Antalya ’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamındaki ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ne polis engeli.

Antalya Kadın Platformu tarafından düzenlenen ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ kapsamında kadınlar, saat 18.30 sırasında Atatürk Caddesi’ndeki Hadrian Kapısı önünde bir araya geldi. Ellerinde döviz ve pankartlarla burada bir süre slogan atan kadınların yürüyüşüne polis engel oldu.

Bugün Üçkapılar’dan Attalos a yürüyerek yapacağımız eylemin polis tarafından engellenmesiyle Üç Kapılar da okuduğumuz basın metnini paylaşıyoruz. İstanbul’da plastik mermilerle saldırdığınız kadınlar bizim yol arkadaşlarımızdır,kız kardeşlerimizidr! Onlar İstanbul dan biz Antalya’dan, Türkiye’nin dört bir yanından sesleniyoruz, seneye yine alanlarda olacağız!

Antalyada kadınlar 9 Mart 2019 Cumartesi saat: 14.00 Aydın Kanza Parkında toplanarak Cumhuriyet Meydanına yürüyecekler.

Patriyarkayla Uzlaşmıyoruz! Yaşasın Feminist Mücadelemiz!

Geçen 8 Mart’tan bu yana türlü türlü cinsiyetçilikle, feminizm düşmanlığıyla, trans fobi ve homofobiyle, şiddetle mücadele etmeye devam ettik. Onlar baskıyı arttırdıkça biz isyanı daha da yükselttik, dayanışmayı büyüttük. Bu yıl da tüm renkliliğimiz, direncimiz ve birbirimizden aldığımız güçle alanlardayız!

Şiddetin olduğu gibi krizin de faturasını bize kesen erkek devlet ve kapitalizm, kadınları daha da yoksullaştırmaya devam ediyor. Bir yandan güvencesizliğe mahkum edildik bir yandan da işten çıkarmaların ilk hedefi haline geldik. Dünyanın dört bir yanında var olan; iş yerinde mobbinge, ayrımcılığa ve hak gaspına karşı cevabımız, 297 gündür grevde olan ve bugün kadınların kazanımıyla grevi sonlandıran Flormar işçilerinin sözlerinde saklı. Flormar dan aldığımız direnişin güzelliğini İspanya’dan Arjantin’e, uluslararası feminist greve gönderiyoruz!

31 Mart yerel seçim maratonu da cinsiyet eşitsizliği ile başladı. Belediye meclisleri üyeliklerini, başkan adaylıklarını erkeklerle dolduran partilerin kadınlarla ilgili tek sözü cinsiyetçi seçim vaatleri oldu. Kadınların iradesiyle seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, muhalif kadınlar içerideyken adaletli bir seçim zaten beklemiyoruz. Ama o koltukları da size bırakmıyoruz! Politikanın dinle belirlenmediği, eşitlikçi, demokratik, barışçıl, şeffaf, özgürlükçü bir ülkede yaşama talebimizden vazgeçmiyoruz!
Haksız tahrik indirimleriyle katillerin, tecavüzcülerin sırtını sıvazlayan erkek yargı şimdi de “intihar” diyerek katilleri aklıyor. Cinsel saldırıya uğradıktan sonra 20.kattan atılarak öldürülen Şule Çet davasında, katilin avukatının savunması bugünkü erkek egemen sistemin en büyük yansımasıydı. Ne bakirelik kaldı konuşulmadık ne de içki içmesi. Ama biz kadınlar da konuşacağız. Şule’nin intihar etmeyip öldürüldüğünü, delillerin karartılmaya çalışıldığını, ne içki içmenin ne de gece dışarı çıkmanın tecavüze ve öldürmeye gerekçe olmayacağını tek tek herkese anlatacağız! Ve bunu sadece Şule için yapmayacağız. İstanbul’da iş yerinin 3. Katından atılarak öldürülen ve intihar denilen Aysun Yıldırım için de susmayacağız! Sorulmadık tek bir hesap, takip edilmedik tek bir dava bırakmayacağız!
2018 yılında erkekler 477 kadını öldürdü, Antalya ise 30 kadın cinayetiyle Türkiye’de ikinci sıraya yükseldi. Adından kadını, içinden adaleti çıkaran bakanlıklar için sayıdan başka bir şey ifade etmeyen bu rakamlar Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadelede sınıfta kaldığının en büyük göstergesi. 6284 sayılı kanuna, İstanbul sözleşmesine her fırsatta saldıran gerici ve erkek medyaya utanç raporu olarak gönderiyoruz bu rakamları. Açlık sınırının altında verilen nafakalarla kadınların zenginleştiğini söyleyen, toplumsal cinsiyet derslerinin toplum yapımıza uymadığını iddia eden, çocuk istismarına “küçüğün rızası” veyahut “mağdur aileleri kurtaracağız ”diyerek yasayı geçireceğini söyleyenlere de seslenelim. Buradayız ve yakanızı bırakamıyoruz. Haklarımızdan da vazgeçmiyoruz!
Nerede, nasıl, saat kaçta bulunmamızın makbul olduğunu tayin etmeye çalışanlar, giydiğimiz ayakkabıdan çalıştığımız işe kadar karışanlar, LBTİ olmaya hastalık diyenler, yıllardır başörtülü kadınlar üzerinden mağdur edebiyatı yapıp, Merve Demirel gözaltına alınırken taciz edildiğinde, ”telaşın verdiği yanlış bir hareket” diyenler sizleri de unutmadık. Bu hayat bizim diye çıktık bir kere yola, sözümüzden dönmüyoruz. Duymayan bilmeyen kalmasın; bu feminist isyan hiç durmadı, durmayacak!

YAŞASIN FEMİNİST MÜCADELEMİZ!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here