“İçinde yer aldığımız zeminleri kendimize benzeterek barışın gerçekleşmediğini görmemiz gerek. Barış mücadelesi ancak toplumun vicdanını harekete geçirmekle toplumsal güç haline gelebilir. Kendi vicdanımızın kölesi olmak yerine, toplumun vicdanının sesini dinlemeliyiz.”

                                                                                                                 (Hakan Tahmaz- Barış Meclisi Üyesi)

        Bu yazının başlığını “BARIŞTAN DERS ÇIKARMAK” diye yazmak isterdim. Ama insanlık henüz barışı tanımıyor, bilmiyor, yaşamamış. Çünkü insanlığın biraz net bilinen iki bin yıllık geçmişinde toplam olarak ancak seksen yıl savaşsız geçmiş. Bu çok kafa yorulması, incelenmesi gereken bir konu. İnsan bilmediği, tanımadığı, alacağı, vereceği olmayan birbirini niye öldürür? Onları öldürmek için niye silahlar yapar? Niye bu silahları geliştirir? Yetmedi yüzbinlercesini bir kerede öldürmeyi neden ister? İstemeden mi yapar? İstemiyorsa kim yaptırır? Yaptıranlar da ölür mü? Onlar ölmüyorsa neden hep elleri silahların tetiğinde olanlar ölür, öldürür?

        Dün Dünya Barış günüydü. Antalya Cumhuriyet Meydanı’na barışı isteyen ve savunan iki kişi gelecekse biri; yüzlerce kişi gelecekse yine biri ben olayım diye Döşemealtı’ndan kentin merkezine indim. Deniz Mahallesi’nde ara sokaklardaki bir bakkaldan Birgün gazetesini alarak ana caddeye çıkmak istedim. İlk polis noktasından aranarak geçtim. Toplanma alanı olan Aydın Kanza Parkı’na geldim. Değerli eğitimci Yavuz Ali Sakarya’nın bir önce Yumurta Parası adlı sonn kitabımla ilgili yazdığı yazıyı görmek için Körfez Gazetesine uğradım. İkinci sayfanın tamamının bana ayrılmış olduğunu görünce sevindim. Onu da alarak caddeye indim. Bir aramadan daha geçtim. Sayıca bizden çok olduğunu sandığım silahlı, donanımlı polis kordonu eşliğinde yürüyerek Cumhuriyet Meydanı’na girerken herkes bir kere daha arandı. Polis poşetimin içindeki Birgün’ü görünce bir arkadaşına yüksek sesle sordu:

        “Ç.! Birgün gazetesi alana alınması yasak olan gazete miydi?

        Arkadaşı duymadı sanırım, ikinci kez seslendi.  Yine yanıt alamadı. Üçüncüde ne yanıt aldığını fark edemedim ama “Geç!” deyince geçtim. Anladım ki bazı gazetelerin alana alınmaması için bir karar var, Birgün de onlardan biri olabilir.

        Kısa bir süre sonra alandan ayrıldım. Düşünmeye başladım. “Barış günü ilan edilen bir günde bir gazete alana neden alınmak istenmez? Ellerinde gazeteden, kafalarında fikirden başka silahı olmayan bu insanlar neden bu kadar tehlike sayılır? Güvenlik güçleri ne kadar bir zamanda, hangi eğitimleri alarak bizleri düşman gibi görüyorlar? Oysa barış ortamı onlar için de çok güzel bir ortam.

        Eve geldiğimde gazeteleri, notlarımı incelediğimde de şunları gördüm:

        1-İkinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939’da başlamış. Savaşa karşı olmak anlamında 1 Eylül günü Dünya Barış Günü olarak kabul edilmiş.

        2-80 yıldır yerkürenin hemen her yerinde savaşlar sürmekteymiş.

        3-Dünyadaki bu çatışmalardan dolayı 70 milyon insan mülteci konumundaymış.

        4-Savaşların çoğu Müslümanların yaşadığı Ortadoğu ve İslam ülkelerinde yaşanmaktaymış. (Bu ülkeler Suriye, Irak, Filistin, İsrail, Yemen (Ortadoğu); Afganistan, Pakistan, Hindistan, Myanmar (Asya’nın güneyi); Motiranya, Mali, Burkina, Nijer, Nijerya, Libya, Çad, Kamerun, Orta Afrika, Sudan, Güney Sudan, D. Kongo, Uganda, Etiyopya, Kenya, Somali (Kuzey ve Orta Afrika).

        Demek ki insanlık 74 yıl önce 6 Ağustos 1945’te, ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasından dolayı 145 bin kişinin; Nagazaki’ye atılandan da 70 bin kişinin ölmesinden ders almamış.

        Demek ki insanlık savaşa karşı savaş açmadıkça savaşların ortadan kaldırılamayacağını; her savaşın insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülükler zincirine bir halka daha eklediğini öğrenememiş.

        Demek ki insanlık savaşların insanlığın bütün kazanımlarını yok ettiğini; eğer barış istiyorsak bugüne dek savaşları üretmiş olan toplumsal koşulların değişmesi gerektiğini bilmiyor.

        Demek ki insanlık bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini  savaşa süren emperyalist hırsızların çıkardığını görmüyor.   

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here