DİSK’e bağlı Devrimci Turizm İşçileri Sendikasının Eğitim Daire Başkanı Barış Bergil ile son dönemde yaşanan gelişmeleri konuştuk.
Sendikasız işçi olabilir ama işçisiz sendika olamaz. Turizm işçileri, sendikasına sahip çıksın. Bu sendikayı turizm işçileri yönetsin.

Sizi tanıyabilir miyiz?:
Ben Barış Bergil, Turizm Ve Otelcilik mezunuyum. 2009 yılından beri turizm sektöründeyim. Şu an bir otelde resepsiyonist olarak çalışıyorum. 2013 yılında sendikaya üye oldum. 28 Aralık 2014 Tarihinde Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Merkez Genel Kurulunda Eğitim Daire Başkanı seçildim.

Sendika içinde ne sorunlar yaşadınız?
Sendikanın yüzü hep içeriye dönük oldu. Dışarıya dönük iş yeri örgütlenmesi yapamadık. Gereksiz iç tartışmalar, gereksiz toplantılar yapıldı. Konuşulan hiçbir şey pratiğe dökülemedi. Mustafa Yahyaoğlu’nun pratikten anladığı şuydu: kendi denetiminde, onun kararlarıyla, sendika Facebook sayfasını beğenenlerle iletişime geçmek. İnternetten üye avcılığı yapmaya çalışıldı. Kendiliğinden üye olan işçilerle iletişime geçilemedi. İş yeri örgütlenmesi yapılamadı. Sendikaya çay içmeye bile işçi gelmiyordu. Sendika, emeklilerin çay içmek amacıyla toplandığı kıraathane olmuştu. Bu anlattıklarım küçük sıkıntılar gibi görünebilir. Ama bu zihniyet, ben merkezli ve insanları devamlı kontrol etmeye çalışan, her şeyi ben bilirim diyen bir anlayışın tezahürüydü. Eş Genel Başkan Didem Erkıvanç Türkay’ın önerileri, dinlenilmeden ve altı doldurulmadan karşı çıkılıyordu. Sendika için masa açılma önerisi geldiğinde “iyi açın o zaman”, veya İşten atılan üye arkadaşlarımıza destek amaçlı Leman Kültür Cafe’de eylem yapalım önerisine “iyi siz yapın o zaman” gibi bir anlayışla karşılaşıyorduk. Kollektif değil “tek adam”a doğru giden bir anlayış görülüyordu. Sıkıntılar büyümeye devam etti.

Sizin İçin Kırılma Noktası Ne Oldu?
Benim için kırılma noktası, sendika anahtarlarının değiştirilip geri verilmemesidir. Mustafa Yahyaoğlu sendika genel merkezden tasfiye ettiği Didem Erkıvanç Türkay ve Ali Karabudak’a karşı tutumu çok kötüydü. Yahyaoğlu, İsnat ettiği, suçladığı hiçbir şeyi kanıtlayamadı. Düşünsenize sendika genel merkezde 9 yöneticiyiz ve sadece 2 kişide anahtar var. Bu durum bile, sendika benimdir, işçiler sendikaya giremez anlamına geliyor. Yahyaoğlu kendince cepheleşme yarattı. Eğer ortada bir cephe varsa önce kendine bir baksın. Haksız, hukuksuz, istemediğini dışarı atan, sendika bilgisayarlarını kullandırmayan bir zihniyet var ortada.

İkinci kırılma noktam ise Sendikanın Ankara temsilci ile Genel Örgütlenme Uzmanının haksız yere görevden alınmasıdır. İstanbul ve Ankara’da sendikal örgütlenme güçlü olmaya başlamıştı. Üye sayısı gittikçe artıyordu. Bu örgütlenmede en çok mücadele eden iki arkadaşımızı haksız yere görevden aldı. Biz buna karşı çıktık. Ankara ve İstanbul’da üye sayısı sürekli artarken Antalya’dan müdahale edilmesi trajikomik bir durumdur. Sebep göstermeden hakim olamadığı her şeyi ve herkesi tasfiye etmeye başladı.

Üçüncü kırılma noktam ise İstanbul’da mücadele yürüten, sendika üye sayısının yarısından fazlasını örgütlemiş arkadaşlarımın görevden alınmasıdır. İstanbul Şube yönetimi, Yahyaoğlu’nun kendi çıkarları doğrultusunda feshedildi. İşçi sınıfı mücadelesi veren arkadaşlarım, hiçbir zaman bu mücadeleden vazgeçmedi.

Haksız, usülsüz, yalan ve iftira dolu bir şekilde iki genel merkez yöneticisi arkadaşımla beraber disipline sevk edildik. Beni ağır kınama istemiyle disipline sevk ediyorlar. Bende buna göre savunmamı yapıyorum. Ama bir de ne göreyim. 6 ay süreyle görevden el çektirilmişim. Aleni olarak yaptıkları bu üç kağıt yargıdan döndü. Antalya 5. İş Mahkemesi bu haksızlığa son vererek, bu yalana ortak olanlara tokat gibi cevap verdi. Şu an itibariyle görevlerimize iade edilmiş durumdayız. Bundan sonra Mustafa Yahyaoğlu’undan özür ve istifa bekliyorum. Bunca yalan ve iftiranın bir bedeli olması gerektiğini düşünüyorum. İşçi sınıfının daha ağır sorunları var.

Böyle ayak oyunlarıyla vakit geçirecek bir zamanda değiliz.

Devrimci Turizm İşçileri Sendikasının Antalya Şube Delege Seçiminde yaşananları anlatır mısınız?
Sendika Tüzüğünde hepimizin imzası var. Tüzükte her şey yazar. Sendikanın omurgasını temsil eder. Kendileri de bunun altına imza attı. Tüzükte açık olarak 500 üyenin altında olan yerlerde delege seçimi yapılmaz yazıyor. Herkes doğal delegedir. Antalya Şubenin üye sayısı (buna Manavgat’ta açılan Doğu Antalya şubesi de dahil) 200’ün altındadır. Şube delege seçimini üye işçilerden kaçırarak yapmaya çalıştılar. Biz öncesinde bazı işçilerden duyum alarak delege seçimi yapılacağını öğrenmiştik. Bu usülsüz durumu duyurmak için haber yaptık. Haber yaptıktan sonra yani delege seçiminden 1 gece önce bazı üyelere mesaj gönderilerek çağrı yapılmış. Turizm işçileri çalışıyor, 1 gece önceden yapılan çağrıya katılmaları mümkün değil. Eğer dedikleri gibi delege seçimi yapılacaksa bu işçilere çok önceden bildirilmeliydi. İşçilerde ona göre izinlerini ayarlayabilirlerdi. Ama maalesef oldu bittiye getirmek istediler. Biz, bu işçi düşmanlığına karşı göz yummadık. Saat 09:30 gibi sendikamıza giderek bu usulsüzlüğü kayıt altına almaya çalıştık. Tüzüğe aykırı hareket ettiklerini, bu yaptıklarının yanlış olduğunu ifade ettik. Antalya Şube Yönetim kurulu üyesi arkadaşımız Aziz Demiralay, şube yöneticisi olmasına rağmen delege seçiminden haberi olmadığını ve karar defterini görmek istediğini belirtti. Bizi sendika dışına çıkarmaya çalıştılar. Bunun üzerine tartışma yaşadık. Suçlu oldukları için sinkaflı küfürlerle saldırmaya başladılar. Daha önce sendikada mobbinge uğrayan Didem arkadaşımızla dayanışma için gelen Peri ablaya fiziki şiddet uyguladılar. Bu şiddetten sonra arbede yaşadık. Bizim anlayışımızda kadına şiddete yer yoktur. Yapılan tüm usulsüzlüğü kayıt altına alarak tutanağımızı tuttuk.

Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sendikasız işçi olabilir ama işçisiz sendika olamaz. Turizm işçileri, sendikasına sahip çıksın. Bu sendikayı turizm işçileri yönetsin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here