Kamusal alanlarımıza ve sahillerimize yönelik çevirmeler, işgaller ve yasa dışı uygulamalar artarak devam ediyor. Kamusal varlıklarımız, kamusal alanlarımız artık bizzat kamu otoritesinin tehdidi altındalar…

1)  Antalya Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz günlerde “Konyaaltı Sahili Mimari ve Kıyı Düzenleme Projesi Alan Kullanımı Yönetim Usul ve Esasları” adı altında bir yönetim planı açıkladı.

Anayasa ve Kıyı Kanunu hükümlerine aykırı olan bu yönetim planı ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı sahillerini özelleştiriyor, ticarileştiriyor. Bunu yaparken Boğaçayı’ndan Büyük Limana kadar olan sahil şeridini ise tamamen gözden çıkardığını ilan ediyor…

Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı sahili adı altında Varyanttan Boğaçayı’na kadar düzenleme yapmakta ve bu sahil boyunca yapılacak büfeler için sahil işgalini meşrulaştırmak istemektedir. Her büfenin önünde kiralamaları için 192 şezlong ve şemsiye yerleştirilecek boyutta, koordinatlarını belirleyerek (adeta parselleyerek) işletmecilere sahil boyunca sınırları tanımlanmış “işgal” imkanı sağlanıyor.

Bu haliyle denilebilir ki Konyaaltı kumsal kullanımı/kıyı bandı esas olarak kıyı büfelerine teslim edilmektedir.

Bu durum Kıyı yasası Madde 6 – Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olacağı… hükmüne aykırıdır. Değil 192 şezlong tek bir şezlong yeri dahi büfelere tahsis edilmemesi gerekir.  Hele hele koordinatları gösterilerek ticari amaçlarla, sahilin eşit ve serbestçe yararlanma imkanını ortadan kaldırılması sonucu yaratacak böylesi bir uygulama açıkça görevin kötüye kullanımıdır.

Çünkü yasaya aykırı olarak fiili durum yaratan ve bu durumu güvence altına alarak korumak isteyen  kamu otoritesi bu amaçla yönetim planı hazırlamış ve meclisin onayına sunmuş bulunmaktadır.

2)  Üstelik yönetim planındaki açıklamadan kıyı bandında mevzuatın elverdiği sayıda büfe yapılacağı anlaşılmaktadır. Yani aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2 ‘yi geçmeyen büfelerin her birinin önünde denize kadar 192 adet şezlongun ve şemsiyelerinin kaplayacağı alan her bir büfe için 500 m2 den az olmayacaktır.  Böylece bu yönetim planı ile Varyanttan Boğaçayına kadar her 150 metrede oluşturacaklar büfelerin önünde sahil boyunca 500 er m2 lik  sahil işgallerinin önü açılmaktadır…

3)  Yönetim planında, büfelere tahsis edilen alanlar arasında kalan boş alanlara “Toplumsal barış ve kıyının herkese açık olması ilkeleri açısından” halk plajı denileceği belirtilmektedir.
Gerçekten trajikomik bir durumla karşı karşıyayız. Sahil zaten halkındır. Sahil şeridinde büfe işletmecilerine tahsis edilen alanlar arasında kalan ara boşluklara “kıyının herkese açık olması ilkesi” gereği “halk plajı” olarak adlandırılması yasa hükmünün çarpıtılmasından ve kamusal yetkinin kötüye kullanımından başka bir anlam taşımamaktadır.

Çünkü bu ilke resmi makamların halka yönelik bir lütfu değildir. Resmi görevlilerin esas görevi sahil şeridinin olduğu  gibi eşit ve serbestçe kullanımının sağlanmasından ibarettir.

Nitekim aynı yönetim planında, 4 adet 192 şezlongluk bölümün Büyükşehir Belediyesi tarafından  ücretsiz olarak halkın kullanımına tahsis edileceği, bu alanların korunması ve bakımından sorumlu olacağı düzenlemesi de ortaya koymaktadır ki bu uygulamanın bütün bir sahil boyunca gerçekleştirilmemesi için hiçbir neden bulunmamaktadır.

Kaldı ki mutlaka şezlong, şemsiye için alan işgalinde ısrar edilmesinin de gereği bulunmamaktadır…

Esas sorun sahilde kalıcı şezlong işgaline yer verilmemesi, hiçbir alanının hiç kimseye özel olarak tahsis edilmemesi ve sahilin parsellenerek, kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyecek, bu alanlardan herkesin eşit koşullarda yararlanma hakkını kısıtlayacak ve özel mülkiyet/ özel tasarruf ilişkisi kurulmasına neden olacak nitelikte ve nihayet bu parsellerde yalnızca parası olanların yer alabileceği kullanımların önüne geçilmesidir… Sorumlu kamu görevlilerinin öncelikli görevi budur…

4)  Diğer bir anlatımla “Kıyıdan yararlanma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 43. maddesine göre, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılar, özel ilişkilere konu olamazlar. Doğasına uygun olarak, genellik, eşitlik ve serbestlik ilkeleri gereği herkesin ortak kullanımına açık bulunmalıdırlar ve bunlardan yararlanma, ancak kıyının herkese açık olması ile mümkün olabilir. Kıyıların ortak kullanımını düzenlemek, yararlanmaya ilişkin karar ve önlemleri almak kamuya ait bir yetkinin kullanılmasıyla olanaklıdır. Nitekim Medeni Kanun’un 715. maddesine göre kıyılar, sahipsiz mal olarak kabul edilen yerlerdendir ve devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Diğer bir anlatımla, sahipsiz mallar, doğal nitelikleri gereği özel mülkiyete elverişli olmayan kamu mallarıdır. Kıyılar, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu mallarıdır.”

5)  O nedenle sahil şeridinde ayrıştırıcı olan ve parası olanların kullanımına tahsis edilen alanlar yaratarak, kanuna karşı yönetim planı hazırlayarak, kamusal alanlarımızı ticarileştiren Büyükşehir Belediyesi yönetimi sahilde büfelere tahsis edilen alan uygulamasından mutlaka vazgeçmelidir.

Aksi takdirde yapılan iş kamu otoritesi eliyle suç ve suçlu yaratmak ve onu korumak olacaktır.

Suçlu mu arıyorsunuz… ?  devamı var…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here