ASAT, TÜREL YÖNETİMİNİN ÖZEL İŞLETMESİ DEĞİLDİR.

ASAT, kanunsuz Büyükşehir talimatına sığınamaz.

Bilindiği gibi Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT), su ve Kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla her türlü tesisi kurmak ve işletmek üzere Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak 2560 sayılı Kanun gereğince kurulmuş kamu tüzel kişiliği olan bir kuruluştur. Kuruluş ve faaliyetine ilişkin bağlı olduğu mevzuatı vardır…

Örneğin ASAT Su havzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliğinin 5. Maddesi 10 fıkrasında
“Aksu Çayı, Boğaçay ve benzeri alüvyonel akifer özelliğindeki, yeraltısuyu temin edilen su rezervuarlarını besleyen derelerden, kum ve çakıl çıkarılması amacıyla kum ocağı açılmasına izin verilmez..” hükmü yer almaktadır.

11. Maddesinde ise “Aksu çayı, Boğaçay ve kollarına, havza içerisinde bulunan yerleşim yerleri, sanayi tesisleri ve işletmelerde üretilen atıksuların hiçbir arıtma işlemine tabi tutulmadan verilmesi yasaktır….” Denilmektedir.

Yine bu doğrultuda “Koruma Alanları ve Bu Alanlarda Uygulanacak Yöntemler Yeraltısuyu Koruma Alanlarında Uygulanacak Yöntemler” başlığında yer alan 6. Madde e fıkrasında “ Bütün deniz kıyısı bölgelerinde, yeraltısuyu kalitesinin korunması amacıyla, tuzlu su girişimini önleyecek emniyetli çekim tespitlerinin yapılması gereklidir…..” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer bir deyişle ASAT’ın başlıca görevlerinden biri de yönetmeliklerinde bizzat ismi belirtilerek altı çizilen Boğaçay ve kollarını korumak kollamak, yer altı sularını denizin tuzundan uzak tutmaktır.

Ama buna rağmen görmekteyiz ki ASAT kanunsuz talimatlara göre hareket etmekte, suça ortak olmaktadır. Görev tanımının dışında faaliyet göstererek korumakla yükümlü olduğu Boğaçayına ve dolayısıyla Konyaaltı sahiline zarar vermektedir.

04.01.2108 günlü 19668146-755.01 sayılı yazısı ile ASAT Genel Müdürlüğü,

**2016 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi talimatıyla Boğaçayı nehrinin Akdeniz’e deşarj olduğu noktadan membaya doğru yaklaşık 1500 metrelik güzergahta yat limanı yapılmasına karar verdiklerini, bu amaçla bütçesi Büyükşehir Belediyesine ait olmak üzere “Boğaçay, Çandır Çayı ve Göksu (Karaman) çayı Taşkın ve rüsubat kontrolü kısmi ön ve kat’i projeleri ile ihale dokümanlarının Hazırlanması işi” için 19.04.2016 tarihinde işin ihalesi karar aldıklarını…
** Daha sonra da 2017 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesinin yeni bir yazılı talimatıyla Boğaçayı nehrinin Akdeniz’e deşarj olduğu noktadan membaya doğru yaklaşık 750 metrelik bölümünün teknik şartlarının da gerektireceği biçimde bölünerek ihaleye esas olarak hazırlanmasını istediği için 22.06.2017 tarihinde bu işin ihalesi kararını aldıklarını açıklamaktadır…

Bu faaliyete verilen isim ise kent sakinlerinin aklıyla alay eder gibi “Boğaçayı Taşkın Koruma ve Rüsubat Kontrolü amaçlı düzenleme yapımı” dır.

Hiç kuşku yok ki bir kamu kuruluşu ile bu kadar oynanmamalıdır… Ama ASAT da Büyükşehir Belediyesine bağlı olması nedeniyle kendisini kapıkulu ilişkilerinin bir parçası olarak görmemelidir. Kendi görev tanımı dışında ve açıkça kuruluş amacına ve mevzuatına aykırı kanunsuz bir talimatın uygulayıcısı olmaya rıza göstermek, aynı suça ve neden olunacak zararlara ortak olmak demektir.

Aklı fikri parada pulda, gösterişte ve piyasacılığın hayal dünyasının peşinde olan yerel yöneticilerin dere rejimine müdahale etmek istemeleri, görsellik adına dere yatağını denizle doldurmak için yatağı 1.5 metre kazılması talimatı vermeleri karşısında, herkesten önce bu uygulamaya kurumsal olarak ASAT’ın karşı çıkması gerekirken, bu duruşu gerçekleştiremediği gibi bizzat uygulayıcısı olabilmeyi kabullenebilmesi hoş görülebilir bir durum değildir.

Oysa mevzuatı gereği ASAT her şeyden önce dere rejimini bir bütün olarak korumakla mükelleftir.

Buna rağmen ASAT, her yıl tekrarlanması kaçınılmaz olan, kum çakıl ocaklarından daha da tahripkar bir şekilde Boğaçayından kum ve çakıl çıkarılması görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Bu yolla rüsubat akımının denizle buluşmasını engelleyecektir. Dere yatağında daralmaya neden olacak şekilde kenarlara beton duvarlar örerek, 1.5 metre derinlikte kazılan dere yatağının içine denizi alarak bütün bir çevreyi ve su kaynaklarını tuzlanma etkisi altında bırakacaktır.

Hiç kuşku yok ki ASAT, mevzuatını ihlal ederek dere rejimine, kıyı rejimine zarar vermektedir.

Çok açık ki kıyı yasasında yer alan “ Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez…” hükmünü de ihlal eden ASAT, bütün bu uygulamalarından sonra kanunsuz Büyükşehir talimatına sığınamaz.

Görsellik adına dere yatağında denizi havuz niyetine kullanmak için her yıl milyonlarca lira kamu bütçesine zarar verecek bu kanunsuzluğu uygulamak ASAT ın görevi değildir.

Listede yer almadığından dolayı ÇED raporu verilmediği gibi gerekçelerle, kamusal bir görev bu denli hafife alınarak da kötüye kullanılamaz… Proje maliyetinin ASAT bütçesinden çıkmamasını hafifletici bir neden olarak değerlendirmek de mümkün değildir. Zira ASAT görevi olmadığı halde mesaisini, personellerini, kaynaklarını bu kanunsuz işe tahsis etmesi bir yana, itiraz etmemesi bile görev tanımına aykırılık teşkil eder.

ASAT’dan beklenen, kendi faaliyet alanında, işçilerinin can güvenliğini sağlayacak koşullarda görevlerini yerine getirmesini sağlamasıdır… Daha kısa bir süre önce önlemsiz ve kötü koşullarda çalıştırılan 2 işçimizin yaşamını yitirmiş olması unutulmamalıdır…

Türel yönetiminin, her ne pahasına olursa olsun kamusal alanları piyasalaştırma hedeflerinin uygulayıcısı olmak ASAT’ın işi değildir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here