Mustafa Yahyaoğlu ve şürekasına takmış değilim elbette… Bazı yazıları sadece tarihe not düşmek için yazıyorum. Bu yazıyı da bu minvalde değerlendirmek gerek.

Şüreka dediysem toplamda iki elin parmaklarının sayısını geçmez bu zat-ı muhteremler. Muzaffer Koç, Musa Erdem, Metin Karagöz, Salih Taşçı,.. belki birkaç isim daha.

Peki kim bunlar? Bir tanesi “ Sendikacıya işçi dayağı yakışır” diyerek yumruklatılan eski DİSK Akdeniz Bölge Başkanı merhum Recep Koç’un oğlu. Nasıl bir onurdur ki, babası olmasının ötesinde 70 yaşında bir sendika yöneticisini yumruklatanlarla yana yana durabiliyor.
Bir diğeri  turizm emekçisi olmayan, ne işler yaptığı karışık turizm sektöründe  bir işveren bozuntusu. Ama sürekli bu ekipten ayrılamayan ve sendikadan deyim yerindeyse hiç çıkmayan biri.

Bir diğeri ise aynı zamanda hem disiplin kurulu hem de şube başkanı olmayı içine sindirebilen, üstelik küfürbaz ve kadına şiddet uygulayabilen bir kişilik.

Son dönemde yaşananları hep birlikte izledik. Yaşananları, çıkan yazıları, haberleri tekrar etmeye gerek yok. Ancak tüm bunlara karşı Mustafa Yahyaoğlu ve şürekasının yazdıklarını, söylediklerini…kısaca hatırlamakta yarar var.

Sendikamız yıpranıyor
Yaptıkları haksızlıklar, hukuksuzluklar, ayak oyunları, kadınlara uyguladıkları şiddet…hepsinde aynı bildik tanıdık söylemi görmek mümkün; “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan zor zamanlardan geçiyoruz… Sendikamızı ve mücadelemizi bölmeye çalışıyorlar… Sendikamızı elaleme rezil edecek eleştirilerde bulunuyorlar… Önceden planlamışlardı, Üstelik bu istismarlar sendika üyelerince de yapılmıyor. İşçiler kışkırtılıyor. … Hepsi komplo, hepsi yalan, hepsi sendikamızı ve mücadelemizi yıpratıyor…vs vs…

Yahyaoğlu ve şürekasının amaçları çok açık; Koltuklarını sorgulatmamak, yaptıklarına meşruiyet kazandırmak.

Söyleyecek bir sözleri ve yüzleri yok
Yahyaoğlu ve şürekası yazı ve söylemlerinde insanları sadece yaftalamıyor aynı zamanda hedef de gösteriyor. Tıpkı egemenlerin terör ve terörizm kavramlarını kendi politik çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi kullandıkları gibi. Söyleyecek bir sözleri ve yüzleri olmadığından, sadece yaftalıyorlar ve şüphe yaratmaya çalışıyorlar. Tüm bunları akılları sıra büyük bir incelikle ve ustalıkla yaptıklarını sanıyorlar. Oysa ki aşağıda verdiğimiz birkaç örnekte olduğu gibi yaptıklarına verecekleri inandırıcı yanıtları da yok.

Komplo söylemi
Sendika binası içinde biri eş genel başkan olmak üzere kadınlara şiddet uyguluyor/uygulatıyorlar.

“ Benim İçin Kadın Erkek Fark Etmez” diyen kimdir?“Bu sözün karşılığı nedir?” diye sorulduğunda yanıt yok. Görüntüler çok net ve ortada iken uyguladıkları şiddeti “münferit bir itiş kakış” gibi dile getirerek şiddeti normalleştirmeye çalışıyorlar. “Kurgulanmış, cımbızlanmış görüntüler” deyip akılları sıra geçiştirmeye çalışıyorlar.

“Kadınlara yönelik şiddeti” bir komplo olarak dillendirmeye çalışarak, esas meselenin başka politik husumetler olduğuna işaret etmeye çalışıyorlar. Şiddete uğrayan kadınları adeta birilerinin piyonları olarak ilan ederek tekrar tekrar mağdur etmeye çalışıyorlar. Utanmasalar meseleyi gizli örgütlere bağlayacaklar.

“Sendika binası basıldı ” yalanı
“Sendika binasını bastılar. İçlerinde sendika üyesi sadece bir kişi vardı…” söylemlerini bilerek kullanıyorlar. Bunların yalan olduğunu anlamak için görüntüleri izlemek ve DİSK’in resmi web sayfasına bakmak bile yeterli. https://disk.org.tr/organlar/genisletilmis-baskanlar-kurulu/ linkinden görüleceği gibi DİSK’e göre o gün sendikaya gidenler arasında olan Didem Erkıvanç Türkay, Barış Bergil, Cafer Yelsali halen DİSK’in Genişletilmiş Başkanlık Kurulu üyeleridir. Ancak Yahyaoğlu ve şürekasına göre sendika üyesi bile değiller.

Sendikacıya İşçi Dayağı Yakışır
DİSK Akdeniz Bölge Başkanı merhum Recep Koç’un yumruklatılması olayı:
“Sendikacıya İşçi Dayağı yakışır” yazısı üzerine Mustafa Yahyaoğlu: Bu bahsedilen olaydan sonra, ANTALYA ÖDP İL YÖNETİM KURLU ÜYESİ SEÇİLDİM. İL SEKRETERİ SEÇİLDİM. Anılan yıllarda DİSK’e bağlı OLEYİS Sendikasının Antalya Şube Yönetim Kurulu Üyesiydim. Hakkımda Sendikamızda, Konfederasyonumuzda ya da o günkü partimizde hiç bir soruşturma yada kovuşturma açılmadı. Recep Koç o olaydan sonra 13 yıl daha yaşadı. Muzaffer Koç’la ve ailesiyle, bizim o yıllarda da beraberliğimiz bozulmadı. Bu yazıyı şimdi yazıp paylaşan kişiler, o günkü canlı tanıklarından daha mı iyi biliyorlar konuyu. Terbiyesizce gündem yaratma çabası ve iftiralar. Kime ve neye hizmet etmek istedikleri belli değil. Bir de ANTALYA SOLU adlı bir sayfayı kullanıyorlar.” diye yazıyor.

Yahyaoğlu her zaman olduğu gibi konunun etrafında dolaşıyor. Aslında Yahyaoğlu’na sorulanlar çok basit ve net : Recep Koç yumruklanırken yanında mıydınız? Olay anında ve sonrasında defalarca “Sendikacıya İşçi Dayağı Yakışır” dediniz mi demediniz mi? Sendika yöneticisi olarak DİSK Bölge Başkanı Recep Koç’a Yumruk atan işçi hakkında siz ne yaptınız?

Yahyaoğlu; bunlara dair net bir şey söylemek yerine, klasik bir yöntemle Recep Koç’un yumruklatılmasını iftira olarak niteliyor. Utanmasa bu olayı da gizli örgütlere bağlayacak.

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Şimdilik sadece Yahyaoğlu ve şürekasının işgal ettikleri koltukları kaybetmemek adına tüm bu yaptıklarının er yada geçe hesabını vereceklerini ve sıkı sıkıya yapıştıkları koltuklarını turizm emekçilerine vereceklerini belirtelim. Yahyaoğlu ve şürekası, o gün geldiğinde utançlarıyla baş başa kalacaklar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here