KESK Antalya Şubeler Platformu, Eğitim-Sen Antalya Şube binasında gerçekleştirdiği basın toplantısında, baskıların gözaltıların tutuklamaların kendilerini yıldıramayacağını, demokrasi taleplerini inançla ve inatla sürdürmeye savunmaya devam edeceklerini belirttiler.

Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı ve KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kadir Öztürk’ün okuduğu açıklamada,” AKP Hükümeti tarafından ülkemizin temel sorunlarını geride bırakmak ve kendi iktidar güvenliğini sağlamak için sürdürdüğü savaş politikalarına karşı çıkmak ve barış istemek insanlık borcudur. Bizde kuruluş amacımız olan emek barış ve özgürlük taleplerini dün olduğu gibi bugünde sahip çıkıyoruz. Bu saldırı politikalarında da emekli sendika üyelerimizin de içinde bulunduğu on kişi savaşa hayır dedikleri ve barışı savundukları için gözaltına alındılar. Arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını kınıyor ve derhal serbest bırakılmalarını istiyoruz. Savaşa karşı çıkmak ve barışı istemek suç ise biz de bu suçu işliyoruz. Tüm Antalya kamuoyu bilmelidir ki baskılar gözaltılar tutuklamalar bizi yıldıramaz demokrasi talebimizi inançla ve inatla sürdürmeye savunmaya devam edeceğiz.” vurgusu yapıldı.

Açıklamaya destek veren Tüm Emekli Sen Antalya Şube Başkanı Mustafa Ayar, gözaltına alınanlar arasında üyelerinin olduğunu belirterek, “ Arkadaşlarımız barışı savundukları için gözaltına alındılar. Savaşa karşı çıkmak ve barışı istemek suç ise biz de bu suçu işliyoruz. Süreci takip ediyoruz , arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.” dedi

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLEREİ
SAVAŞA KARŞI BARIŞI SAVUNMAK İNSANLIK BORCUDUR

AKP’nin iç ve dış politikada yaşadığı sıkışmışlıktan kurtulmak için başlattığı Afrin operasyonu, yoğun ve ‘tek taraflı’ propaganda eşliğinde sürdürülüyor. İktidar, operasyona gerekçe olarak her ne kadar ‘sınır güvenliği’ni gösterse de, asıl amacın hem iç, hem de dış politikada yaşanan sorunları geri plana itmek, çeşitli yönlerden sorgulanmaya başlanan hükümetin elini güçlendirmek olduğu çok açık.

OHAL’in etkisiyle giderek ağırlaşan ekonomik ve toplumsal sorunlar, işsizlik, enflasyon, taşeronların kadro talebi, metal işçilerinin peş peşe aldığı grev kararları vb. gibi gündemlerin giderek artan savaş çığlıkları arasında şimdiden kaybolup gitmeye başladı. Savaş isteyenler, açık açık ve savaş propagandası yapanlar ‘kahraman’ ilan edilirken, ‘Savaşa hayır’ diyenler, ölümü değil yaşamı savunanlar ve barıştan yana olduğunu söyleyenler tehdit ediliyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ya da linç edilmeye çalışılıyor. Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen, Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş gibi bazı işçi ve memur konfederasyonları, ne kadar ‘sivil’ oldukları tartışmalı olan kimi ‘sivil toplum örgütleri’, yazılı ve görsel medyanın çok büyük bir bölümü, bugüne kadar iktidar karşıtı gibi görünüp onlarla aynı dili ve söylemleri kullananlar, AKP’nin iktidarını ve yeni rejimi tahkim etme stratejisine doğrudan yedeklenmiş durumda. Sendikaların ekonomik, demokratik ve sosyal haklar mücadelesinde olduğu kadar, yapıları ve bileşimleri gereği savaşı ya da ölümü değil, ısrarla ve inatla yaşamı ve yaşatmayı savunmaları gerekir. Kendisini emek örgütü olarak ifade eden bir sendikanın işçiler, emekçiler ve halklar için yıkım anlamına gelen bir konuda iktidar ve patronlarla aynı safta yer alması büyük bir çelişkidir.Savaş politikalarından en olumsuz etkilenenlerin işçi, emekçi ve halklar olduğu bilinmesine rağmen, ağızlarını her açtıklarında savaşı ve ölümü kutsayanların karşısında olmak, barışı, yaşamı ve yaşatmayı savunanların yanında yer almak, herkesten önce emekçilerin ve sendikaların sorumluluğu ve görevi olmak zorundadır. Kendileri gibi düşünmeyenler dışındaki herkesin hedef gösterildiği, sürekli tehdit altında olduğu, hukukun uzun süredir askıda olduğu, en temel hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı bir ülkede ne emekçilerin hak mücadelesi vermesi ne de eşit ve özgür bireyler olarak barış içinde, bir arada yaşamaları söz konusudur.
Bu nedenle işçi ve emekçiler için tek seçenek, iktidarın savaş politikalarına değil, sadece ve sadece barışa taraf olmaktır. Hem ülkenin, hem de emekçilerin çıkarları bunu gerektirir.

AKP Hükümeti tarafından ülkemizin temel sorunlarını geride bırakmak ve kendi iktidar güvenliğini sağlamak için sürdürdüğü savaş politikalarına karşı çıkmak ve barış istemek insanlık borcudur. Bizde kuruluş amacımız olan emek barış ve özgürlük taleplerini dün olduğu gibi bugünde sahip çıkıyoruz. Bu saldırı politikalarında da emekli sendika üyelerimizin de içinde bulunduğu on kişi savaşa hayır dedikleri ve barışı savundukları için gözaltına alındılar. Arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını kınıyor ve derhal serbest bırakılmalarını istiyoruz. Savaşa karşı çıkmak ve barışı istemek suç ise biz de bu suçu işliyoruz. Tüm Antalya kamuoyu bilmelidir ki baskılar gözaltılar tutuklamalar bizi yıldıramaz demokrasi talebimizi inançla ve inatla sürdürmeye savunmaya devam edeceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here