Antalya’da etkili olan sağanak, alt geçitlerde su birikintisine neden oldu. Bazı araçlar, göle dönen yollarda mahsur kaldı. Yağış nedeniyle Side Antik Kenti’nin içinde yer alan Tyche Tapınağı ve sütunlu cadde de sular altında kaldı.

Antalya kent merkezi ve ilçelerinde geçen pazar günü başlayan ve önceki akşam saatlerinde etkisini artıran kuvvetli yağmur, yaşamı olumsuz etkiledi. Yağış nedeniyle kent merkezindeki bazı alt geçitlerde su birikintisi oluştu. Bazı araçlar, Aspendos Bulvarı’ndan havalimanı yoluna çıkan Cırnık alt geçidinde biriken su nedeniyle mahsur kaldı. Alt kısmı sulara gömülen araçlar, çevredekilerin yardımıyla göle dönen yollardan çıkarıldı.

ARAÇLAR ZOR İLERLEDİ

Manavgat’ta, dün öğleden sonra başlayan yağış, akşam saatlerinde şiddetini artırdı. Durmaksızın yağan yağmur nedeniyle bazı mahallelerdeki evlerin zemin katlarını su bastı. Manavgat’ın içinden geçen D-400 yolunun Çakalderesi mevkisinde, suyun yükselmesi nedeniyle ulaşım, bir süre kontrollü sağlandı. İlçe merkezinde bulunan birçok caddede ve sokakta oluşan su birikintisi nedeniyle araçlar, ilerlemekte güçlük çekti. Su baskınlarına Antalya Büyükşehir Belediyesi itfaiye ve Manavgat Belediyesi fen işleri ekipleri müdahale etti. Evlerin zemin katlarına dolan sular, motopomplarla boşaltıldı. Side Mahallesi’nde de etkili olan yağış nedeniyle Side Antik Kenti içinde yer alan Tyche Tapınağı ve sütunlu cadde de sular altında kaldı.

Sürekli aynı şeyleri yaşıyor, aynı haberleri okuyoruz, sorumlular ise üzerlerine alınmıyor.

Sorumlu yağmur değil, hükümet ve yerel yönetimler

Yetkililer ve yandaş medya “Sorumlu Yağmur diyerek sorumluluklarını gizlemeye çalışsalar da, yaşanan her kuvvetli yağışta benzer görüntülerin ortaya çıkması, meselenin sadece yağış miktarıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Doğa olaylarını felakete çeviren, merkezi ve yerel yönetimlerin yanlış politikaları ve uygulamalarıdır. Giderek daha sık ve yakın aralıklarla yaşadığımız bu felaketler karşısında gerekli önlemler alınmadığı takdirde, çok daha acı sonuçlar doğuracaktır.

Her şeyden önce bilinmelidir ki, yerleşim yerlerinde yaşanan sel felaketlerinin temel nedenleri, iklim değişikliğinden ziyade, plansız ve çarpık kentleşme, yetersiz altyapı ile merkezi ve yerel yönetimlerin kentleri rant politikalarına teslim etmesidir.

Başta metropoller olmak üzere, Türkiye’deki kent yapılaşması betonlaşma ve asfalt üzerine oluşturulmuştur. Yeşil alanların hızla yapılaşmaya açılması, kent ormanlarının yok edilmesi şehirlerimizin doğal dokusunu ortadan kaldırmıştır. Doğayla barışık olmayan bu kentsel yapılaşma nedeniyle, yağış ve yüzey suları toprak tarafından emilememekte, hızla akışa geçerek şehrin daha alçak kesimlerinde ve alt geçitlerde sel, taşkınlara ve su baskınlarına neden olmaktadır.

Yağmur suyunu tutması gereken yeşil alanlar birbiri ardına ortadan kaldırılırken, beton ve asfalt zeminde hızla akışa geçen suyu tahliye etmesi beklenen altyapı, drenaj ve kanalizasyon sistemleri de ihtiyacı karşılamamaktadır. Son yıllarda birbiri ardına yapılan çok katlı binaların ve kentsel dönüşüm uygulamalarının yükünü kaldırmaya uygun altyapı yenilenmesi yapılmamıştır.

Kentleri teslim alan bu rant politikaları, suların doğal akış yolları olan dere yataklarının ve taşkın alanlarının bile yapılaşmaya açılmasına neden olarak, felaketin boyutlarını daha da artırmaktadır. Plansız ve çarpık kentleşme, tarım arazileri üzerine kurulan yerleşim yerleri, yok edilen orman alanları, bilinçsizce müdahale edilen dere yatakları ve kıyılar yaşadığımız felaketlerin temel nedenidir. Sorumlusu da yağmur suları değil, hükümet ve yerel yönetimlerdir.

Daha büyük felaketler yaşanmaması için bugüne kadar sürdürülen ranta dayalı kentleşme anlayışı derhal sona erdirilmelidir. Yeterli altyapı ve doğayla barışık kentler inşa edilmelidir. Kent yönetimleri, belediye imkânlarını rant ve siyasi çıkarlar için değil, kentin ihtiyaçları için kullanmalıdır.

Bilimin ve aklın sesine kulak verilmeli
Merkezi ve Yerel yöneticilerin bu rant hırsı, ülkeyi felaketlere sürüklemektedir. Daha büyük felaketler yaşamamak için bir an önce bilimin ve aklın sesine kulak verilmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here