lik sahili geri dönüşümsüz yok edileceği, su, toprak ve tarımsal ürünlerin zarar göreceği umurlarında olmayan bu tacirlerin, aynı şekilde yine bir başka marina uğruna Lara Sahil bandının 4 km lik kısmını betonlaştırmak istemelerinin, Lara Kent Parkında tatil köyü rüyalarından uyandırmanın yegane yolu ve vakti herhalde bu seçimlerde yurttaşların bunlara karşı takınacağı tutum olacaktır.

** Bir zamanların Botanik Parkı olan Akdeniz Kent Parkını ticarileştirerek, AVM ve Su oyunları Parkıyla donatmak isteyen bu yönetim anlayışının, kendileriyle ilgili kentlilerin duygu ve düşüncelerini anlama fırsatı da bu seçimlerde belirlenecektir.

**Yargıdan dönen Kındılçeşme, Phaselis koylarının işletmeciliğe ve tatil köyü yatırımlarına açılması fikrinin sahipleri olarak, siyasi iradenin şimdi de Tekirova/Kleopatra koyuna işgal etmek istemeleri kimseye şaşırtıcı gelmemekte ama artık vakitlerinin tamamlanıp tamamlanmayacağı bu seçim sonuçlarıyla birlikte merakla beklenmektedir.

** Kaş’tan Alanya’ya kadar bütün bir sahil şeridi; hızlı tren, otoban, havaalanı derken koruma alanları, yerleşimler, doğal kaynaklar talan edilirken, değişim değeri yaratılabilecek ne varsa onun üzerinden nemalanmak isteyen bu siyasi irade, elinden gelse havayı da para karşılığı satmayı düşüneceği konusunda ortak bir kanıya ulaşılmış durumdadır….

Zira varlık nedeni olarak sermaye dünyasının kendisini yeniden üretmesine ve bu yolla da kendisine pay kapmak üzere kurulu ittifakların ürünü olan bu anlayışın yoluna devam etmesi demek; insanı değersizleştiren, haklarını ve özgürlüklerini yok sayan, ekolojik sistemi fütursuzca tüketen insafsızlıkların ödüllendirilmesi demek olacaktır.

O nedenle vakit, özel menfaatler uğruna sıfırlanmak istenen insanın haklarına, özgürlüklerine ve geleceğine sahip çıkma vaktidir. Vakit geç olmadan.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here