Öncelikle yürek dolusu bir MERHABA… Her yıl sezon başı ve sezon sonu olmak üzere iki kez gözden geçirilen turizm de elde edilmesi gereken hedefler ve elde edilen hedefler üzerine konuşuyorduk. Bu sefer ise sezonun ortasında bu konuda konuşmak gerekti. Aslında sezon sonunun nasıl olacağı üç aşağı beş yukarı belli… Çok turist az gelir… Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Turizm istatistiklerine göz atalım. Antalya’ya 2018 Ocak- Temmuz arasında gelen turist sayısı 6.693.939 turist olarak gerçekleşti. Bu rakamın bir bölümünü yurtdışında yerleşik TC vatandaşlarının Türkiye ye Antalya havalimanından veya deniz limanından giriş çıkışları oluşturuyor. Fakat bu önemli bir yüzde tutmuyor. Gene Türki Cumhuriyetler denilen Kazakistan, Kırgızistan, Azerbeycan ve Özbekistan’dan veya Ukrayna, Rusya vs ülkelerden çalışma, staj ve ticari amaçlar için turist olarak gelip kalanlarda belli bir yüzde oluşturmaktadır. Son olarak yukarıdaki ülkelerden çocuk, yaşlı ve engelli bakımı için de Antalya’ya belli bir yüzde oluşturan çalışan da girmektedir. Bu 6.693.939 turistin kaçının bu amaçlarla ülkeye giren ve kalanlardan oluştuğunun tespit edilmesi zor bir iştir.

Ülke ülke bakıldığında ise; Antalya’ya 2.621.608 turist Rusya Federasyonundan gelmiştir. İkinci sırada ise 1.117.623 kişiyle Almanya’dan gelen turistler vardır. Üçüncü sırada 434.256 turistle Ukrayna yer alıyor. Genel olarak Antalya’nın turist profilini oluşturması gereken batılı turistin yerini Orta Doğu, Rusya ve eski doğu bloğu almıştır. Buralardan gelen turist sayısı 4.327.623 olmuştur. Geleneksel pazarlarımıza ise sadece 2.366.316 satış yapabilmişiz.

Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta ise Antalya’nın aldığı turist profilinde “Her Şey Dahil” sisteminin yaygınlaşmasıyla başlayan değişim, artık tepe noktasına çıkmıştır. Euro Dolar Pound karşısında eriyen TL değeri sonucu çok ucuz hale gelmesine rağmen hala Antalya’ya gelen batılı turist sayısı çok düşüktür. Kendi paraları da Dolar, Euro, Pound karşısında eriyen ülkelerden gelenlerin oluşturduğu turist profili olumsuz bir yapının varlığını işaret etmektedir. Bize gerekli olan turist profili, mevcut turist profili ile zıtlık göstermektedir. Turist seçmek gibi bir lüksümüz kalmamıştır. Oysaki otellerin pazarlama stratejileri kapsamında belli yüzdelerle müşteri almak çok önemli bir avantaj sağlamaktaydı. Bu sayede bir veya birkaç pazarda olan olumsuz değişim fazla bir zarar görmeden giderilmekteydi. Şimdi ise çok oynak bir zeminde kalmış durumdayız. BDT ülkeleri ve Orta Doğu’da olacak kriz ortamları-ki bu coğrafyada sık sık krizler olmaktadır- bizi alternatifsiz bırakabilir.

Son olarak keskin bir şekilde düşen yabancı ziyaretçi ve yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edilen turizm gelirlerinin yıllara göre dağılımı tablosuna bir göz atalım;

YABANCI ZİYARETÇİ VE YURT DIŞINDA İKAMET EDEN VATANDAŞ ZİYARETÇİLERDEN ELDE EDİLEN TURİZM GELİRLERİNİN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

–2018 İLK 6 AY

Düşüşteki keskinlik turizmde elde ettiğimiz gelirin düşüklüğünü göstermektedir. Türkiye 2013 yılında en çok turist çeken 6. Ülke idi. 2016 yılında ise dramatik bir düşüşle kendisine 44. Sırada yer bulabildi.

2018 yılında ise turist başına yapılan harcamanın daha da düşeceği kesindir. Bu da turist sayısının artışının aslında aldatıcı olduğunu asıl olanın turizm gelirleri olduğunu gösteriyor. Eğer bu hızla ucuzlamaya devam edersek 2023 yılında batılı turistin büyük bir kısmını kaybedip, turizmimizin tamamını ucuz müşteri alan eskimiş, yenilenememiş, kimliksiz sahillerde yapılan 2. Sınıf turizme hazır olalım.

Turizm hakkında çok şey anlatabiliriz. Fakat olması gerekenin henüz çok uzağındayız. Ne yazık ki kısa veya orta vadede ne Antalya turizminde ne de Türkiye turizminde umutlu olmak için sebebimiz kalmadı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here