Geçtiğimiz hafta içerisinde Türkiye’nin birçok üniversitesinde üniversitelilere yönelik saldırılar gerçekleşti. Saldırılar yerellerin özgünlüklerine göre farklı biçimler aldı. Saldırıların çoğunluğu ülkücüler tarafından gerçekleştirilirken, bazı üniversitelerde saldırılar polis veya islamcı gençlik örgütlenmeleri tarafından gerçekleştirildi.

Üniversitelilere yönelik bu saldırılar ilk bakışta her yerelin kendine has dinamikleri içerisinde geçmişte de sıkça karşılaşılan olağan saldırılar olarak görülebilir. Ancak daha geniş perspektiften bakıldığı vakit saldırıların yerellerin kendine has dinamikleri içerisinde değil ulusal çapta AKP iktidarı tarafından örgütlenen saldırılar olduğu görülecektir. Saldırıların eş zamanlılığı, şiddet dozajı ve AKP iktidarından farklı isimlerin son dönemde sıklıkla dile getirdikleri üniversiteleri sindirmeye yönelik tehditkar açıklamalar bu görüşü destekleyen veriler olarak gösterilebilir.

Hem haziran direnişi öncesi hem direniş sonrası AKP iktidarına karşı en temel direniş alanlarından biri üniversiteler oldu. Üniversiteler, AKP’ye karşı en temel direniş alanlarından biri olma niteliği haricinde AKP’nin ulusal çapta uygulamaya çalıştığı gerici ve piyasacı toplumsal dönüşümün en temel dönüşüm alanlarından bir tanesi olma niteliğini de taşımaktadır. AKP üniversitelerde uygulamaya çalıştığı her kapsamlı dönüşüm projesinde üniversitelilerin büyük direnişleriyle karşılaşarak geri adım atmak zorunda kaldı. Bu duruma rağmen AKP bu hedeflerinden vazgeçmiş durumda değil, AKP organize ettiği bu saldırılar aracılığıyla geçmişte hayata geçirmeyi beceremediği bu projeleri ileriki dönemde hayata geçirmek için zemin hazırlamaktadır.

Saldırıların çoğunluğunun ülkücüler tarafından gerçekleştirilmiş olması da saldırıların değerlendirilmesi yapılırken göz önüne alınması gereken önemli noktalardan bir tanesidir. Haziran direnişinde palalı saldırı ile ilk emarelerini gösteren o günden bu yana artış gösteren paramiliter-sivil güçler tarafından gerçekleştirilen saldırılar, üniversitelerde bu saldırıları gerçekleştirme kapasitesine sahip güç olması dolayısıyla ülkücüler tarafından gerçekleştiriliyor. Ayrıca saldırıların ülkücüler tarafından gerçekleştirilmesi saldırıların topluma sunumunu karşıt görüşlü öğrencilerin çatışması veya Türk-Kürt çatışması olarak göstermeyi kolaylaştırıyor dolayısıyla AKP’nin bu saldırılardaki sorumluluğunu gizliyor.

Bu saldırılara karşı üniversitelilerin meşru savunma çizgisinde gösterdikleri direniş, gericiliğe ve faşizme karşı mücadelede umutları arttırıyor. Ancak ileriki dönemde bu saldırıların daha kapsamlı şekilde gerçekleştirileceği göz önüne alınırsa bugünden daha nitelikli bir direniş hattının örülmesi gerekliliği görülüyor. Bunun yoluda kendini toplumsal alandan kendini soyutlamayan, ülkede gerçekleşen her direnişle kendini bütünleştiren, haziran direnişinin ortaya koyduğu değerleri kendine şiar edinen ve geleceği kurma iradesine sahip birleşik bir gençlik hareketinin inşasından geçiyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here