Hukuksuzca beni ekmeğimden edenlere

6 Nisan 2016 tarihinde hukuksuzca siyasi bir talimat ile beni işten attınız. Yaptığınız ile gurur duyuyor olmalısınız. Sizin gibi düşünmeyen birini devlet kadrosundan temizleyerek görevinizi en layıkıyla yerine getirdiniz. Görev kutsal, emir demir, koltuk sağlam…

Önce 2016/4 Başbakanlık Genelgesi kapsamında (Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında) üzerime suç atmaya çalıştınız. Aradığınız suçu bulamadınız. Ama siz bir devlet kurumunun yerli ve milli olma hassasiyetiyle yılmadınız. “Hizmet içinde görevin gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” suçunu işlediğime kanaat getirerek amacınıza ulaştınız. 10 yıllık birlikteliğimizi tek bir soruşturmayla sonlandırdınız.

Şimdi de mahkeme kararını uygulamayarak bağlılığınızı yerine getiriyorsunuz. İşten atarken yaptığınız işlem, mahkeme kararı ile hukuksuz bulunarak iptal ediliyor. Ama bu kimin umurunda değil mi? “Hukuki” ve “fiili” olarak mahkeme kararının uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek insan zekâsını hafife alıyorsunuz. “Mahkeme kararı işime gelmiyorsa uygulanması mümkün değildir” felsefi olarak güzel bir motto. Fakat hafife aldığınız insan zekâsı, düşündüğünüz kadar aptal olmayabilir.

Sayenizde İdare hukukunu öğreniyorum. Esaslar, Usüller, İçtihatlar, yürütmeyi durdurmalar ve nice hukuki kavramları öğrenmeme sebep oldunuz. Ayrıca ekmeğimden ederek, açlıkla terbiye etmeye çalıştığınız şahsım, 2 yıl geçmesine rağmen hâlâ hayatta. Sizin terbiye etmeye çalıştığınız kişi olmadım. Hâlâ umuda ve geleceğe olan inancım devam ediyor. Üzgünüm. Karanlığınız, inancımı köreltemedi.

İnanın sizin ailenizden daha mutlu ve sizin arkadaşlarınızdan daha iyi dostlarım var. Her geçen gün sizin için üzülüyorum. Nasıl bu kadar soğuk ve ifadesiz olabiliyorsunuz? Nasıl hep kaybederek kazanıyorsunuz? Neden sevgisizliğe bu kadar anlam yükleyerek kendinizi küçültüyorsunuz? Kadroya dahi almadığınız bir 4/C’li anketöre zulüm yapmaya çalışarak ne tür mesaj veriyorsunuz? Kafamda oluşan bu soruların cevabını sizden öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

Sevgili TÜİK, 2 yıllık ayrılığımızın ardından -siz istemeseniz bile- yakında tekrar bir araya geleceğiz. İyi kötü günlerimiz oldu. İstanbul’da başlayıp Antalya’da sonlandırdığınız ilişkimiz yeni ufuklara yelken açacak. Satırlarıma son verirken tüm içtenliğimle gözlerinden öper, haklıların haklı olduğu gerçeğini kulağına bağırmak isterim. Saygılarımla…

Size karşı platonik duyguları kaybolmayan eski dostunuz GÜVEN TÜRKAY.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here