İdari kararla fay hattının bile değiştirilebildiği ülkemizde, Konyaaltı sahil düzenleme projesi, güya iş bitiricilik adı altında planlama ilkelerinin, akıl, bilim ve doğa yasalarının hiçe sayılmasının bir başka örneği olmuştur.

Suçlu mu arıyorsunuz (1) ve (2) başlıklı yazılarda kumsal kullanımının esas olarak büfe işletmecilerine bırakıldığını, sahil düzenlemesindeki yapıların ise kıyı kenar çizgisine yaklaşma mesafeleri ve toplumun yararlanmasına açık olup olmamaları bakımından yasal düzenlemelere aykırılıklar taşıdığını belirtmiştik.

Ancak yasaya aykırılıklar ve keyfilikler ne yazık ki söz konusu sayılanlarla da sınırlı değil.

1- Proje sahibi Büyükşehir Belediye Başkanı ısrarla yarışma sonucu elde edilen projenin aynen
uygulandığını ve herhangi bir değişiklik yapılmadığını ileri sürmektedir. Oysa yarışma şartnamesine belirtildiği gibi yarışma projesi 420.000 m2 lik alan için yapılmıştır. Ve birinci seçilen projenin seyir terası başta olmak üzere uygulanmayan ve değiştirilen bölümleri olduğu bilinmektedir. Şu anda uygulamaya konulan projenin alanı ise 1.000.000 m2 olduğu açıklanmıştır.

Bu durum, yarışma etiğine aykırı olduğu kadar, planlama ilkelerinin ve kentin bütüncül planlanma ile ele alınması gerektirdiği anlayışın tamamen bertaraf edildiğini, yaz boz bir planlama ile sahil düzenlemesinin gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır…

2- Yarışma sonrası süreçte Akdeniz kent parkı ticari alan haline getirilmiştir. Yönetim planında
sözü edilen ve uluslararası ödüllere layık görülen “mini city”, korunması gereken bu kamusal değer yerle bir edilmektedir. Parkın içine yeni bir AVM ve ticari ünitelerle birlikte halihazırda 50.000 m2 lik kapalı alan yaratılmıştır. Bu yapılaşmanın ve yoğunluğun getirdiği yük, proje yarışmasında göz önüne alınmadığı gibi yönetim planında da yer almamaktadır…

3- Aynı şekilde yarışma sonrasındaki süreçte Akdeniz bulvarında, liman kavşağına kadar uzanan turizm alanları, %20 yapı yoğunluğu eklenerek konut ve ticaret alanları haline dönüştürülmüştür.

Konyaaltı Belediyesinin ve Büyükşehir Belediyesinin ortaklaşa çıkar çevrelerine yönelik gösterdikleri bu müşteri memnuniyeti yaklaşımları sonucunda deniz ile kent sakinleri arasına örülen beton perdeler çirkinlik abideleri olarak yükselmeye devam etmektedir.

Yarışma aşamasında planında yer almayan bu yapılaşmaların alt yapı, ulaşım, nüfus bakımından getireceği yükler kadar, alan kullanımında ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarının göz önüne alınmadan hareket edilmesi, daha şimdiden sahil projesinin yasa dışılıklarıyla birlikte “ben yaptım oldu” “benden sonrası tufan” projelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır…

4- Toplu taşımacılığın temenni düzeyinde kalması, otopark düzenleme yetersizliklerinin yanı sıra, kıyı bandının arka alanındaki yerleşimlerde daha şimdiden sorun üreten dar ve elverişsiz karayolu ağı da ortaya koymaktadır ki; bu koşullarda kıyı bandında tek şeritte geliş/gidişe açık karayolu ile sahil şeridinin yayalaştırılmasının sağlanmasından daha çok, düğümlenmiş bir araç trafiğine; gürültü, eksoz ve gaz kirliliği ile boğuşulmasına, otopark mafyalarının etkinliklerine zemin hazırlanmış olacaktır.

Kıyı bandının tamamen araç trafiğinden arındırılmaması ve kent planının bütünlüğü içinde sahil ve ulaşım düzenlemesinin ele alınamaması nedeniyle; bu proje de daha doğmadan, kendisinin neden olacağı sorunlarla yaşam alanlarını içinden çıkılmaz hale getireceği, Kent Konseyinin de görüşü olarak açıklanmıştır.

5- Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenleme Projesi Alan Kullanımı Yönetim Usul ve Esaslarına
göre alanın işletilmesi bizatihi Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılabileceği gibi kısmen ya da tamamen belediye şirketleri, iştirakleri veya 3. Kişilerce de işletilebileceği belirtilmektedir.

Alan yönetimi Büyükşehir Belediyesinin bünyesinde yer alan Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ile Zabıta Daire başkanlığı personelleri ile gerçekleştirilecektir.

Alan yönetimini ise denetim Kurulu (AYDK) denetleyecektir. Denetim Kurulu 12 kişiden teşekkül edecektir. Bu kişilerin 8’i Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yer alan daire başkanlığı temsilcilerinden, 4 ü de ATSO, Kent Konseyi, AESOB ve AKTOB temsilcilerinden olacaktır.

Yani Konyaaltı sahili projesinin uygulanmasını denetleyecek olan kişilerin sekizi Büyükşehir Belediyesinin talimatlarına göre hareket edecek kişilerdir. 3 ticaret örgütünün temsilcisi 1 adet de kent konseyi temsilcisi yanında hiçbir Sivil toplum temsilcisine yer verilmemiştir. Bu haliyle kabul edilen yönetim planına göre AYDK da yer alacak temsilcilerin zaten sahil işgaline, piyasa şartlarına göre işletmeciliğe evet demeye rıza gösterecek olan kuruluşlarla sınırlı tutulmasında şaşılacak bir durum bulunmamaktadır…

6- Geçmiş yılların pratiği olarak kıyı büfelerinin ve sahil işgallerinin daha da genişlemesinin
engellenmesine yönelik yönetim planında temenni dışında düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum kent sakinlerine işgallerin ne kadar sürede genişlemeye başlayacağı konusunda tahmin yürütmekten başka bir seçenek bırakmamaktadır

7- Bu projenin işletmeciliği konusunda sonuçsuz kalan ihale koşulları göz önüne alındığında, 29
yıllığına çıkarılan ihalede istenen 130 milyon TL ihale bedeli; Büyükşehir Belediyesinin bu alandan yıllık asgari 6 milyon TL ve ayrıca cirodan %1 pay beklentisi içinde olduğunu ortaya koymuştur… Diğer bir deyişle işletmecilerin bu parayı çıkarabilmeleri için sahile yaklaşanların ayakbastı parasına dahi ihtiyaçları olacaktır. O nedenle işletmecilik koşullarının ihale pratiğinin devamı olması durumunda kumsal işgallerinin genişlemesi kaçınılmaz olacaktır. Halk plajları denilen koridorların ise birer şerit olarak kalma riski yüksektir. O nedenle hiç abartmadan belirtilmelidir ki, bu alan yalnızca parası olanların yararlanabileceği bir cazibe merkezi olarak düzenlenmektedir.

8- Bu projenin bakan emri ile karayolu düzenlemesini ve kıyı kenar çizgisi engellerini aştığı
açıklanmıştır. Bu açıklama, idari kararla fay hattının bile değiştirildiği ülkemizde, bu projenin de güya iş bitiricilik adı altında planlama ilkelerinin, akıl, bilim ve doğa yasalarının hiçe sayılmasının başka bir örneği olduğunu ortaya koymuştur.

9- Ne yazık ki kimi meslek örgütlerimiz daha baştan bu projenin bu haliyle ortaya çıkmasının ve  uygulanmasının parçası haline getirilmişlerdir. Yasal koşullar sağlanmadan, yarışma etiği bir kenara bırakılarak, uygulanacak alanın ve projenin her türlü değişikliğe uğratılabileceği keyfiyetinin Büyükşehir Belediyesine teslim edilmesi, böylesi yasa dışılıkların ve kente karşı işlenen suçların boyutunu alabildiğine genişletmiştir.

Genel Merkezi “kıyı kenar çizgisi ihlali var, bu proje sorunludur” açıklamasına yönelik, şubesi meslek odasının sessiz kalması ama Büyükşehir yönetiminin “sana ne oluyor” ben şubenle işi bitirdim açıklaması yapabilecek kadar kabul edilemez yaklaşımlar ve ilişkiler ağı bu proje künyesinde yerini almıştır.

10- Kamusal hizmetlerin kamusal yarar doğrultusunda hayata geçirilmesinin uygulayıcısı ve
takipçisi olarak görev tanımları yapılmış kurum ve kuruluşların piyasacı yönetim anlayışlarının elinde daha fazla heba edilmemesi bütün toplumun çıkarınadır. Belli ki Konyaaltı sahillerinin iki yakasını birleştirelim derken, kamu çıkarı kavramı adı altında özel çıkar beklentilerini öne çıkaranlar bu proje ile bir kez daha yakalarını ele vermişlerdir.

O nedenle kent sakinlerinin, bağımsız, bağlantısız demokratik kitle örgütlerinin hiç zaman geçirmeden bu tür uygulamalara ve yönetim planlarına itiraz etmeleri, tutum almaları, dava yoluna gitmeleri, sahil kullanım haklarının, kentli haklarının gaspına karşı demokratik tepkilerini ortaya koymaları daha da beter uygulamalardan kurtulmalarının yegane yolu olacaktır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here