Böylece eğitim bireysel bir olgu olarak tanımlanıp bir meta konumuna indirgendiğinde, eğitim hizmetinin meta olarak algılanması bu hizmetten yararlananların da bir kullanıcı ücreti ödemesi gerektiğine bağlanmışdır.

Üniversite sisteminin günümüzdeki evrimine bakıldığında bu terimi yapmamız kaçınılmaz hale geliyor.

Geleneksel üniversite anlayışı, insanlığın gelişim sürecinde siyasal toplumu, özerk, eşit, bilimsel, kollektif varoluş sorununu, kar amaçlı üniversitecilik ise piyasa toplumunu, iktisadi ve tek tip insan modeli ile bireysel başarı olarak nitelendirebileceğimiz bir olguyu öne çıkartıyor.

Böylece yaşam, çalışma yaşamına indirgeniyor ve çalışma yaşamı ile sorgulayan araştıran siyasal yaşam birbirlerini dışlayan ayrımlar olarak sunuluyor. Bunun sonucunda tek seçenek olarak istenilen öğrenci modeli müşteri durumunda bırakılıyor.

Bunun en somut örneği; Akdeniz Üniversitesi’nde yeni kurulan ve bünyesinde Burger King gibi firmaların da bulunduğu, kısmi ve tam zamanlı olarak çalışanlarının büyük kesimini öğrencilerin oluşturduğu bir ticarethane kültürünün geliştiği Yakut Alışveriş Merkezidir.  Bununla beraber dış sermaye üniverCity’nin bünyesine yerleşmekte, müşteri ve ucuz iş gücü hizmet potansiyeli olan öğrencilerinden faydalanma kapıları, farklı bir yolla açılmış olmaktadır

Bu sayede maddiyata dayalı eğitim hakkının yanında mekân anlayışı da burjuva kültürünü ön plana çıkartarak öğrenci sınıflaşmasını da sağlamış oluyor. Öte yandan okulda öğrencinin barınma sorunu, yurt ihtiyacı varken eğitim alanı içerisine, alan dışı ve Türkiye’de bir ilk olarak, iş adamları yatırımlarıyla ve belediye iş birliğinde 1500 kişilik Dev Cami projesinin temelleri atılıyor. Gerekçe olarak ; kampus alanında fakülte binası bile bulunmayan İlahiyat Fakültesi uygulama cami olarak gösteriliyor üniverCİTY’de  : )…

İktisadi geliri yüksek, kariyer amaçlı eğitim modelleri üniversite eğitiminin diğer bütün hedeflerinin önüne geçiyor ve bu tür hedefleri temel alan üniversitelerde kar amacıyla hareket eden sıradan kapitalist bir şirketten farksız hale dönüşerek bilimsel eğitimden uzak bir kurum şirket haline geliyor.

Öğrencinin ve üniversite bileşenlerinin eğitimlerini ve kişisel gelişimlerini sağlamak amaçlı yapılmış en doğal ve bedelsiz kullanım hakkı olan spor kompleksi (yüzme havuzu, fitnes salonu gibi..) alanlarının belirli saatler ve günlerde çeşitli ücretlere tabii tutularak öğrenciye ve bileşenlere verilmesi gereken zorunlu hizmetin dışında görüldüğü takdirde kar amaçlı sunulması kaçınılmazdır.

Bunlar yetmezmiş gibi başka ilkler arasında olan üniversitenin kendi bünyesindeki asıl amacı üniversitelerarası yarışmalara hazırlık, kapalı konser salonu, kulüp tanıtımlarının yapıldığı bir yer olarak gösterilen alanı, dış piyasanın hizmetine sunarak ve çeşitli yerlere reklam kartvizitler gibi ilanlarda düğün, nişan, sünnet gibi organizasyonlarınız Akdeniz Üniversite’sinde diyerek duyuran ve doyumsuzluğun hat safhada olduğu bir eğitim kurumunda ne derece nitelikli, bilimsel eğitim olduğu ve aracın ne kadar amaç dışı kapitalist bir mantıkla yönetildiği ve kullanıldığı açıktır.

Günümüzde geleneksel üniversite modelini temsil eden kar amacı gütmeyen kamusal ve özel üniversiteler hemen hemen bütün ülkelerde ezici bir ağırlığa sahip olmakla birlikte, kâr amaçlı üniversiteciliğin yükselişi bu yapıyı bozmaya başlamasıyla üniversite eğitiminin metalaşmasına hız kazandırmıştır

Böylece eğitim bireysel bir olgu olarak tanımlanıp bir meta konumuna indirgendiğinde, eğitim hizmetinin meta olarak algılanması bu hizmetten yararlananların da bir kullanıcı ücreti ödemesi gerektiğine bağlanmışdır

Bu durumda da sınıfı geçme konusunda verilen eğitimin yetersiz düzeyde ve geçme notunun verilen eğitimle aşina bir sonuç doğuran hal yetersiz not alan ve derslerini yükseltmek isteyen öğrencilere “yaz okulu”adı altında özünde devletin ücretsiz vermesi gereken eğitim hakkını metalaştırarak alınmak istenen her dersin fakülteler arası farklı dengelerde paylaşıldığı kredili sistem uygulanıyor ve bu durumda alınmak istenen ders kaç kredi ise dersin kredi sayısı ile çarpılıp ücretlendiriliyor ve bu durumda öğrenciye tek ve zorunlu bir seçenek olarak sunuluyor sonucunda emekçi ve halk çocuklarına üniversitenin her alanında girmek için çeşitli engeller sunuluyor ve bu sömürü girişte har(a)ç parası, adı altında toplanan okul dönemi boyunca devam eden en doğal hak olan barınma ve yemek ücreti, okul dosyası ve diploma için ödenen ücretler ve de bahsettiğimiz gibi artık çoğu üniversitede bulunmayan kaldırılan  “yaz okulu” har(a)ç almanın devamı olarak sunularak ücretsiz eğitim görme hakkı tamamıyla gasp ediliyor.

AKePe’nin neo-liberal politikaları sonucu eğitimin kamusal niteliği hızla bozulmaya başlanmış sermayeye özel okullar adı altında eğitime müdahale olanağı tanınmıştır bir yandan okullar sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillendirilirken, diğer yandan ’da üniversiteler kamusal hizmet yükümlülüklerinden uzaklaştırılıp, piyasa koşullarına uygun hizmet üreten ve bu hizmeti basta öğrenciler olmak üzere “müşterilerine satan ticari kurumlar olarak yeniden yapılandırılmakla beraberinde, çok ama yetmez diyerek yoluna devam eden mevcut iktidar, YÖK’ün yeni yasasıyla ’da devlet üniversitelerindeki eğitimin fiyatı özel okullarla eşitlenmekte, emekçi ve halk çocuklarına üniversite kapılarını kapatmakta, burjuvazinin bu üniversitelerdeki yararlanma biçimi önündeki tüm engeller kaldırılmaktadır.

Mevcut eğitim üniversite  sistemini sermaye sınıfı lehine köklü dönüşüme uğratarak  kültürel,finansal,siyasal ve kurumsal alt yapı tamamlanmıştır bundan sonraki aşama yasal ve anayasal prüzlerin tamamen temizlenerek kar amaçlı yeni eğitim modelinin önünün tamamen açılmasıdır.Anayasa ve YÖK’ün değiştirilmesi taleplerini birde bu açıdan bakmak gerekir.. sonuç olarak eğitimin metalaşması öğrencinin ise müşterileşmesi ‘ dir ÜNİVERCİTY’de…

Amerikancı sistem himayesindeki yandaşların değil asıl yetki  ve söz sahibi olan öğrencilerin egemenliğindeki özerk, demokratik bir üniversite mücadelesinde; düzen,karşıtı veya onu eleştireni sindirme tasfiye etmeyi hedeflemiş, bu durum da sindirme politikasını uygulayan korku imparatorluğunu üniversiteye hakim kılan bu duruma karşı bizler Antalya Akdeniz Üniversitesi Gençlik Muhalefeti  olarak mücadelemizi devrimci eylemlerimizle özgürlüğümüze ve üniversitemizin gerçek sahibi olarak haklarımızı alana kadar devam edip sürdüreceğimizi belirtiriz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here